Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/425 E. 2024/5402 K. – Ölünceye Kadar

Konu: Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin İptali İle Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/425
Karar No
2024/5402
Karar Tarihi
Konu
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin İptali İle Tescil

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/212 E., 2023/817 K. DAVA TARİHİ : 06.03.2019 KARAR : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/283 E., 2020/146 K. Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ile tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davacının...Mahallesi, 217 parselde kayıtlı taşınmazını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya verdiğini, davalının...Mahallesine imar gelmesinden sonra bu taşınmazı müteahhide vermeyi teklif ettiğini, müteahhit ile anlaşarak 3 daire karşılığında taşınmazı verdiklerini, davalının daireleri kendi adına tapuya kayıt ve tescil ettirdiğini, 3 daireden de kira parası aldığını ancak bunun karşılığında kendisine bakmadığını, kendisinin yaşlı ve özürlü olduğunu, şu anda kendisine komşularının baktığını, bu nedenlerle davalı adına kayıtlı olan üç dairenin tapularının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 217 parselde kayıtlı taşınmazın mülkiyetini ''ölünceye kadar bakma akdi'' ile müvekkiline devrettiğini, devirden sonra tek katlı ev niteliğindeki taşınmazın değer kazanarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi karşılığında müteahhide verildiğini, sözleşme karşılığı olarak müvekkiline 5, 6 ve 8 nolu dairelerin verildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazın devrinden yaklaşık 10 yıl önce ve toplamda 20 yıldan uzun bir süredir davacı dayısının bakımını üstlendiğini, davacının halen bu dairelerden birinde ikamet ettiğini, müvekkilinin davacıyı düzenli olarak ziyaret edip her türlü ihtiyacı ile ilgilendiğini, davacının sağlık durumunun kötüleşmesi halinde müvekkilinin kendi evinde davacıya bakmaya hazır olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alındığında müvekkilinin sözleşmeye aykırı hiçbir kusurunun olmadığını, davacının bir tarikatın etkisi altında kaldığını, bu gruba dahil olan kişilerin zaman zaman davacıyı ziyaret ederek etkileri altında bıraktığını ve davacının bu tarikata maddi yardımda bulunduğunu, daha önce davacının bu tarikata bir adet dairesini bağışladığını, son zamanlarda davacının bu kişilerin etkisi altında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin tanıklarının dinlenmediğini, HMK'nın 31.maddesi gereği hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü olduğunu, müvekkilinin dava dilekçesi içeriğinde davalı tarafından bakılmadığını belirttiğini, dilekçenin içeriğinden bakılmadığı vakıasını tanık delili ile ispat etmek istediğinin anlaşıldığını, buna rağmen tanıkların dinlenmemiş olmasının adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, b. Davalının bakım yükümlülüğünü yerine getirmediğinin sabit olmasına karşın davanın reddinin hatalı olduğunu, c. Gabin iddiası kamu düzenini ilgilendiren bir husus olduğundan gerek İlk Derece Mahkemesi, gerekse Bölge Adliye Mahkemesi tarafından re’sen incelenmesi gerektiğini, zira olayda kesin hükümsüzlük halinin söz konusu olduğunu ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereği davalıya devredilen taşınmazların tapusunun iptal edilerek yeniden davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/425, K. 2024/5402, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-425-e-2024-5402-k-a0619b3a4182