Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/6018 E. 2026/4945 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2025/6018
Karar No
2026/4945
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2024/225 E., 2024/542 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin (Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Sıfatıyla), 03.10.2024 tarihli ve 2024/225 Esas, 2024/542 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son, 31/3, 62... /2. maddeleri gereğince neticeten 2 yıl 2 ay 20 gün hapis ve 1100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 04.01.2025'te kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 03.12.2025 tarihli ve 2025/9903 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2025 tarihli ve KYB-2025/144290 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2025 tarihli ve KYB-2025/144290 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 25/1. maddesinde yer alan ''Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet Savcısı bulunmaz.'' şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak tüm celselerde Cumhuriyet Savcısının katılımı ile duruşma yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 esas, 2018/554 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20... . maddeleri uyarınca; fiili işlediği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan hükümlünün işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında, 3- Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuğa verilen cezanın üç yıldan az olması ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51/1 maddesi uyarınca erteleme şartlarının bulunmasına rağmen, gerekçeli kararda bu hususun tartışılmadan karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un "Duruşmada hazır bulunacaklar" başlıklı 188. maddesinin birinci fıkrası; "Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır." Şeklinde düzenlenmiştir.

2. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun (5395 sayılı Kanun) "Mahkemelerin Kuruluşu" başlıklı 25. maddesinde; "(1)Çocuk mahkemesi, tek hâkimden oluşur. Bu mahkemeler her il merkezinde kurulur. Ayrıca, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulabilir. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz. Mahkemelerin bulunduğu yerlerdeki Cumhuriyet savcıları, çocuk mahkemeleri kararlarına karşı kanun yoluna başvurabilirler. (2) Çocuk ağır ceza mahkemelerinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır. Bu mahkemeler bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulur. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk ağır ceza mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır." Hükümlerine yer verilmiştir.

3. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.10.2009 tarihli ve 2009/3-161 Esas, 2009/232 Karar sayılı kararında; "...Çocuk Mahkemeleri, tek hakimli olup, aynı Yasanın 26/1. maddesi uyarınca, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılan davalara bakacak olan bu mahkemelerde, duruşmalarda C.savcısının bulunmayacağı hükme bağlanmış olmasına karşılık, maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen ve çocuklar hakkında ağır cezalık suçlar nedeniyle açılan davalarda, heyet halinde çalışacak Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri için benzer düzenlemeye yer verilmemiştir. Esasen anılan Yasada, genel hükümlerden ayrılan haller, ayrı bir hüküm olarak açıkça düzenlenmiş olup, Çocuk Mahkemelerinde, duruşmalarda C.savcısının yer almaması da bu hükümlerden bir tanesidir. Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri için, anılan ayrıksı düzenlemeye yer verilmediğine göre, bu mahkemelerdeki duruşmalarda C.savcısının bulunacağı açıktır. Öte yandan, 5235 sayılı Yasanın 9. maddesinde, mahkemelerin kuruluşları ile ilgili hükümlere yer verilmiş, ancak C.savcısının bu mahkemelerde bulunup bulunamayacağına ilişkin hiçbir ifadeye yer verilmemiştir. 5271 sayılı CYY’nın, “duruşmada bulunacaklar” başlıklı, 188. maddesinin birinci fıkrasında ise, duruşmada hükme katılacak hakimler ve C.savcısının hazır bulunması genel koşuluna yer verildikten sonra, 2. fıkrada açıkça, sulh ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda C.savcısının bulunmayacağı hükme bağlanmıştır. Görüldüğü gibi, ceza yargılaması sistemimizde, C.savcısının duruşmalarda bulunması esas, bulunmaması ise istinayı oluşturmakta olup, bu istisnalar da yasada açıkça belirtilmiştir." denilmekte olup; benzer şekilde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 12.02.2025 tarihli ve 2021/14-46 Esas, 2025/69 Karar sayılı kararında da, "...Cumhuriyet savcısı ceza yargılaması diyalektiğinde iddia makamını temsil etmesi itibarıyla temel süjelerden biridir.Cumhuriyet savcısının hükme katılacak hâkimler ile birlikte duruşmada hazır bulunması şarttır.(CMK madde 188/1) Keza, yargılama faaliyetlerine katılmak savcının asli görevlerindendir.(5235 syk madde 17/2,20,22) Cumhuriyet savcısının yokluğunda duruşma yapılması hukuka kesin aykırılık hâli olarak kabul edilmiştir.(CMK madde 289/1-e) 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308. maddesinin 5. fıkrası da benzer şekilde düzenlenmiştir. Fakat kanun vazıının bu temel kuralın istisnalarına da yer verdiği görülmektedir. Nitekim 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun "Mahkemelerin Kuruluşu" başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası istisnalardan birisini teşkil etmektedir. Zikredilen düzenlemeye göre, çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz. Bununla birlikte, belli ağırlıktaki suç tipleri ile ilgili yargılamalar bakımından, çocuk mahkemelerinin kuruluş amacına uygun olduğunda kuşku bulunmayan bu istisna hâlin, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen çocuk ağır ceza mahkemeleri için kabul edilmediği görülmektedir. Bu nedenle çocuk ağır ceza mahkemelerinde CMK'nın 188/1. maddesinde öngörülen ana kuralın geçerli olduğunda ve Cumhuriyet savcısının hükme katılacak hâkimler ile birlikte duruşmada hazır bulunması gerektiğinde tereddüt yoktur." şeklindedir.

4. 5395 sayılı Kanun'un "Sosyal inceleme" başlıklı 35. maddesinde; "(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hâkimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhâl tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi kararda gösterilir." Şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.

5. 5237 sayılı Kanun'un "Hapis cezasının ertelenmesi" başlıklı 51. maddesinin birinci fıkrasında; "(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır." Denilmektedir.

6. İncelenen dosya içeriğine göre; kayden 16.01.2006 doğumlu olup, suçun işlendiği 27.07.2023 tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan yürütülen yargılamada, 5395 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20... . maddeleri uyarınca, sosyal inceleme raporu alınmaması ve alınmama gerekçesinin kararda gösterilmemesi ile suç tarihinde sabıkası bulunmayan ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanan suça sürüklenen çocuk yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince erteleme hükümlerinin tartışılmaması Kanun'a aykırı olup, ihbarnamenin (2) ve (3) numaralı bölümlerinde yer alan istemler yönünden kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş; 5395 sayılı Kanun'un 25/2. maddesine göre, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Ağır Ceza Mahkemelerinde, duruşmaya Cumhuriyet savcısının katılamayacağına yönelik bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi aksi durumun 5271 sayılı Kanun'un 188. maddesine aykırılık teşkil edeceği anlaşıldığından, ihbarnamede yer alan (1) numaralı istem yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir.

II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemindeki (2) ve (3) numaralı düşünceler yönünden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE,

3. Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin (Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Sıfatıyla), 03.10.2024 tarihli ve 2024/225 Esas, 2024/542 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/6018, K. 2026/4945, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2025-6018-e-2026-4945-k-f034f4ff5962