Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/22292 E. 2023/11918 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/22292
Karar No
2023/11918
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1503E., 2021/677 K. HÜKÜM/KARAR : Davacıların istinaf başvurusunun kabulüne Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 03.09.2010 günü Batman Belediye Başkanlığına ait sürücüsü 'un su tankeriyle su vermek için bulunduğu ve bu evin önünde durmuş olduğu sırada mütevaffa ve davacı ...'ın kendi evlerinde de su olmadığını söylemesi üzerine tanker sürücüsünün aracının arka ve önünü kontrol etmeden su tankeri gibi bir araç için yardımcı eleman bulundurmadan geri geri manevra yaparken 15.01.2003 doğumlu a çarparak tek taraflı ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, işbu olayda müvekkillerinin murisi olan ın feci şekilde ağır yaralandığı ve olay yerinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını, müteveffa 'ın ölümüne sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunduğu anlaşılması üzerine işbu davanın açıldığını, meydana gelen trafik kazasında desteğin herhangi bir kusuru bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an kusuru var olduğu kabul edilse dahi davacıların destekten yoksun kalma tazminatı yönünden 3. kişi durumunda olduklarından tüm zararlarının bir kusursuz sorumluluk ve tehlike sorumluluğu olan ZMMS kapsamında davalı ... tarafından karşılanması gerektiğini, 03.09.2010 günü trafik kazasında ölen ın, meydana gelen trafik kazasında öldüğü sırada okul çıkışları ve boş zamanlarında ayakkabı boyacılığı yaparak ailesine maddi destek sağlayan başarılı bir öğrenci olduğunu, ölümüyle anne ve babasının maddi ve manevi desteğinden yok kaldığını, fazlaya ilişkin dava ve haklarının ile dava değerini artırma haklarının saklı kalmak kaydıyla davacı anne ... için 500,00 TL ve baba içinde 500,00 TL olmak üzere toplamda 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatını olayın meydana geldiği tarih olan 03.09.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 03.01.2017 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini toplam 109.430,69 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kaza ile ilgili davadan önce müvekkili şirkete müracaat edilmediğini, herhangi bir hasar dosyası açılmadığını, aracın müvekkili şirkete 08.09.2012-08.09.2013 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçelerden dolayı sorumluluklarının sigortalılarının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 250.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, poliçe limitini bildirmelerinin dava ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, olay tarihinden itibaren faiz istenmesinin yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinden sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun md. 85/son, 91 ve devamı maddelerince sigortacının trafik kazalarında zarar görene ilişkin belirli bir sınıra kadar sorumluluğu kabul edilmiş ise de, somut olaya ve söz konusu kanuna göre sigortacının sorumlu olabilmesi için sigortaya konu araç sürücüsüne kusur atfedilmesi gerektiği her ne kadar sürücünün % 100 kusur oranı üzerinden hesap bilirkişisi tarafından maddi tazminat tutarı hesaplanmış ve hesaplanan tutar üzerinden davacı vekili tarafından bedel artırım dilekçesi sunulmuş ise de, sürücünün kusursuz olduğu ve trafik kazalarında kusur öğesinin temel ölçü olduğu göz önünde tutularak sürücünün kusursuz olması sebebiyle davalı ... şirketinin de sorumluluğunun kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; trafik kazasında müvekkillerin murisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müteveffanın kusurunun var olduğu kabul edilse dahi davacıların destekten yoksun kalma tazminatı yönünden 3. kişi durumunda olduklarından tüm zararlarının ZMMS kapsamında davalı ... tarafından karşılanması gerektiğini, dosyada bulunan kusur raporunun hatalı olduğunu, meskun mahalde su tankeri ile su dağıtımının yardımcı olmadan yapılması, dikkatsizce geri manevra yapılmak suretiyle ölüme neden olunmasında sürücünün kusurunun bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen yatırılan fazla harcın iadesine karar verilmesi gerekirken, 7.475,21 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, neye göre harcın bu şekilde hesaplandığı ve davacılara harç yüklendiği hususunda herhangi bir gerekçe de yazılmadığını, davalı taraf vekillerinin hiçbir duruşmaya katılmadıklarını, bu nedenle davalı tarafa dilekçe yazım ücreti olarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle uzman bilirkişi tarafından oluşa uygun kusur tespitinin benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; Adli Tıp Kurumunca sürücünün kusursuz olduğu, çocuk yaya ın yaşı gereği davranış faktörlerinin sonuç üzerine %100 oranında etkili olduğu dair raporun ceza yargılamasında alınan raporlarla uyumlu olması göz önüne alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre; istinaf itirazlarının reddi gerektiği, ancak, davanın reddinde harcın maktu alınacağı ve vekalet ücretinin ise tazminat davasının reddi halinde maktu vekalete hükmedileceği gözetilmeksizin nispi harca ve vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğu, ancak bu husus yargılamayı gerektirmediğinden düzelterek karar verilmesi sonucuna varıldığı, bu itibarla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b,2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmesine.." şeklindeki gerekçe ile davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kusur dağılımının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılmasına rağmen hüküm kısmında herhangi bir karar verilmediğini, davalıya takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 87, 88, 89, 90 ve 92 ncı maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Kanun'un 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde; "....Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle uzman bilirkişi tarafından oluşa uygun kusur tespitinin benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; Adli Tıp Kurumunca Sürücü Hüseyin Obut'un kusursuz olduğunu, çocuk yaya 'ın yaşı gereği davranış faktörlerinin sonuç üzerine %100 oranında etkili olduğuna dair raporun ceza yargılamasında alınan raporlarla uyumlu olması, göz önüne alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre; istinaf itirazlarının reddi gerekir. Ancak, davanın reddinde harcın maktu alınacağı ve vekalet ücretinin ise tazminat davasının reddi halinde maktu vekalete hükmedileceği gözetilmeksizin nispi harca ve vekalet ücretine karar verilmesi hatalı olmuş ancak bu husus yargılamayı gerektirmediğinden düzelterek karar verilmesine sonucunla varılmıştır. Bu itibarla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmesine dair..." şeklinde gerekçe kurulmuş fakat hüküm kısmında "kararın kaldırılmasına" denilerek davanın reddi veya kabulüne ilişkin bir şey denilmeden düzeltme yapılmıştır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde gerekçe ile hüküm tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerine aykırı şekilde, gerekçe-hüküm çelişkisi içerecek şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünün açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/22292, K. 2023/11918, T. 06.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-22292-e-2023-11918-k-a4bcd9de071e