Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/1810 E. 2026/7501 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1810
- Karar No
- 2026/7501
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2716 D. İş SUÇ : Hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma sonunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08.10.2024 tarihli ve 2024/7612 soruşturma, 2024/4525 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabülü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 22.10.2024 tarihli ve 2024/2716 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2026 gün ve 2026/6536 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile değişik 173/3. maddesinde yer alan, “Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder...” ile aynı Kanun’un 173/4. maddesindeki “Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” şeklindeki düzenleme gereğince kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi halinde, Cumhuriyet savcılığınca belirtilen eksiklikler giderildikten sonra itirazla ilgili bir karar verilmesi gerektiği cihetle, somut olayda Cumhuriyet savcılığınca şüphelinin kimliğinin tespit edilmeden meçhul şüpheli hakkında kamu davası açılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160. maddesinde; "(1)Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170/2. maddesinde; "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.", 172/1. maddesinde; "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173/3-4. maddelerinde; "(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir." hükümleri yer almaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. İncelenen dosyada; şikayetçi vekilinin müvekkiline yönelik olarak 04/03/2024 tarihinde "..." adlı profil hesabından hakaret paylaşımında bulunulduğunu belirtip şikayetçi olduğu, şüphelinin tespitine yönelik olarak 02.07.2024 tarihli açık kaynak araştırma raporunda şüpheli hakkında "Ayırıcı ve ayrıştırıcı bilgi olmaması nedeniyle kimlik ve adres tespit edilemediğine" yer verildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, itiraz üzerine Merciince itirazın kabulüne karar verilmiş ise de; paylaşımın hakaret suçunun unsurlarını taşımadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olduğu göz önüne alınarak itirazın reddine karar verilmesi yerine kabulü hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... Sulh Ceza Hâkimliğinin 22.10.2024 tarihli ve 2024/2716 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı Kanun'un 309/4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde karar verildi.