Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/979 E. 2026/1914 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/979
- Karar No
- 2026/1914
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2033 E., 2024/2318 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/213 E., 2023/612 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belirtilen tarihte gelen davalı vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi uyarınca görüşmenin bırakıldığı 06.04.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; davalı ile eşi arasında görülmekte olan Karşıyaka 3. Aile Mahkemesinin 2016/770 E. sayılı boşanma davası ve Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2016/770 E. sayılı katkı ve katılım payı davasında, 07.12.2016 tarihli vekâletname ile davalının avukatı olarak görev yaptığını, sulh görüşmeleri sonrasında taraflar arasında uzlaşma tutanağı imzalandığını, 03.04.2017 tarihli uzlaşma tutanağının Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi gereğince ilam niteliğinde olduğunu, taraflar aleyhine yargılama gideri çıkmaması için Karşıyaka 3. Aile Mahkemesinin 2016/770 E., 2017/250 K. sayılı dosyasında 20.04.2017 tarihinde tarafların birbirlerinden boşanmayı kabul ettiklerini, tedbir ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, yargılama gideri, vekalet ücreti talep etmediklerini, davadan feragat edildiğini, uzlaşma tutanağı gereğince tarafların yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, bedellerin ödendiğini, tapu devirlerinin yapıldığını, şirket hisse devirlerinin tamamlandığını, davalının tarafına bir miktar vekalet ücreti ödediğini fakat toplam ödenmesi gereken bedel hususunda anlaşmazlık çıktığı için ödenen bedelden asgari vekalet ücreti miktarı dışındaki bedelin işbu tespit davasında belirlenecek bedel ile ilgili hakları saklı kalmak kaydıyla davalıya iade edildiğini ileri sürerek 03.04.2017 tarihli uzlaşma tutanağı doğrultusunda davalı tarafından ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespitini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili, yukarıda açıklanan aynı sebeplerle davalının tarafına kısmi vekalet ücreti olarak 03.10.2017 tarihinde, 15.000,00 TL, 14.11.2017 tarihinde 5.000,00 TL ödediğini fakat toplam ödemesi gereken bedel hususunda anlaşmazlık çıktığı için ödenen 3.960,00 TL miktar mahsup edilerek bakiye 16.040,00 TL'nin davalıya iade edildiğini ileri sürerek 50.000,00 TL vekalet ücretinin 05.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizli ile birlikte tahsilini talep etmiş, talebini 2.010.471,23 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacı ile ücret hususunda anlaşma sebebiyle müvekkilinin davacıya vekalet ücreti olarak 14.11.2017 tarihinde 5.000,00 TL, 03.10.2017 tarihinde 15.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL ödeme yaptığını, uzlaşma tutanağının ilam hükmünde olmadığını, davacının müvekkilin toplam gönderdiği 20.000,00 TL’yi 4 ay uhdesinde tutup, 26.03.2018 tarihinde 16.040,00 TL kısmını iade ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekil tarafından takip edilen ve sonuçlandırılan dosyalar ve tanzim edilen Protokol nedeniyle davacı vekilin Avukatlık Kanunun 164. maddesi uyarınca ücrete hak kazanacağı, 28.08.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının kazanımı için davacı avukatın emeğine göre takdiren %15 oranında vekalet ücretinden 278,77 TL'nin mahsubu sonucu davacının 2.010.471,23 TL vekalet ücreti alacağının bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne; davalı tarafından davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretinin 2.010.471,23 TL olduğunun tespitine, 2.010.471,23 TL vekalet ücreti alacağının birleşen dava tarihi olan 08.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden davacının eda davası açarak iddiasını ileri sürmesi nedeniyle ayrıca tespit davası açmasında hukuki bir yararı bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, birleşen dava yönünden ise; dava konusu uyuşmazlıkta, davacı avukatın Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2016/770 E. sayılı katkı ve katılım payı davasından kaynaklanan vekalet ücreti alacağının hesaplanabilmesi için uzlaşmaya konu malvarlıklarının, uzlaşma tarihi itibariyle, değerlerinin belirlenmesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden birleşen davanın belirsiz dava olarak açılmasının yerinde olduğu, vekalet ücretinin takip edilen işin kesinleşmesi ile birlikte muaccel hale geleceği, Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2016/770 E. sayılı davası 05.05.2017 tarihinde, Karşıyaka 3. Aile Mahkemesinin 2016/770 E. sayılı davası 28.04.2017 tarihinde kesinleştiğinden vekalet ücreti alacaklarının kesinleşme tarihleri itibariyle muaccel hale geleceği, alacağın zaman aşımına uğramadığı, Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2016/770 E. sayılı katılım payı alacağı davasında, 03.04.2017 tarihli "Uzlaşma Tutanağı" başlıklı belge ile davalı yan ile eşi arasında uzlaşma sağlandığı, bu nedenle tarafların sulh olmaları sonucunda davadan feragat etmeleri nedeniyle Mahkemenin 20.04.2017 gün ve ... nolu kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın 05.05.2017 tarihinde kesinleştiği, uyuşmazlık sulh ile neticelendiğinden vekalet ücretinin sulh olunan miktar esas alınarak belirlenmesi gerektiği, taraflar arasında vekalet ücret sözleşmesi yapılmadığı, 03.04.2017 tarihli Uzlaşma Tutanağı başlıklı belgenin 2.1 ve 2.2 maddelerinde davalı yana verilen malvarlıkları belirlenerek, Mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ile davalı yana devredilecek 4 adet taşınmazın değeri 8.110.000,00 TL, uzlaşma belgesinin 2.4 uyarınca davalı yana devredilecek aracın değeri 295.000,00 TL olarak tespit edildiği, uzlaşma belgesinin 2.2 maddesi uyarınca yapılacak 5.000.000,00 TL ödeme miktarı da dikkate alındığında davalı müvekkilin sulh neticesinde edindiği mal varlığı değeri 13.405.000,00 TL olup bu miktar esas alınarak davacı yanın hak kazandığı akdi vekalet ücretinin belirleneceği, vekalet ücretinin %10 oranına göre belirlenmesi gerekirken %15 oranının esas alınmasının doğru görülmediği, mal rejiminden kaynaklanan katılım payı alacağı davasının niteliği itibariyle tasfiyeye ilişkin olması, bu kapsamda eşlerin birbirlerinden karşılıklı olarak katkı payının bulunduğu mallara ilişkin olarak alacak talep edebileceği hususları değerlendirildiğinde devri yapılacak şirket hisselerinin değerinin kazanılan malvarlığı değerinden çıkarılmasına gerek görülmediği, whatsapp yazışmasının davalının savunması yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde delil olarak kabulünün olanaklı olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulüne, 1.340.221,23 TL vekalet ücretinin dava tarihi olan 08.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili; adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davanın yetkisiz mahkemede görüldüğünü, belirsiz dava açılamayacağını, davacının mükerrer ıslah dilekçesi verdiğini, davacının hem asıl dava hem de birleşen dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından ıslah talebinin reddedilmesi gerektiğini, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, ilam niteliğinde uzlaşma tutanağının bulunmadığını, müvekkilin karşı edimlerinin hesaplamalarda mahsup edilmeksizin vekalet ücreti hesaplaması yapıldığını, WhatsApp yazışmalarının dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili; müvekkilinin dosya kapsamındaki emek ve mesaisi dikkate alınarak, %15 üzerinden vekalet ücretinin belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada vekalet ücret alacağının tespiti, birleşen davada ise vekalet ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararda davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Dava dosyasının incelenmesinde, taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesinın bulunmadığı, davacı vekil tarafından davalı müvekkilin boşanma ve mal rejimi davalarının takip edildiği anlaşılmaktadır. 03.04.2017 tarihli Uzlaşma Tutanağı'nın incelenmesinde; 1. madde ile Karşıyaka 3. Aile Mahkemesi 2016/770 E. boşanma davasından uzlaşmaya uygun olarak açılan davanın taraflarca kabul edilerek boşanma kararı tebliğ edilmek suretiyle temyiz müddeti beklenmeksizin temyizden feragat ile kararın kesinleştirileceği, boşanma talebi dışında yer alan nafaka ve maddi/manevi tazminat taleplerinden feragat edileceği, tarafların karşılıklı olarak masraf ve vekalet ücreti talep etmeyecekleri, 2. maddesinde tarafların evlilik birliği içinde edindiği tüm menkul ve gayrimenkul malların tasfiyesi, katkı ve katılım paylarının karşılıklı olarak ödenmesi, şirket hisselerinin devri hususlarında sulh oldukları bu kapsamda 4 adet taşımazın devri ile 5.000.000,00 TL bedelin ...'e nakit ödeneceği, ayrıca 15.05.2017 tarihine kadar 2017 model ... otomobilin satın alınacağı, Karşıyaka 2. Aile Mahkemesi'nin 2016/770 E. sayılı davada mahkeme huzurunda sulh olunacağı, 5. maddesinde de tarafların birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinde bulunmayacaklarının kararlaştırıldığı, tutanağın davalı ... , ..., davacı Av. ... ve Av. ... tarafından imzalandığı görülmektedir. Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2016/770 E., 2017/285 K. ve 20.04.2017 tarihli kararının incelenmesinde; davacının ... , vekilinin Av. ..., davalının ..., dava konusunun mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davası olduğu ve feragat nedeni ile davanın reddine karar verildiği, kararın 05.05.2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Karşıyaka 3. Aile Mahkemesinin 2016/770 E., 2017/250 K. ve 20.04.2017 tarihli kararının incelenmesinde; davacının ... , vekilinin Av. ..., davalının ..., dava konusunun boşanma olduğu, davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verildiği, nafaka, maddi ve manevi tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edilmediği için bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, kararın 28.04.2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Buna göre, uzlaşma tutanağında davacı avukatın da imzası bulunmakla, tarafların birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinde bulunmayacaklarının kararlaştırıldığı anlaşıldığından, davacı avukatın boşanma ve mal rejimi davalarında, karşı yan vekalet ücretine hak kazanamayacağı aşikardır. Davacı avukat tarafından vekâleten takip edilen boşanma davası para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabidir. Boşanma ile birlikte talep edilen maddi, manevi tazminat ve nafaka istemleri boşanma talebine bağlı fer'i nitelikteki talepler olup harca tabi olmaması nedeniyle vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamayacaktır. Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre mal rejiminin, eşlerden birinin ölümüyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle, Mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesiyle sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesinin gerekmesi, yani şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel hale gelmesi gerekmektedir. Mal rejiminin sona ermesinin, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşulunun olması mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince bekletici mesele yapılması tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda da mal rejimi tasfiyesi davasının görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilecektir. Eldeki davada, davacı avukat tarafından boşanma ve mal rejimi davası eş zamanlı olarak açılmış olup, henüz boşanma davası sonuçlanmadığından, mal rejimi davası açmada hukuki yarar bulunmadığından davacının, ön koşulun oluşmadığı mal rejimi davası için davalıdan ancak Avukatlık Asgari ücret tarifesinde belirlenen maktu vekâlet ücreti talep edebileceği ortadadır. Hal böyle olunca, yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında, Mahkemece davacı avukat için boşanma ve mal rejimi davalarını takip etmesi sebebiyle sadece maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.