Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/6419 E. 2026/10841 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/6419
- Karar No
- 2026/10841
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/2521 Değişik iş SUÇLAR : Hakaret, tehdit İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret, tehdit suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.02.2022 tarihli ve 2021/219552 soruşturma, 2022/21437 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02.02.2023 tarihli ve 2022/2521 değişik iş sayılı kararınn Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2026 gün ve 2026/46498 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin komşusu olan şüpheliye aracını emanet olarak verdiği ancak şüphelinin aracı sürtmesi nedeniyle kaza meydana geldiği, müştekinin araçta meydana gelen zararı istediği, bunun üzerine şüphelinin kendisini hakaret ve tehdit ettiğinden bahisle şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki ve şüpheli arasındaki güveni kötüye kullanma suçu yönünden uyuşmazlığın hukuki nitelik arz ettiği ve bu suretle şüphelinin üzerilerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığı, hakaret ve tehdit suçları açısından ise kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müştekinin dosyaya sunduğu ... isimli program yazışmalarında şüphelinin "ben sana göstericem", "akşam görüşeceğiz sabırlı ol, bekle çalışıyorum şuan", "a.q" şeklinde beyanlarının bulunduğunun sabit olması ve müşteki beyanında şüphelinin oğlu ... arayarak tehdit ve hakaretlerinin bulunduğunu beyan etmesi karşısında müştekiye ait telefonundaki mesajların incelenerek tutanağa bağlanması ve suç unsuru içerip içermediğinin tespit edilmesi ile müştekinin oğlunun tanık olarak ifadesinin alınmasının ardından sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesinde; "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", ikinci fıkrasında; "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.", 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 172/3. maddesinde ise; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle, etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. İnceleme konusu somut olayda; Güveni kötüye kullanma suçu yönünden verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve bu karara yönelik itirazın reddine dair mercii kararında isabetsizlik bulunmamakla birlikte bu hususta kanun yararına bozma talebinde bulunulmadığı belirlenerek yapılan incelemede; 17.12.2021 tarihinde şüphelinin hakaret ve tehdit suçunu işlediğinden bahisle şikayetçi olunması üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2023 tarihli kararı ile hakaret ve tehdit suçlarının gerçekleştiğine dair somut bir delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ve bu karara yönelik itiraz reddedilmiş ise de; Şüphelinin whatsapp isimli programdan "ben sana göstericem", "akşam görüşeceğiz sabırlı ol, bekle çalışıyorum şuan", "a.q" şeklinde şikayetçiye mesaj attığına dair şikayetçi tarafından dosyaya sunulan ekran görüntüleri ile şikayetçinin; şüphelinin oğlu ... arayarak tehdit ve hakaretlerinin bulunduğunu beyan etmesi karşısında, şikayetçiye ait telefondaki mesajların incelenerek tutanağa bağlanması ve suç unsuru içerip içermediğinin tespit edilmesi ile şikayetçinin oğlunun tanık olarak ifadesinin alınmasının ardından sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Hakaret ve tehdit suçlarından İstanbul Anadolu 6.Sulh Ceza Hâkimliğinin 02.02.2023 tarihli ve 2022/2521 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı Kanun'un 309/4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde karar verildi.