Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1464 E. 2026/4026 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1464
- Karar No
- 2026/4026
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/10 E., 2025/1696 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davada; müvekkilinin sahibi ve mesul müdürü olduğu ... Eczanesinde 12.10.2009 tarihinde yapılan denetim üzerine, davalı Kurum tarafından 31.05.2010 tarihli fesih konulu yazıyla, Protokolün (6.3.2) ve (6.3.7) maddelerine göre eczanede tespit edilen küpür bedeli 5.195,05 TL ile küpürü kesilmiş ilaç bedelinin 5 katı olan 25.975,25 TL ile küpür bedeli 5.195.05 TL toplamı 31.170,30 TL cezai şart ödenmesine ve sözleşmenin 6 ay süre ile feshine dair işlem tesis edildiğini, yapılan işlemin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; söz konusu işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; 12.10.2009 tarihinde yapılan denetim üzerine davalı Kurum tarafından 30.11.2011 tarihli fesih konulu yazıyla, denetimde ele geçirilen 47 adet sağlık karnesi ve 130 adet ilaç kullanım ve muafiyet raporu nedeniyle, cezai şart ve 2 yıl süreyle haksız ve mükerrer olarak sözleşmenin feshine karar verildiğini ileri sürerek; cezai şart ve 2 yıl süreyle sözleşmenin feshine ilişkin işlemin hukuka aykırılığının tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Kurum işleminin mevzuata uygun belirterek, davaların reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli kararıyla; davalı Kurum tarafından 12.10.2009 tarihinde davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu ..... Eczanesinde yapılan denetim sırasında, 47 adet sağlık karnesi ve 130 adet ilaç kullanım ve muafiyat raporu, ilaç küpürleri ve küpürü kesilmiş ilaçların ele geçirildiği, bunların davacı eczacının da bulunduğu ekip tarafından sayılıp imzalanmak sureti ile kabul edildiği ve tutanak ile kayıt altına alındığı, davacının eczanede küpür, rapor veya sağlık karnesi bulundurmasının Protokol hükümlerine göre usulsüz ve ayrıca cezai işlem sebebi olduğu, bu nedenle davalı Kurum müfettişleri tarafından başlatılan inceleme sonucu protokol hükümlerine göre işlem yapıldığı, davacı ve eczane çalışanları hakkında zincirleme şekilde kamu kurum zararına neden olacak dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanmaya azmettirme suçundan yapılan kovuşturma sonucunda kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile davacının eylemlerini değişik tarihlerde birden fazla kez gerçekleştirdiği ve kamu zararını soruşturma aşamasında gidermelerine rağmen cezalandırılmalarına karar verildiği, davacının eczanesinde usulsüz olarak dava dışı birçok kişinin sağlık karnesi ile ilaç kullanımı ve muafiyet raporu, ilaç küpürleri ve küpürü kesilmiş ilaçları bulundurması nedeniyle Protokol hükümlerine aykırı davrandığı ve kusurlu olduğu, alınan 28.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davalı Kurumca yapılan iş ve işlem ile bu kapsamdaki kesintilerin mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2023 tarihli kararıyla; kararda reddedilen miktar üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin başvurusunun reddine, davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden asıl ve birleşen davanın reddi ile asıl ve birleşen davalarda davalı lehine ayrı ayrı 17.900,00 TL vekalet ücretine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 04.11.2024 tarihli ilamla; Mahkemece hükme esas alınan 28.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda; aynı denetimin farklı zamanlarda iki ayrı Kurum müfettişi tarafından iki ayrı şekilde değerlendirildiği, bu nedenle düzenlenen raporların dosyaya kazandırılmasının gerektiğinin belirtildiği, bilirkişi raporu ve davacının aynı denetime ilişkin farklı zamanlarda tekerrür oluşturacak şekilde yeniden yaptırım belirlendiğine ilişkin itirazı nedeniyle 23.09.2011 tarihli ve 108489/SRŞ/02 sayılı ve 30.04.2010-46 sayılı raporlarının dosyaya celbi ile ek rapor tanzimi ile sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporuna göre cezai şartların mükerrer olmadığı, mali yönden uygulanan para cezalarının mevzuata uygun olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, asıl ve birleşen davalarda davalı lehine ayrı ayrı 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği, yargılama sırasında davanın istirdata dönüştüğü ve 104.471,95 TL üzerinden davacı tarafından tamamlama harcının yatırıldığı, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davalı vekilinin başvurusunun kabulüne, yeniden asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bilirkişi raporunda şekli teftiş raporlarının aynen doğru kabul edildiğini, müvekkilin haklı itirazlarına ilişkin olarak ise hiç bir değerlendirme yapılmadan hüküm verildiğini, vekalet ücretlerinin kaldırılıp yeni tarife üzerinden asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki dayanak olmadığını, istinaf başvurusu için talep olmamasına rağmen resen duruşma açılıp yargılama yapılması sonrasında istinaf sürecinin duruşmalı yapıldığından bahisle asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı istinaf vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2009 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin .... Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol uyarınca, davacı aleyhine uygulanan yazılı uyarı, cezai şart, fesih ve reçete bedelinin tahsili işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. 1.Asıl davaya borç bildirim yazısında; davalı Kurumun 31.05.2010 tarihli yazısı ile davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczanede yapılan denetimde ele geçirilen kurum mensuplarına ait 20 adet sağlık karnesi ve kullanılabilir durumdaki 98 adet ilaç kullanım ve muafiyet raporu nedeniyle, Protokolün (6.3.2), (6.3.7) ve (6.9) maddeleri gereği sözleşmenin 6 (altı) ay süreyle feshi ve ilaç küpürü olan 5.195,05 TL ile küpürü kesilmiş ilaç bedelinin 5 katı olan 25.975,25 TL'nin toplamı olan 31.170.30 TL cezai şartın tahakkuk edeceği bildirilmiştir. Birleşen davaya ait davalı Kurumun 30.11.2011 tarihli yazısı ile 12.10.2009 tarihinde davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczanede yapılan denetimde ele geçirilen 47 adet sağlık karnesi ve 130 adet ilaç kullanım ve muafiyet raporu nedeniyle Protokolün (6.3.2) maddesine göre 250,00 TL, reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın reçete sahibine ya da ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığı tespit edilen 185 adet reçete nedeniyle (6.3.3) maddesine göre reçete bedellerinin 5 katı olan 72.757,50 TL, hasta ve hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait küpürlerin yer aldığı 4 adet reçete için reçete bedellerinin 5 katı olan 290,65 TL, sonradan ilaç küpürü eklenerek fatura edilen ilaçlar için (6.3.14) maddesine göre 155,00 TL, denetim sırasında eczanede bulunan sağlık karnelerinin kullanılarak kurumu zarar uğratmak amacıyla düzenlendiği tespit edilen 10... .08,00 TL tutarındaki reçete bedeli ile (6.3.16) maddesine göre 146,00 TL muayene ücreti tutarları toplamının 10... .650,00 TL, (6.3.19) maddesine göre hak sahiplerinin bilgileri dışında düzenlenen 45... .636,80 TL tutarındaki sahte reçete için reçete bedellerinin 10 katı tutarında olan 26.368,00 TL (4.3.6) maddesi gereği reçete bedellerinin yasal faizi ile mahsup edilmesine ve (6.9) maddesi gereği 2 yıl sözleşme feshi cezası uygulanmasına karar verildiği bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sonradan yürürlüğe giren Protokol maddeleri değerlendirilmediği gibi cezai şarta konu yazıların mükerrer olup olmadığına yönelik değerlendirme içerdiği anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ile görüş bildiren bu rapor yetersizdir. Öncelikle, Mahkeme tarafından Protokolün (6.3.14), ve (6.3.3.) maddeleri uyarınca cezai işlem uygulanan reçete sahibi hastaların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında olmak üzere tanık sıfatıyla dinlenmeleri gerekir. Yine 2009 yılı protokolünden sonra yürürlüğe giren protokollerde (6.3.2) ve (6.3.7) maddelerine yer verilmemiştir. Eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2012, 2016,2020 yıllarına ilişkin protokollerin (6.12.) maddesinde “Bu Protokolün yürürlük tarihinden önce herhangi bir nedenle Kurumca veya Kuruma devredilen kurumlarca sözleşmesi feshedilen ve/veya cezai şart uygulanan eczacının bu işleme karşı dava açmış olması ve açılan davanın Protokolün yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş olması halinde yazılı talebi ile; Kurumca tespit edilen ve sözleşmesinin feshedilmesi ve/veya cezai şart uygulanmasına ilişkin fiil/fiiller için bu Protokolün (5) ve (6) numaralı maddelerinde yer alan hükümler uygulanır.
Ancak Kurumca tahsil edilmiş olan cezai şart ve yersiz ödeme tutarları geri ödenmez, mahsup edilmez. Bu protokolden önceki protokollerde sözleşmenin feshi ve cezai şart gerektiren maddelerden bu protokolde kaldırılmış olanlar nedeniyle sözleşme feshi ve/veya cezai şart uygulanmış olan işlemler, konusu kalmadığından durdurulur ve işlem yapılmaz. Bu Protokolün yürürlük tarihinden önce (5.3) numaralı maddede sayılan fiillerden dolayı sözleşmesi feshedilen ve/veya cezai şart uygulanan eczanelerin yazılı talebi üzerine, bu Protokoldeki cezai şart ve fesih hükümleri uygulanır. Ancak eczanenin feshine ilişkin fiil için; bu Protokol hükümlerinde eczacının yazılı olarak uyarılması ve/veya “tekrarı halinde” yeni bir yaptırım belirtilmiş ise, bu Protokolün yürürlük tarihinden önce yapılmış fesih işlemi “yazılı olarak uyarı” ve/veya fesih işlemine esas fiil ise tekrara dayalı yaptırımlar için ilk fiil olarak kabul edilir. Bu madde hükmü uygulanırken daha önce Kuruma devredilen kurumlar ile yapılan protokoller gereği sözleşmesi feshedilen eczacı için, fesih tarihinden itibaren geçen süre bu Protokol hükümlerine göre sözleşme yapılmayacak süreden düşülür.” denilmiştir. Protokolün (6.12.) maddesinde yeni tarihli protokolünün uygulanabilmesi için “ ...cezai şart uygulanan eczacının bu işleme karşı dava açmış olması ve açılan davanın Protokolün yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş olması hali....” yeterlidir. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu uyuşmazlıkta, davacı lehine sonuç doğurması halinde lehe olan Protokol maddeleri değerlendiren Sayıştay Denetçisi, eczacı ve sosyal güvenlik hukuku ile taraflar arasındaki protokol hükümlerinde uzman, uyuşmazlık konusu tüm protokol maddelerini ayrı ayrı değerlendirerek kanaat bildirecek üç kişilik bir bilirkişi heyetinden rapor alınması ve suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan Sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.