Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/2455 E. 2026/7057 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2455
- Karar No
- 2026/7057
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/... E., 2021/709 K. SUÇLAR :Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanığın hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği gerekçesiyle de kararın açıklanmasına, açıklanan kararın Dairemizce bozulması sonrası yeniden yapılan yargılama sonrasında kurulan mahkumiyet hükümlerine dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.02.2026 tarih ve 2026/... sayılı istem yazısı Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "...Sanığın eylemine uyan görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçları için kanunda öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca da olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olacağı nazara alındığında, zamanaşımı süresinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 15.03.2011 ile yeniden suç işlendiği 25.08.2011 tarihleri arasında 5 ay 10 gün durmasını müteakip kaldığı yerden yeniden işlemeye başladığı, bu haliyle suçun işlendiği 07.03.2009 tarihinde işlemeye başlayan 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin karar tarihi itibariyle her iki suç bakımından da gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından sanık hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun'un 66/1. maddesi; "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası; a)Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b)Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c)Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d)Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e)Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer." şeklinde, Anılan Kanun'un 67. maddesi; "(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a)Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3)Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4)Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." biçiminde düzenlenmiştir. Ayrıca, 5271 sayılı Kanun'un 231/8.(c) maddesinde ise: “Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.” hükmü yer almaktadır. Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun'da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 67/2. maddesinde suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir. Dava zamanaşımının durması ise, Kanun'da açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir. Anayasa'nın 38. maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.03.2017 tarihli ve 2015/8-268 Esas ve 2017/124 Karar sayılı, 17.01.2017 tarihli ve 2015/15-536 Esas ve 2017/14 Karar sayılı, 01.03.2016 tarihli ve 2015/3-599 esas ve 2016/99 sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında 07.03.2009 tarihinde işlenen hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından iddianame düzenlendiği, sanığın 17.02.2011 tarihinde savunması alınıp hakkında atılı suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, bu kararın 15.03.2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 25.08.2011 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbar üzerine kararın 13.11.2014 tarihinde açıklandığı, açıklanan kararın Dairemiz tarafından bozulduğu, bozma sonrası sanık hakkında 28.10.2021 tarihinde mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 67/4. maddesi uyarınca, önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile yeniden suç işlediği tarih arasındaki durma süresi eklendiğinde, suç tarihinden itibaren 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin karar tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükümleri kurulması Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... Asliye Ceza Mahkemesinin 28.10.2021 tarihli ve 2021/251 Esas, 2021/709 Karar sayılı kararının hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçları yönünden 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d maddesi uyarınca Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından açılan KAMU DAVASININ, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 4. Yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde karar verildi.