Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6033 E. 2026/3934 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6033
Karar No
2026/3934
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1379 E., 2025/1968 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 6. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/140 E., 2025/242 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. maddesi gereği davanın ihbarı, ihbar olunanı davanın tarafı haline getirmeyeceğinden, davada taraf sıfatı olmayan ve hakkında hüküm kurulmayan ihbar olunanın temyiz hakkı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek, davalı vekilinin, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketten 27.12.2016 tarihinde satın aldığı ..... sıfır model aracı 04.01.2017 tarihinde teslim aldığını, aracın alındığı ilk günden itibaren sürekli olarak sorun çıkardığını, müvekkili davalı tarafa defalarca başvurmasına rağmen sorunların giderilmediğini, aracın eğilimli yollarda gitmekte zorlandığını, yüksek eğimli yollarda ancak ikinci viteste gidilebildiğini, aracın alt takımlarının iç döşemelerinden sesler geldiğini, aracın kalorifer motoru ve alt takımlarının tamamının yetkili servis tarafından değiştirilmek istendiğini, arızaların tüm müdahalelere rağmen giderilmediğini, değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu aracın ayıplı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin davalıya gönderdiği misli ile değişimi içerir ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, müvekkili ayıplı aracı kullanamadığından araç kiralamak zorunda kaldığını ileri sürerek; dava konusu ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, müvekkilinin ayıplı araç nedeniyle uğradığı zararların ve araç kiralama masraflarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu aracın müvekkili şirkete en son servis girişinin 09.04.2018 tarihi olduğunu, aracın servise bakım nedeniyle getirildiğini ve davacı tarafından herhangi bir şikayette de bulunulmadığını, davacının herhangi bir başvurusu olmadığı için arıza kaydı ve iş emri oluşturulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ikame araç talebiyle ilgili dosyaya sunduğu 22.06.2018 tarihli faturanın bir aylık kiralama bedeline ilişkin olduğu ve bedelinin 2.478,00 TL olduğunun görüldüğü, günlük kiralama bedelinin rayice uygun olduğu, davacının aracının bakım masrafları zarar olarak talep edilmiş ise de, bakım masraflarına ilişkin ispata elverişli delillerin ibraz edilmediği, Mahkemece alınan 27.02.2025 tarihli heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının seçimlik haklarından misli ile değişim hakkını kullanmasının hakkaniyete, taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine uygun olacağı, davacı tüketicinin aracı aldığından beri sorunsuz olarak kullanamadığı, kullanımı tehlikeli olan bir aracı kullanmasının da kendisinden beklenemeyeceği, mağduriyetinin ücretsiz onarım veya bedelde indirim ile giderilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıdan satın aldığı aracın davalı tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı taktirde İİK 24. maddesinin infazda nazara alınmasına, davacının aracındaki bakım masrafları nedeniyle 1.000,00 TL'lik maddi zarara ilişkin tazminat talebinin bu aşamada reddine, davacının 2.478,00 TL ikame araç bedeline ilişkin talebinin kabulü ile dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ve ihbar olunan vekili istinaf isteminde bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, ihbar olunan şirket davada taraf sıfatını haiz olmadığı gibi aleyhine hüküm de tesis edilmediğinden istinaf hakkının bulunmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ihbar olunan vekilinin istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; akademik unvana sahip olmayan kişilerden alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, bilirkişilerin dava konusu aracın yaşını, kilometre durumunu ve dış etken kaynaklı sorun meydana gelme ihtimalini değerlendirmediğini, araç kiralama bedeline ilişkin yapılan hesaplamalar ve tespitlerin de hatalı olduğunu, davacının müvekkili şirkete arıza ile ilgili şikâyette bulunmayıp başvuru da yapmadığını, bu kadar uzun süre kullanılmış bir aracın misliyle değiştirilmesi talebinin orantısız güçlükleri meydana getireceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte onarım seçeneğinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu aracın kullanılmasını etkileyecek herhangi bir problemin bulunmadığını, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere araçta tespit edilen arızaların kaynağının elektriksel olduğunu, bu arızaların üretim hatasından kaynaklanmadığını, kullanımdan kaynaklı olduğunu, dava konusu aracın fiziken incelenerek ve tramer kayıtları değerlendirilerek kullanımından doğan değer kaybının hesaplanması gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine aşırı miktarda yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedildiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tüketicinin sıfır kilometre olarak satın aldığı aracın imalattan kaynaklı ayıplı olduğu iddiasıyla ayıpsız misliyle değiştirilmesi, tazminat ve araç kiralama bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 1.Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporunda belirtildiği üzere, dava konusu aracın motor performans değerlerinin yetersiz olduğu, tespit edilen kusur nedeniyle araçtan beklenilen faydanın sağlanamadığı, dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu, davacının seçimlik hakkını misli ile değişim şeklinde kullanmasının hakkaniyete, taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine de uygun olduğu, davacının aracı, davalının da ödenen bedeli kullanması karşısında kullanım bedelinin mahsubu talebinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un özü ve ruhuna aykırı olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2.İhbar olunan şirket vekilinin dilekçesinde, davacının aracında hasar kaydı bulunduğu yönünde bilgiler mevcuttur. Ne var ki Mahkemece aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine hükmedilirken, dava konusu araçta satın almadan sonra oluşan bir hasarın bulunup bulunmadığı ve mevcut ise bunun araçta meydana getirdiği değer kaybı araştırılmamıştır. Yukarıda belirtilen hususta, araçta hasar kaydı bulunup bulunmadığı araştırılarak saptanmalı ve bu durumun mevcut olması halinde bu değer kaybının, davacı tarafından davalıya ödenmesine karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde, aracın değer kaybı dikkate alınmaksızın hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirmiştir. 3.Mahkemece, davacının sunmuş olduğu 22.06.2018 tarihli faturada araç kira bedeli olarak 2.478,00 TL tahakkuk ettirildiği, faturanın bir aylık kiralama bedeline ilişkin olduğu, günlük araç bedelinin 82,60 TL olduğu ve alınan bilirkişi heyet raporunda da günlük kiralama bedelinin rayice uygun olduğunun belirtildiği gerekçesiyle 2.478,00 TL araç kiralama bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, davacı tarafça fatura tarihi itibarıyla dava konusu araçtan fiilen mahrum kalındığı ispat edilemediğinden, onarım için servise bırakılmadığı süreçte davacı tarafından araç kiralanarak bedelinin davalıdan tahsilinin talep edilmiş olması yerinde değildir. Hal böyle olunca; davacı lehine araç kiralama bedeline hükmedilmemesi gerekirken yanılgılı şekilde 2.478,00 TL kira bedelinin tahsiline karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.İhbar olunan şirket vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2.Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 3.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 4.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/6033, K. 2026/3934, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-6033-e-2026-3934-k-44887c86c3b5