Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/1808 E. 2026/7429 K. – Hakaret

Konu: Hakaret

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1808
Karar No
2026/7429
Karar Tarihi
Konu
Hakaret

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/69 Değişik iş SUÇ : Hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hakaret suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.12.2024 tarihli ve 2024/28649 soruşturma, 2024/15967 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2025 tarihli ve 2025/69 değişik iş sayılı kararınn Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2026 gün ve 2026/2390 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, olay tarihinde müşteki ...'e ait iş yerinde evrak takip işlerinden sorumlu büro personeli olarak çalışan şüphelilerin iş yerinde kullandıkları bilgisayarlarında kurulu ... isimli mesajlaşma uygulaması üzerinden müştekinin kendisine ve aile üyelerine yönelik hakaret içerikli mesajları birbirlerine göndermek suretiyle üzerilerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda, şüphelilere isnat edilen eylemin karşılık geldiği "gıyapta hakaret" suçu açısından kanunda yer alan kişi sayısı şartının (en az üç kişiyle ihtilat ederek işleme şartı) sağlanmadığı, böylece anılan suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müşteki vekilinin 11.12.2024 tarihli şikayet dilekçesinde, müştekinin çalışanı olan şüphelilerin bahse konu ... yazışmaları dışında farklı sosyal ortamlarda da aynı eylemleri sürdürdüklerine dair beyanda bulunması ve aynı dilekçe ile ..., ... ve ... ... ... isimli şahısları tanık olarak dinlenmek üzere kimlik ve adres bilgileri ile birlikte bildirmiş olması karşısında, adı geçen şahısların tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulduktan sonra, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesinde; "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", ikinci fıkrasında; "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.", 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 172/3. maddesinde ise; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle, etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. İnceleme konusu somut olayda; şikayetçi ...'e ait iş yerinde evrak takip işlerinden sorumlu büro personeli olarak çalışan şüphelilerin iş yerinde kullandıkları bilgisayarlarında kurulu ... isimli mesajlaşma uygulaması üzerinden şikayetçinin kendisine ve aile üyelerine yönelik hakaret içerikli mesajları birbirlerine göndermek suretiyle üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair yapılan şikayet üzerine yürütülen soruşturmada "gıyapta hakaret" suçunun ihtilat unsuru oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Şikayetçi vekilinin 11.12.2024 tarihli şikayet dilekçesinde, şikayetçinin çalışanı olan şüphelilerin bahse konu ... yazışmaları dışında farklı sosyal ortamlarda da aynı eylemleri sürdürdüklerine dair beyanda bulunarak ..., ... ve ... ... ... isimli şahısları kimlik ve adres bilgileri ile birlikte bildirip tanık olduklarını belirtmesi, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz dilekçesinde de yazışmaların işyeri bilgisayarlarında ... web uygulaması kullanılması nedeniyle işyerinde aynı bilgisayarı kullanan tanıklarca da hakaret içerikli ifadelerin görüldüğünü beyan etmesi karşısında adı geçen şahısların bilgisine başvurulduktan sonra, tanık beyanları değerlendirilerek sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2025 tarihli ve 2025/69 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı Kanun'un 309/4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2026/1808, K. 2026/7429, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2026-1808-e-2026-7429-k-f7d9695a848f