Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5990 E. 2026/3911 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5990
- Karar No
- 2026/3911
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1388 E., 2025/1760 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/746 E., 2025/55 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve 23.10.2025 tarihli ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacı ile davalının kardeş olduğunu, tarafların murisi anne ve babası ... ve ...'ın mirasçılarından mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak 107, 109, 525, 13 42... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğullarına devrettiğini, satış tarihlerinde davalının yaşı ve ekonomik durumu itibariyle taşınmazları satın almasının mümkün olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile miras payı oranında davacı adına tescilini talep etmiş, davacı vekili 22.10.2024 tarihli dilekçesiyle dava açıldıktan sonra dava konusu 1343 parsel sayılı taşınmaz üçüncü kişiye satıldığından HMK madde 125 uyarınca taleplerini tazminat olarak değiştirmiş, 1342 parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat etmiş, 07.11.2024 tarihinde ıslah harcını yatırmıştır.
Davalı vekili; tarafların murislerinden mirasçılarına çok fazla taşınmaz intikal ettiğini, dava konusu 1342 parsel sayılı taşınmazın murise ait olmayıp davalı tarafından teyzesinden satın alındığını, diğer taşınmazların bedeli mukabilinde satın alındığını, tarafların murisi ...'un 2005 yılında hac vazifesini yerine getirmek için taşınmazlarını sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların murislerinin ölmeden önce bakıma muhtaç olduğu, murisin bakım ve ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığı, davalının murisin tüm maddi ihtiyaçlarını karşıladığı ve murisleri ile uzun süre vefat edene kadar birlikte yaşadıkları, murisleri tarafından kendisine satışı yapılan 4 adet taşınmazı almaya yeter maddi imkanının bulunduğu, murislerinin vefatından sonra da adlarına kayıtlı aktif olarak tam hisseli toplam 22 adet taşınmazlarının bulunduğu, davalının murise uzun yıllar bakıp gözetmesi, murislerinin yaşlılık nedeniyle bakıma muhtaç durumu ve özellikle murisi ... un yatalak hasta olması dikkate alındığında davalının davaya konu taşınmazın bedelini murisine bakıp gözetmek suretiyle ödediği kanaatine varıldığından davacı tarafın dosya kapsamında sunduğu ve toplanan deliller itibariyle muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, murislerden ...'in dava konusu iki parça taşınmazı 11.01.1991 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği temlik tarihinde de davalının 21 yaşında olduğu, temlike konu taşınmazlar dışında başkaca taşınmazları bulunuyor ise de dinlenen tanık beyanlarından muris ... ile davacının sosyal ve beşeri ilişkilerinin kötü olduğu, murislerin temlik tarihinde taşınmazların satılmasını gerektirir bir ihtiyaçlarının olmamasıyla birden fazla taşınmazın temlik edildiği nazara alındığında yapılan temliklerin minnet duygusunu aşar nitelikte diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle dava konusu 107, 1 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescil taleplerinin, 1343 parsel yönünden tazminat talebinin kabulüne, 1342 parsel sayılı taşınmaz yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin vekalet ücreti yönünden tavzih talebi Bölge Adliye Mahkemesi'nin 23.10.2025 tarihli ek kararıyla reddedilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bilindiği üzere, taşınmazın aynına ilişkin davalarda davanın kabulü halinde davacı taraf yararına hükmedilecek vekalet ücreti, dava konusu taşınmaz ya da taşınmazların dava tarihindeki ve harcı tamamlanan değeri üzerinden nispi oranda belirleneceği açıktır. Öte yandan, HMK'nın 312/1 hükmünde, "Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." düzenlemesine, AAÜT'nin 6. maddesinde, "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
Eldeki davada, davanın 5.000,00 TL değer gösterilerek açıldığı, davacı vekilinin 22.10.2024 tarihli dilekçesiyle dava konusu 1342 parsel sayılı taşınmaz yönünden ön inceleme duruşmasından sonra davadan feragat ettiği, ıslah dilekçesinde de bu parsel yönünden ıslah talebinde bulunmadıklarını belirttiği ve dava konusu diğer taşınmazlar yönünden ıslah harcını yatırdığı anlaşılmış olup Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmaz yönünden davacının ıslah talebinde bulunmadan feragat ettiği gözetilerek HMK 312/1 ve AAÜT 6. madde hükümlerine göre harçlandırılmış değer üzerinden maktu vekalet ücretini geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususlara dikkat edilmeksizin karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (10) numaralı bendinde yer alan “Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 85.277,85 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin çıkartılarak yerine “Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harçlarının taraflara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.