Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/2275 E. 2026/4541 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2275
Karar No
2026/4541
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1886 E., 2024/1879 K. DAVA TÜRÜ : Katkı Payı ve Katılma Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/256 E., 2024/520 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen davacı-davalı erkek vekili tarafından asıl ve karşı dava yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Asıl dava yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'un (TBK) 285 inci maddesinde bağış (hibe), bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, mal varlığından bağışlanana karşılıksız olarak kazandırma yapması olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise, bağışlayanın bir karşılık (ivaz) almaksızın, bağışlananın mal varlığında bir artış sağlamak, zenginleştirmek amacıyla mal varlığından belirli değerleri ona vermesi olarak tarif edilmiştir (Murat Aydoğdu, Nalan Kahveci, Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, İzmir, 2013, s.344; Cevdet Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul, Altıncı Baskı, 2002, s.222).

Her somut olayın özelliklerine göre, bağış iradesi açıkça ortaya konulabileceği gibi gizli (örtülü) şekilde de yapılabilir. Bu nedenledir ki, bir kısım kazandırmalar, bağışa benzese de kazandırmanın salt bağışlama amacıyla yapılmaması nedeniyle bağışlama olarak nitelendirilemez. Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz (TBK md. 285/3). Evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hakim olduğu düşünceyle, ortak yaşamı ve geleceği güvence altına almak amacıyla, beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, örf ve adete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmaları bağış olarak değerlendirilemez. Eşler arasında dayanışma, güven ve sadakat esastır. Gelecekte aile üyelerinin yararlanacakları beklentisiyle birlikte malvarlığı edinme çabaları, eşlerden birinin sebepsiz zenginleşmesiyle sonuçlanmamalıdır.

Bu açıklamalar nedeniyle, devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış olarak değerlendirilmesi için, bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde olması gerekir.

Bağışlamanın yukarıda açıklanan öğeleri gözetildiğinde, bir eşin diğer eşe ait bir malvarlığına yaptığı her katkının ya da kazandırmanın bağışlama olmayacağı kabul edilmektedir (M. Alper Gümüş, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre Borçlar Hukuku Özel Hükümler, C.I, İstanbul, Üçüncü Baskı, 2013, s.205; Zafer Zeytin, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Tasfiyesi, Ankara, İkinci Baskı, 2008, s.144).

Somut olayda; eşler, 27.07.2010 tarihinde evlenmiş, 27.08.2018 tarihinde mal ayrılığı sözleşmesi imzalamış ve 01.06.2020 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 27.09.2022 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK md. 225/2). Evlilik tarihinden sözleşmeyle mal ayrılığı rejimi seçildiği tarihe kadar (27.08.2018) edinilmiş mallara katılma rejimi, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, seçimlik mal ayrılığı rejimi geçerlidir (TMK md. 202). Tasfiyeye konu 72 20... parsel 24 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında seçimlik mal ayrılığının rejiminin geçerli olduğu 31.08.2018 tarihinde satış yoluyla davalı kadın adına tescil edilmiş; dava dışı 15 nolu bağımsız bölüm ise, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 22.04.2015 tarihinde ferdileşme nedeniyle davalı kadın adına tescil edilmiş, 09.08.2018 tarihinde satılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK md. 179).

Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler kapsamında yapılan incelemede; somut olayda, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen dava dışı 15 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen paranın seçimlik mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen tasfiyeye konu 72 20... parsel 24 nolu bağımsız bölümün edinilmesinde kullanıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dairemizin uygulamalarına göre, duraksamaya yer vermeyecek şekilde bağış iradesinin ortaya koyacak beyan ve davranış yoksa, salt davacı tarafından bedelin bir kısmının veya tamamının ödenerek malların davalı adına tescil edilmesi işlemi, tek başına bağış olarak kabul edilmesi için yeterli değildir. Bu itibarla, eldeki davada dava ve cevap dilekçesindeki beyanların bağış iradesini gösterir nitelik taşımadığı, esasen beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, taşınmazın davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmakla; talep uyarınca iddia ve savunma çerçevesinde mal rejiminin tasfiyesi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

2. Karşı dava yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Asıl Dava Yönünden Davacı-davalı erkek vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı-davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

B. Karşı Dava Yönünden Davacı-davalı erkek vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ... yükletilmesine, yatırılan harcın mahsubuna,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/2275, K. 2026/4541, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2026-2275-e-2026-4541-k-844c770e673c