Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1667 E. 2023/10184 K. – Rücuan Tazmina

Konu: Rücuan Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1667
Karar No
2023/10184
Karar Tarihi
Konu
Rücuan Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/438 E., 2022/2122 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/67 E., 2020/170 K. Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ... Başkanlığı ile davalı işveren vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davalı şirket vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.10.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı şirket adına Av. ... ile davacı Kurum adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. I. DAVA Davacı Kurum vekili dava dilekçesi ile müvekkili Kurumun Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezinin 4 4333 07 07 1335448 434 13 14 sayılı dosyasında işlem gören işyeri sigortalılarından ... sigorta sicil numaralı ...'ın geçirdiği iş kazasından dolayı sürekli iş göremez durumuna girmesi nedeniyle 8/100246543 sayılı tahsis dosyası ile 463.844,35 TL tutarında peşin değerli gelir bağlandığını, tedavisi esnasında tespit edilebilen 55.995,39 TL hastane/ilaç masrafı ve istirahati esnasında 6.373,52 TL tutarında geçici iş göremezlik ödendiğini, iş kazası, restorasyon işinde inşaat iskeleti ve çatı kurulumu işi yapan sigortalının iş yerinde kalp krizi geçirmesiyle meydana geldiğini, iş kazasının Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca soruşturulması neticesinde düzenlenen 26.04.2016 tarih 09 sayılı İnceleme Raporunda sigortalının maluliyeti ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespit edildiğinden bahisle; talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik peşin değerli gelirlerden 7.000,00 TL, tedavi giderinden 500,00 TL ve geçici iş göremezlik ödemesinden 500,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL'nin sarf, ödeme ve onay tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile taleplerini arttırdığı anlaşılmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile müvekkili firmanın meydana gelen kazada doğrudan doğruya herhangi bir kusur ve sorumluluğu olmadığını, çünkü anılan iş kazası müvekkili işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bir davranışı sonucunda olmadığı gibi, işverenin suç sayılabilir bir eylemi yüzünden de olmadığını, her ne kadar iş kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, müvekkili tarafından işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak gerekli tedbirler alındığını, iş güvenliği uzmanından gerekli hizmetler alınarak işçilere gerekli eğitimler verildiğini, iş güvenliği ile ilgili olarak alınması gerekli tüm önlemlerin alındığını, ancak buna rağmen söz konusu kazanın meydana geldiğini, müvekkili işyeri ile ilgili tüm tedbirlerin yerine getirildiğini, bu sebeple müvekkili iş yerine atfedilecek bir kusur söz konusu olmadığını, sigortalı işçinin işyerinin çalışma alanı haricinde ve mesai saatleri dışında kalp krizi geçirdiğinden bahisle; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde, 28.02.2015 günü, saat 17.00 sularında, davalı ... Mobilya Dekorasyon Aksesuar ve İnş. Tic. Ltd. Şti. unvanlı işveren müessese tarafından Kandilli Caddesi Sıraevler Sokak Nur Taşkent Kandilli Ahşap Evleri Kandilli - ... / İstanbul adresinde üstlenmiş olduğu tarihi binanın (yalı) restorasyonu inşaatında, davalı ... Mobilya Dekorasyon Aksesuar ve İnş. Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerine hizmet akdiyle bağlı çalışan, ... sigorta sicil no.lu ahşap doğrama ustası ...’ın mesai bitmek üzere iken, iş yerine mesai arkadaşlarıyla birlikte gidip geldikleri aracında, mesai arkadaşlarının gelmesini beklediği bir sırada, kalp krizi geçirmesi sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır. Davalı ... Mobilya Dekorasyon Aksesuar ve İnş. Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerinde, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu madde 4, 5, 10, 15, 16, 17’de belirtilen hususlara aykırı hareket etmemesi gerekirdi. Kural olarak; bu gibi tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalıştırılacaklar, işe başlamadan ve işin devamı süresince belirli sürelerde genel olarak sağlık kontrolü ve muayenesine tabii tutulmalı ve çalışanların yapacakları işe uygun olduklarını belirten işe giriş ve periyodik sağlık muayenesi ile gerekli tetkiklerin sonuçlarının veya neticesinin yazılarak işyerinde muhafaza edilmesi gerekirdi. Dosya kapsamında, kazalının yaptığı işte bedenen ve ruhen çalışmaya elverişli olduğu belli olmadığı, kazalının detaylı ve bütünsel sağlık kontrol ve muayeneleri yapılsaydı, sağlığa ilişkin risk faktörleri işverence tespit ettirilmiş olsaydı, kalp ve damar hastalığı veya belirtileri olaydan önce fark edilir, buna ilişkin çalışma şartlarında iyileştirmeler yapılır, rahatsızlığına uygun olabilecek işlerde istihdam edilebilirdi. Kazalı, iş güvenliği hususları izlenerek ya da gözetim ve denetimde bulunarak sağlık durumuna uygun şartlarda ve sağlığı bozulmayacak veya etkilenmeyecek işlerde çalıştırılsaydı, rahatsızlığına uygun olabilecek işlerde görev alması sağlansaydı, kalp krizi baskın olmayabilirdi. Yine kazalının, belgeli iş güvenliği uzmanı tarafından iş sağlığı ve iş güvenliği hususlarında eğitilmesi, bilgi sahibi edilmesi, akabinde buna uygun kendisi tarafından da eğitim aldığına dair, imzalı eğitime katılım belgesinin düzenlenmesi gerekirdi. Bahsi geçen tüm bu hususların gereğini yerine getirmeyen, davalı işveren şirketin kazanın oluşumunda birinci derecede %75 oranında kusurlu olduğu, kazalı işçi ...'ın da, olayın meydana gelmesinde iş sağlığı ve güvenliği yöntem ve koşullarına riayet etmediği, kazalı işçi ...’ın işe girmeden önce mevcut sağlık durumu hakkında işvereni bilgilendirmesi, bütünsel veya bütün olarak sağlık kontrollerinin düzenli bir biçimde yerine getirilmesini işyerinden talep etmesi, buna uygun işlerde çalıştırılması hususunda uyarıda bulunması gerekirdi, kazalı tüm bu hususların gereğini yapmayarak sağlığına gerekli özeni göstermediği için, olayın meydana gelmesinde ikinci derecede %25 oranında kusurlu bulunduğu kanaatine varılmıştır. 5510 sayılı Kanun madde 21'de, "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır." hükmü yer alır. 5510 sayılı Kanun madde 21'de, davacı Kurumun rücu alacağı sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarla sınırlandırıldığından öncelikle sigortalının davalı işverenden talep edebileceği maddi zarar miktarı belirlenerek bağlanan gelirlerin ilk peşin değerlerinin kusur karşılığı ile karşılaştırılması dış tavanı aşmamak üzere rücu alacağının belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre davanın kabulüne, 339.963,39-TL ilk peşin sermaye değerinin 19.08.2016 onay tarihinden, %75 kusura göre tedavi gideri ve geçici iş göremezlik ödemelerinin da ödeme ve sarf tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili, sigortalıya verilen kusurun fazla olduğunu, işverenin %100 kusurlu olduğunu, Kurum alacağının bu kusur oranına göre hesap edilmesi gerektiğini, davalı işveren sigortalıyı işe başlamadan ve işin devamı süresince belirli sürelerde genel olarak sağlık kontrolü ve muayenesine tabii tutmadığı ve kazazedenin yapacağı işe uygun olduğunu belirten işe giriş ve periyodik sağlık muayenesini yapmadığı, kazazedenin sağlık durumuna uygun işlerde çalıştırılmadığı neticede kazanın meydana gelmesinde açıklanan nedenlerle davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğu, sigortalı kazazedenin kusurlu olduğuna yönelik bilirkişi raporu ve kusur izafe edilse bile %25 kusur oranı yerinde olmayıp çok yüksek olduğunu, 30.10.2019 tarihli bilirkişi kusur heyeti raporu esas alınarak hüküm kurulduğu ve müvekkili Kurumun rücu edeceği alacağının eksik hesaplandığını belirterek, istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. 2.Davalı vekili, tanzim edilen kusur raporunun hatalı olduğunu, sigortalının mesai bitiminde şahsi aracında kalp krizi geçirmesi neticesinde meydana geldiğini ve sigortalının bireysel sağlık probleminden kaynaklandığını, bu nedenle müvekkil şirket ile meydana gelen hadise arasında bir illiyet bağı ve atfedilebilecek kusur bulunmadığını, gerçekleşen rahatsızlığın sigortalının ne çalışma koşulları ne de işin niteliği ile ilgisi olmadığı, sigortalının epikriz formunda "Alışkanlıklarında" "20 PK YIL SİGARA" ibaresi yer almakta olup bu hususun hiçbir şekilde Yerel Mahkeme tarafından irdelenmediğini, olayın iş kazası dahi sayılamayacağını belirterek, istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile denetmen raporu ve dosyada alınan kusur raporlarının birbirini teyit ettiği, dava konusu olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiğinin dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden belli bulunmasına ve özellikle dava konusu olayın iş kazası olmadığına ilişkin sigortalının da taraf olduğu bir yargılamanın olduğuna dair iddianın bulunmamasına göre kusur raporlarının yerinde olduğu hükme esas alınan kusur raporunun olaya uygun, açıklayıcı ve denetime elverişli olduğu, Kurum zarar kalemleri ve miktarlarının doğru belirlendiği, gerçek zararın belirlenmesine yönelik hesap raporunun yöntemine uygun olduğu, gerçek zararın Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinden fazla olması nedeniyle gelirin ilk peşin sermaye değeri ile bağlı kalınarak hüküm kurulmasının yerinde olduğu (Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 02.03.2020 gün ve 2019/2115 E. 2020/1850 K.sayılı emsal kararı), iş kazasının gerçekleştiği tarih ile gelirin onay ve diğer ödemelerin yapıldığı tarihlere göre 5510 sayılı Kanun'un 93/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla; istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı Kurum vekilinin ve davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının oy birliği ile esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili, sigortalıya verilen kusurun fazla olduğunu, işverenin %100 kusurlu olduğunu, Kurum alacağının bu kusur oranına göre hesap edilmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun rücu edeceği alacağı eksik hesaplandığını, belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuşlardır. 2.Davalı vekili, tanzim edilen kusur raporunun hatalı olduğunu, sigortalının mesai bitiminde şahsi aracında kalp krizi geçirmesi neticesinde meydana geldiğini ve sigortalının bireysel sağlık probleminden kaynaklandığını, gerçekleşen rahatsızlığın sigortalının ne çalışma koşulları ne de işin niteliği ile ilgisi olmadığı, sigortalının epikriz formunda "Alışkanlıklarında" "20 PK YIL SİGARA" ibaresi yer almakta olup bu husus hiçbir şekilde Yerel Mahkeme tarafından irdelenmediğini, olayın iş kazası dahi sayılamayacağını belirterek, temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Davacı Kurum, 28.02.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremez hale gelen sigortalısına yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili istemli eldeki davayı açmış olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunu'nun 21 inci maddeleridir. 2.5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21 inci maddesine göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. 3.Kusurun belirlenmesinde ise zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir. 4.Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile birlikte iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanun'larda; işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır; 5.Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı). 6.6331 sayılı Kanun'un "Risklerden korunma ilkeleri" başlıklı 5 inci maddesinde, işverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; "a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken, anılan Kanunun "Çalışanların yükümlülükleri" başlıklı 19 uncu maddesinde, "Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b)Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç)Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d)Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak" yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. 7.Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. 8.Diğer taraftan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporu da eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtayın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. 9.Eldeki davada ise Mahkemece, aldırılan kusur raporu ile davalı şirketin müştereken %75 sigortalının ise %25 kusurlu olduğu kanaati ile yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta ise de öncelikle olay ile ilgili olarak, kazalının açtığı tazminat davası soruşturma ve ceza davasının varlığının araştırılması ve kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, geçirdiği kalp krizi nedeniyle sigortalının kaza tarihinden önceki tüm hastane ve tıbbi tedavi kayıtlarının varlığının araştırılması ile bünyesel faktörleri de dahil olmak üzere, kalp krizi üzerinde ne gibi etkilerin bulunduğunun irdelenerek, olayın meydana geldiği iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten olayın meydana geliş şekli ve varlığı halinde tazminat ve ceza dava dosyalarında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporlarını da irdeleyecek şekilde kusur raporu aldırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Davacı avukatı yararına takdir edilen 17.100 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, Davalı avukatı yararına takdir edilen 17.100 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1667, K. 2023/10184, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-1667-e-2023-10184-k-bf0614166d22