Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/3635 E. 2026/11324 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/3635
Karar No
2026/11324
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/315 D. İş SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/18156 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin dilekçelerinde özetle; şüphelinin benzin istasyonunda parfüm satmak istediğini söylemesi, kendisini ise parfüm almayacağını söyleyerek elini cebine atıp yeteri kadar parası olmadığını göstermek isterken elindeki 365,00 Türk lirasını alarak kaçtığını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma sonunda, şüphelinin eyleminin dolandırıcılık kapsamında olduğu, hırsızlık suçunu işlediğine dair somut delil bulunmadığından bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2022 tarihli iddianamesiyle dolandırıcılık suçundan dava açılması üzerine İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli ve 2022/1029 esas, 20237474 sayılı kararı ile dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığından bahisle sanığın beraatine, nitelikli hırsızlık suçu yönünden suç duyurunda bulunulmasına karar verildiği, söz konusu kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 15.05.2024 tarihli ve 2023/3437 esas, 2024/2355 sayılı kararıyla bozulduğu ve dosyanın halen derderst olduğu anlaşılmakla; suçun vasfının belirlenmesi açısından müştekinin ayrıntılı beyanını alınması, tanıklar ... ve ...'ün beyanlarının hep birlikte değerlendirilerek gerekirse nitelikli hırsızlık suçundan iddianame düzenlemesi ve açılan davanın söz konusu İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin dava dosyası ile birleştirilerek, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin dilekçelerinde özetle; şüphelinin benzin istasyonunda kendisine parfüm satmak istediğini, kendisinin ise parfüm almayacağını söyleyerek elini cebine atıp yeteri kadar parası olmadığını göstermek isterken şüphelinin elindeki 365,00 TL parayı alarak kaçtığını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma sonunda, şüphelinin eyleminin dolandırıcılık kapsamında olduğu, hırsızlık suçunu işlediğine dair somut delil bulunmadığından bahisle şüpheli hakkında hırsızlık suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 5271 sayılı Kanun’un 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', aynı Kanun’un 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." ve yine anılan Kanun’un 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz üzerine bu itirazı inceleyen merci, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddî gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hâkimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdanî kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Bu açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gereken somut olayda; şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2022 tarihli iddianamesiyle dolandırıcılık suçundan dava açılması üzerine İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli ve 2022/1029 Esas, 2023/474 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığından bahisle ... hakkında beraat ve hırsızlık suçu yönünden suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, söz konusu kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 15.05.2024 tarihli ve 2023/3437 esas, 2024/2355 sayılı kararıyla bozulduğu ve dosyanın hâlen derderst olduğu anlaşılmakla; suçun vasfının belirlenmesi açısından şikâyetçinin ayrıntılı beyanının alınması ile tanıklar ... ve ...'ün beyanları hep birlikte değerlendirilerek gerekirse şüpheli hakkında hırsızlık suçundan iddianame düzenlemesi ve açılan davanın söz konusu İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin dava dosyası ile birleştirilerek, sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden anılan hususlarda soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/315 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/3635, K. 2026/11324, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-3635-e-2026-11324-k-571b03945ed5