Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/16646 E. 2024/2097 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/16646
Karar No
2024/2097
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/200 Esas, 2021/519 Karar DAVACILAR : Temurtaşlar Demir Çelik, İnşaat, İnşaat Malzemeleri, Makine Teçhizat, Taşıma, Hayvancılık San. ve Tic. Ltd.Şti. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 28.06.2016 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine/ davacının başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/777 Esas, 2020/366 Karar Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Bor Geri Dönüşüm Teknolojileri Madencilik Petrol İnşaat ve Nakliye Ticaret Sanayi Limited Şirketi adına şirket müdürü ......... tarafından kiralanan ve Bor Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren Bor Geri Dönüşüm fabrikasında 11.05.2015 tarihinde yangın meydana geldiğini, işçilerin kusuru sonucu yangın çıktığını, 11.08.2015 tarihli yangın raporuna göre yangının fabrika içinde kaynak işi yapılırken kaynak ateşinin lastik malzemelere sıçraması ile çıktığı %40-50 oranında hasar meydana geldiği, 5-6 ton civarında kauçuk malzemenin yandığının tespit edildiğini, davalıya yangın sigortasını yaptırdığını, davalı Ak Sigortaya gerekli tüm bilgilerle başvurulmuş ise de 2918 Sayılı KTK'nun 99. maddesindeki yasal 8 günlük sürede gereken yanıt verilmediğini, bu yüzden müvekkilinin kira bedelini alamadığı gibi çok düşük miktarda ödeme teklif edilmesi karşısında dava açmak zorunda kaldıklarını belirterek; yangın nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak kaydıyla 250.000 TL tazminatın olay tarihinden işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olan yangının çıktığı fabrika binasının 57302479 poliçe numarası ile 05.03.2015-04.03.2016 tarihleri arasında sınai/ticari yangın poliçesi ile sigortalandığı, poliçede bina için verilmiş olan sigorta bedelinin 750.000,00 TL olduğunu, poliçe üzerinde yapı tarzı tam kargir, faaliyet konusu ise boş dükkan olarak belirtildiğini, davacının taleplerinin sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, talep edilen miktarın kabul edilemez nitelikte olduğunu, dava konusu tazminat talebine dayanak teşkil eden poliçede, eksik sigorta söz konusu olduğunu, davacı tarafın olay tarihinden işletilecek reeskont faizi talebinin haksız olduğunu savunarak, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından huzurdaki davanın öncelikle bu nedenle aksi takdirde, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigorta poliçesinde sigorta ettirenin faaliyet konusunu ''boş dükkan binası'' olarak belirttiği, bu şekilde poliçenin imzalandığı, sigorta konusu yerde çıkan yangının fabrika içinde kaynak işi yaparken kaynak ateşinin lastik malzemelere sıçraması neticesinde çıktığı, davacının taşınmazı geri dönüşüm faaliyeti yapılmak üzere kiraladıkları, Türk Ticaret Kanunu 1445. fıkrasında ise sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünün ihmali kast derecesinde olması ve riziko ile illiyet bağı bulunması halinde tazminat ödeme yükümlülüğünün sona ereceği, davacının sigorta konusu bina hakkında beyan yükümlülüğünü ihmal eden sigorta ettirenin ihlalini kast olarak değerlendirilmesi sonucu sigorta tazminatı talep edilemeyeceği yine davacının dava dilekçesinde talep ettiği kira alacağından vazgeçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde;müvekkilinin sigortalanan iş yerinin boş olduğuna dair herhangi bir beyanı olmadığı gibi müvekkilinin imzası olan poliçe veya ekinin de mevcut olmadığını, ispat külfetinin takdirinde yanılgıya düşüldüğünü, HMK'nın 190/1. maddesi uyarınca ispat külfetinin davalıda olduğunu, sigortalanan binanın boş iş yeri olarak beyan edildiği kabul edilse bile davalının da basiretli bir tacir gibi davranmadığını, denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, mahkemece kusur tespiti yaptırılmadığını, Bor Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın sonucunun beklenmediğini bildirerek istinaf yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435, 1438, 1439, 1453 ve 1459 uncu maddeleri, Yangın Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Dava, depo olarak kullanılan ve davalı tarafından yangın sigortası ile sigortalanan işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bu sigorta kapsamında davalı yangın sigorta poliçesindeki limitlerle sınırlı olmak kaydıyla meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür. Zararın hesaplanmasında, riziko tarihinden önce sigortalanan taşınmazın yangın nedeniyle hasar görmesi sonucu meydana gelen zararın belirlenmesi önem taşır. Dava konusu olayda sigortalanan taşınmazın Kay...Organize Sanayi Bölgesinde yer alan geri dönüşüm fabrikasına ait boş dükkan olduğu, taşınmazın organize sanayi bölgesi içerisinde olması nedeniyle geri dönüşüm amacıyla kullanılabileceğinin tarafların bilgisinde olduğunun açık olduğu, davacı şirket ile Bor Geri Dönüşüm Teknolojileri Ltd. Şti. arasında 21.02.2013 tarihli kira sözleşmesi bulunduğu, yangının sigorta yaptırıldıktan sonra meydana geldiği dolayısıyla poliçe kapsamında bulunduğu, 11.08.2015 tarihli yangın raporunda sigortalanan taşınmazda %40-50 oranında hasar meydana geldiği, fabrika içinde kaynak yapılırken kaynak ateşinin lastik malzemelerine sıçraması nedeniyle yangının çıktığı tespit olunmuştur. Taraflar arasındaki sigorta poliçesi incelendiğinde taşınmazın boş dükkan olarak belirtildiği, poliçenin bu şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. Sigortalanan taşınmazda çıkan yangının kaynak ateşinden çıkan kıvılcım ile başladığı, geri dönüşüm faaliyeti yapılmak üzere kiralandığı sabittir. TTK'nun 1435. maddesi (6762 sayılı TTK'nun 1290. maddesi) ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, "sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir. Anılan kanunun 1438. maddesinde de “Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir.” hükmü düzenlenmiştir. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nın 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez." 1439/2. fıkrasında ise "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir. Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK'nun 1435 ve 1439. maddedeki hükümlerin uygulanabilmesi için de sigortalının gizlediği iddia olunan olay ile riziko arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Somut olayda, davacıya ait fabrika binası Kay...Organize Sanayi Bölgesi içerisinde yer almakta olup taşınmaz davalıya sigorta ettirilmiştir. Taşınmaz, geri dönüşüm işiyle iştigal olunan bölgede ve organize sanayi bölgesinde yer aldığından ticari faaliyette bulunulmak üzere kiralandığının ve bu amaçla işyeri olarak kullanılacağının sigortacı tarafından da kabulü gerekir. Sigorta poliçesi düzenlenirken taşınmazın boş dükkan olarak vasıflandırılması, taşınmazın kiraya verildikten sonra işyeri olarak kullanılması da bildirim yükümlülüğüne aykırılık olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle sigorta poliçesi düzenlenirken taşınmazın boş dükkan olarak kullanılabileceğinin düşünülmesi hayatın olağan akışına da aykırı olduğu gibi TTK'nın 1435. maddesi uyarınca doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğüne aykırılık olarak da değerlendirilemez. Dava konusu yangın olayıyla ilgili davacının kiracısının çalışanı hakkında taksirle yangına sebebiyet verme suçundan kamu davası açılmış; Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/935 Esas sayılı dosyasında görülen ceza davasında sanığın taksirle yangına sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına ve cezanın ön ödeme ile ödenmesi sonucu düşmesine dair verilen karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Yangın sebebiyle poliçe limiti ve davacının talebi gözetilerek mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/16646, K. 2024/2097, T. 27.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-16646-e-2024-2097-k-9640c5d916c7