Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/16914 E. 2024/435 K. – Maddi Ve Manevi

Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/16914
Karar No
2024/435
Karar Tarihi
Konu
Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/114 E., 2021/452 K. DAVA TARİHİ : 06.04.2018 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ:... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/39 E., 2018/120 K. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının hakim olarak... Adliyesinde görev yaptığı sırada... Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/82 Esas sayılı dosyasında davacıya ve eşine ceza verdiğini, bu nedenle davacının davalıya karşı "tam bir Ali Cengiz oyunu oynanmış" dediğini, bunun üzerine davalının davacı hakkında kendisine hakaret ettiği iddiası ile şikayette bulunduğunu,... Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/141 Esas sayılı dosyasında görülen davada davacının davalıya hitaben söylediği sözün bir deyim olduğu, kaba ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, ancak davacı sanığın suç kastının olmadığı gerekçesiyle davacı hakkında beraat kararı verildiğini, kararın 20.12.2017 tarihinde kesinleştiğini, davalının davacı hakkında yaptığı şikayet nedeniyle beş yıl boyunca davacının yargılandığını, davalının davacıya isnat ettiği itham ve asılsız suçlamadan dolayı davacının uzun zaman acı ve ızdırap çektiğini, onur ve haysiyetinin zarar gördüğünü, toplum içine çıkamaz duruma düştüğünü belirterek 150.000,00 TL manevi tazminat ve 1,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 150.001,00 TL tazminatın suç tarihi olan 24.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının kendisi hakkında sarf ettiği beyanlar nedeniyle şikayetçi olduğunu, şikayet hakkının kötüye kullanılmadığını, davacının kendisi hakkındaki kişilik haklarını rencide eden beyanları nedeniyle dava açma hakkı olduğunu, buna rağmen davacının haksız yere dava açmasının davanın yersizliğini gösterdiğini, tarafınca şikayet hakkının haklı olarak kullanılması sebebiyle açılan tazminat davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Şikayet hakkı diğer bir deyişle hak arama özgürlüğü Anayasanın 36. Maddesinde; " Herkes meşru vasıb ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiş olup kişiler haklarına zarar verenlerin cezalandırılması isteme hak ve yetkisine sahiptir. Yine Anayasanın 12 nci maddesinde; herkesin kişiliğine bağlı dokunulamaz, devredilemez, vazgeçilemez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu belirtilmiş. 17 nci maddesinde ise, herkesin yaşama maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunun 24 üncü maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmış 25 inci maddesinde ise; kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Böylece kişilik hakları da anayasal ve yasal güvence altındadır. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukukun bu iki değeri aynı zamanda koruduğu düşünülemez. Somut olayın özelliğine göre biri diğerine üstün tutulması gerekir. Hak arama özgürlüğü sınırsız değildir. Salt başkasını zararlandırmak için bu hakkın kullanıldığı takdirde hak kötüye kullanılmış sayılır. Somut olayda;... Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/406 soruşturma, 2014/133 iddianame numarası ile davacı hakkında davalıya "tam bir Ali Cengiz oyunu oynanmış" sözünü söylediğinden dolayı "Ali Cengiz oyunu" teriminin anlamının" hile , katakülle" taşıdığı değerlendirilerek dava açmaya yeterli şüphe olduğundan kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaretten cezalandırılmasını talep ve dava etmiştir. Bunun üzerine... Sulh Ceza Mahkemesi 2014/36 dosya numarası ile 16.07.2014 tarihinde davacı hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu işlediği sabit görülerek 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı bunun üzerine kararı temyiz etmiş, Yargıtay 18. Ceza Dairesi ilamında ise, dava konusu edilen sözün ağır eleştiri ve kaba hitap tarzı niteliğinde olduğu, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını değerlendirerek hükmün bozulmasına karar vermiştir. En son aşamada ise;... Asliye Ceza Mahkemesi 2017/141 Esas 2017/196 Karar numarası ile Yargıtay ilamına uyarak sanığın beraatine karar vermiştir. Hak arama özgürlüğünün yerinde kullanıldığının kabulü için şikayet edilenin cezalandırılmasını gerektirecek yeterli delillerin olması zorunlu değildir, şikayeti haklı gösterecek bazı olguların zayıf da olsa varlığı yeterlidir. Şöyle ki; savcılık yeterli delil olduğundan bahisle iddianame düzenlemiş mahkeme de suçu sabit görerek mahkumiyet kararı vermiş olduğu görüldüğünde şikayetçinin hakkını kötüye kullandığından söz edilemez. Şikayetinde de olayın oluş şekline uygun düşmeyen veya davacının kişiliğine yönelik aşağılayıcı bir ifade şekli de kullanılmamıştır. Bu nedenlerden dolayı ifade özgürlüğüne üstünlük tanınmış tanık ifadelerine itibar edilmemiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde 6100 sayılı HMK 49 uncu madde gereği davacı hakkında disiplin para cezası verilmesini istemişse de söz konusu dava hakimin hukuki sorumluluğu kapsamında açılan dava olmadığı için talebin reddine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının şikayeti üzerine davacının yargılandığı... Asliye Ceza mahkemesinin 2017/141 Esas sayılı dosyasında davacının beraat ettiğini, davacının kendisi hakkında yapılan şikayetten dolayı aklandığını, akabinde davacının davalı taraf aleyhine eldeki tazminat davasını açtığını, eldeki davanın haklı sebep ve delillere dayanılarak açıldığını, mahkemenin davalı tarafın davacıya karşı yaptığı şikayetin Anayasal şikayet hakkı kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, söz konusu gerekçenin hatalı ve eksik değerlendirmeye dayandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, eksik inceleme ve değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının eylemi nedeniyle davacının manevi zarara uğradığını, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Uyuşmazlık, haksız şikayet ve iftiradan kaynaklanan haksız eylemler nedeniyle maddi, manevi tazminat isteklerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. Öncelikle belirtmek gerekirse, dava HMK 46 maddesi uyarınca hakimin yargılama faaliyetlerinden kaynaklanmadığından Asliye Hukuk mahkemesince bakılarak sonuçlandırılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bilindiği üzere; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi gereğince kasten başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.Aynı Kanunun 50 inci maddesi uyarınca zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde zedelenen kişinin Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Öte yandan, şikayet hakkı başka bir anlatımla hak arama özgürlüğü Anayasanın 36'ıncı maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklinde düzenlenerek güvence altına alınmıştır. Yine Anayasanın "Temel Haklar ve hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12 inci maddesinde ve 17 inci maddesinde herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma, geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmıştır. Keza, 4721 Sayılı TMK un 24 ve 25 inci maddeleri kişilik haklarına yapılan saldırının sınırları ve korunması, 6098 Sayılı TBK un 58 inci maddesinde de saldırının yaptırımı düzenlenmiştir. Keza, hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda, hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılması veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Kişi hakkında yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik veya beraat kararı verilmesi olgusu tamamen yargı görevinin yasalara göre takdir hakkı kullanmak suretiyle yerine getirilmesine ilişkin olup, çatışan hakların sınırının belirlenmesinde kişilik hakları zarar gören lehine değerlendirilecek nitelikte bir delil teşkil etmeyecektir. Takipsizlik veya beraat kararı hiçbir zaman şikayet hakkının kişilik haklarına zarar verecek şekilde hukuka aykırı kullanıldığının ölçüsü olamaz. Somut olayda, davalının... Sulh Ceza Mahkemesinde hakim olarak görev yaptığı sırada 2012/82 Esas sayılı dosyada katılan sanık sıfatı bulunan davacının karar verildikten sonra, davacının Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığına 24.04.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile " 2012/82 nolu dava dosyasında verilen karar yanlıştır hakim ... mahkemede tam bir ali cengiz oyunu oynamış ve cezayı karşı tarafa vereceğine bana ve eşime vermiştir hakim hakkında gerekli yazışma bakanlığa yapılmıştır..." şeklinde beyanlarda bulunduğu, bunun üzerine davalının davacı hakkında şikayette bulunduğu ve davacı hakkında... Asliye Ceza Mahkemesine 2017/141 Esas ile açılan kamu davası sonucunda davacının davalı hakime hakaret ettiğinden bahisle verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 18.Ceza Dairesinin 2015/36669 Esas sayılı bozma ilamı uyarınca bu sözler ağır eleştiri ve kaba söz kabul edildiğinden bahisle davacının beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 20.12.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Hukuk hakimi cezai evrak içeriklerindeki delilleri serbestçe değerlendirebileceğinden anılan ceza dosyalarından, özellikle davacının 24.04.2013 tarihli dilekçesi ile hakkında dava açılmasına neden olacak davranışta bulunduğu belirlendiğine göre; davalının davacı hakkındaki şikayetini haklı gösterecek somut emare ve olguların var olduğu, davalının yasal şikayet hakkını kullanırken davacıya zarar vermek amacıyla hareket etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Kaldı ki, davalının 26.09.2013 tarihli Kumru Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile verdiği şikayetinde de davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek beyanlarda bulunmadığı, davalı durumunda bir başkası da olsa davalı gibi davranacağından davalının Anayasal şikayet hakkını kullanırken davacıya zarar vermek amacıya kullandığı ispatlanamadığından İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 6098 sayılı TBK un 58 inci maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi için yasal koşullar gerçekleşmediğinden, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının şikayeti üzerine davacının yargılandığı... Asliye Ceza mahkemesinin 2017/141 Esas sayılı dosyasında davacının beraat ettiğini, davacının kendisi hakkında yapılan şikayetten dolayı aklandığını, akabinde davacının davalı taraf aleyhine eldeki tazminat davasını açtığını, eldeki davanın haklı sebep ve delillere dayanılarak açıldığını, mahkemenin davalı tarafın davacıya karşın yaptığı şikayetin Anayasal şikayet hakkı kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, söz konusu gerekçenin hatalı ve eksik değerlendirmeye dayandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, eksik inceleme ve değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin hukuk aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız şikayet iddiası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, Anayasa’nın 12, 17 ve 36 ıncı maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, davalının eyleminin yasal dava ve şikayet hakkı kapsamında bulunması, davacıya yönelik kişilik haklarına saldırı teşkil edecek bir eylemin söz konusu olmamasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/16914, K. 2024/435, T. 15.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-16914-e-2024-435-k-033f928452d6