Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17871 E. 2023/10417 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/17871
- Karar No
- 2023/10417
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1154 E., 2021/437 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/312 E., 2019/43 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın Karaca Tük. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme kapsamında borçlu firmanın ödemede gecikmesi neticesinde Gaziantep 13. İcra Dairesi'nin 2017/104259 esas sayılı takip dosyası üzerinden borçlu firma ve kefilleri hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takip işlemlerine başlandığını, davalının haczi kabil malının bulunamadığını, ancak mal kaçırma ve ızrar kastıyla, Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, Şehirgösteren Mahallesi, 345/1 ada/parselin tapuya kayıtlı 1.276,25 m² bağının 19878 /316792 hissesini 28.07.2016 tarihinde, kendisinin borca acz halini bilen diğer davalı ...'ya muvazaalı olarak devrettiğini belirterek taşınmaz satışına ilişkin bu tasarruf işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; diğer davalı ...'yu tanımadığını, aralarında herhangi bir akrabalık, tanışıklık vs olmadığını, taşınmazı işlerinin bozulması nedeniyle sermaye bulmak amacıyla devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalıdan yapmış olduğu taşınmaz alımının gerçek olduğunu, davalı ...'yı tanımadığını, aralarında herhangi bir akrabalık, tanışıklık vs olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nun, davacının alacağını sonuçsuz bırakmak saikiyle taşınmazları gerçek olmayan bir satışla davalı ...'dan bedelsiz olarak devralmış olduğuna, davacıya zarar vermek kastıyla hareket ettiğine ve davalı ...'yı tanıdığına ve içinde bulunduğu mali durumu bildiğine ilişkin, tasarrufun iptalini gerektirir ölçüde dosyaya yansımış herhangi bir iz ve emarenin olmadığı, taşınmaz hisselerinin tapuda gösterilen satış bedeli ile gerçek değeri arasındaki fahiş farkın tek başına satışın muvazaalı olduğuna ve alacaklının zararına hareket edildiğine ilişkin kastı oluşturmuş sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taşınmazın satışına ilişkin bedelde muvazaanın net bir şekilde yargılama ile ortaya çıktığını, tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bedelde yapılan muvazaanın 278/3-2 maddesi uyarınca tek başına tasarrufun iptali sebebi olduğunu, davaya konu taşınmazların değerinin tapuda belirtilen değerden çok daha fazla olduğunu, bu hususun keşif ve bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre yapılan bu işlemin bağışlama hükmünde olduğunu, burada 3.kişinin iyiniyetine bakılamayacağını, davada taraf olmayan kişilerin hesap hareketleri ve tanık beyanlarının tapuda yapılan resmi senetteki satış bedelinin aksini ispat edemeyeceğini, davalının Yargıtay'ın ve yasanın öngördüğü resmi ödeme belgesini sunamadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ibraz edilen belgelere göre davalı ...'nun abisi tarafından Finansbank'tan kredi kullanıldığı ve 310.000-TL'nin 27.07.2016 tarihinde yani tapudaki resmi satıştan 1 gün önce bankadan çekildiği, davalı borçlu Nihat'ın da taşınmazın satım bedeli olarak aldığı miktarın bir kısmını bankaya ödeme yaptığına ilişkin 29.07.2016 tarihli 99.882,13-TL banka dekontu sunduğu, ödeme miktarına ilişkin dekontlar uyarınca ödemelerin ispatlandığı, davalı tarafça ispat edilen ödemelerin toplamı ve bilirkişi tarafından tespit edilen pay bedelleri nazara alındığında misli farkın bulunmadığı, satılan taşınmazlardan birinde davalılar hissedar ise de, davalıların taşınmazda hissedar olmalarının imar uygulamasından kaynaklandığı, davalılar arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durumun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İlk Derece Mahkemesince; taşınmaz hisselerinin tapuda gösterilen satış bedeli ile gerçek değeri arasındaki fahiş farkın tek başına satışın muvazaalı olduğuna ve alacaklının zararına hareket edildiğine ilişkin kastı oluşturmuş sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de; ibraz edilen belgelere göre taşınmazı devralan davalı 3. kişi ...'nun abisi tarafından Finansbank'tan kredi kullanıldığı ve 310.000,00 TL nin 27.07.2016 tarihinde yani tapudaki resmi satıştan 1 gün önce bankadan çekildiği, diğer davalı borçlu Nihat'ın taşınmazın satım bedeli olarak aldığı bu miktarın bir kısmını davacı bankaya borcu nedeni ile yatırdığını, bir kısmı ile de 165 ada 109 parsel sayılı taşınmazı satın aldığını ve davacı bankaya borcuna karşılık bu taşınmaza ipotek koydurduğunu belirttiği ve bankaya ödeme yaptığına ilişkin 29.07.2016 tarihli 99.882,13-TL banka dekontu sunduğu, davalı tarafça ibraz edilen tapu senedi fotokopisine göre de davalı borçlu ... tarafından Nizip Kocatepe 165 ada 109 parsel sayılı taşınmazın tamamını 29.09.2016 tarihinde satın aldığı, bu itibarla davalı ...'in abisi tarafından satımdan önce kullanılan kredi, davalı borçlu tarafından satımdan hemen sonra davacı bankaya yapılan ödeme miktarına ilişkin dekontlar uyarınca ödemelerin ispatlandığı, davalı tarafça taşınmazlar için beyanlarında belirtilen 300.000,00-TL ödemenin yapıldığı, bilirkişilerce her iki taşınmazın belirlenen hisse bedellerinin 465.156,00-TL olduğu, davalı tarafça ispat edilen ödemelerin toplamı ve bilirkişi tarafından tespit edilen pay bedelleri nazara alındığında misli farkın bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olduğu sonucuna varılmışsa da, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Somut olayda dava konusu taşınmazlardan 345 Ada 1 parselin 19878/316792 hissesi 28.07.2016 tarihinde 10.000,00 TL bedelle, 346 Ada 1 parselin 5633/127625 hissesi ise 5.000,00 TL bedelle davalı borçlu ... tarafından davalı 3.kişi ...'ya tapuda devredilmiş; bilirkişi tarafından ise 345 Ada 1 parselin 19878/316792 hissesi için 397.560,00 TL, 346 Ada 1 parselin 5633/127625 hissesi için ise 67.596,00 TL, yani toplamda 465.156,00 TL rayiç değer belirlenmiştir. Bu haliyle dava konusu taşınmazların tapudaki devir bedelleri ile gerçek değerleri arasında mislini aşan bedel farkı oluşmuştur. Dairemiz uygulamasına göre, tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3.kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığının buna göre değerlendirilmesi gerekli ise de, dava konusu taşınmazları devralan davalı 3.kişi ... tarafından tapudaki satış bedeli dışında yapılan herhangi bir ödeme olmadığı, tapudaki devir tarihinden 1 gün önce 27.07.2016 tarihinde kullanılan 310.000,00 TL kredinin davalı ... tarafından değil dava dışı kardeşi ... tarafından kullanıldığı ve bu kredinin dava konusu taşınmazların alımı için kullanılıp kullanılmadığının belli olmadığı, bu miktarın elden verildiği belirtilmişse de, 2016 yılında bu miktar paranın elden verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı borçlu ... tarafından elden alınan bu para ile 29.07.2016 tarihinde davacı bankaya 99.882,13-TL ödeme yaptığına dair dekont sunulsa da, bu ödemenin davalı borçlu ...'nın şirketi olan Karaca Tük. Mad. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin Ziraat Bankasına olan kredi kartı borcuna ilişkin olduğu ve miktarların birbiri ile uyuşmadığı, geriye kalan kısım ile ...'nın Nizip Kocatepe 165 ada 109 parsel sayılı taşınmazı satın aldığı belirtilmişse de, bu taşınmazın da tasarruf tarihinden 2 ay sonra 29.09.2016 tarihinde alındığı anlaşıldığından, davalı 3.kişi ... tapuda yapılan 15.000,00 TL dışında ödeme yaptığını ispatlayamamıştır. Bu durumda İİK'nın 278/2 maddesi gereğince edimler arasındaki aşırı fark bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarruf iptale tabi olduğundan ve bu halde 3.kişinin iyi niyet iddiası dinlenemeyeceğinden davanın kabulü ile tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.