Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/4125 E. 2026/4072 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4125
Karar No
2026/4072
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/516 E., 2025/1043 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/284 E., 2025/14 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının avukat olan müvekkilini ..... Noterliğinin 03.04.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, birleşmesine karar verilen Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/112 E. sayılı ve Ankara 12. Aile Mahkemesinin 2022/361 E. sayılı boşanma davalarında müvekkilinin davalının vekilliğini üstlenildiğini, dosyayı hukuka uygun ve layıkıyla en iyi şekilde takip ettiğini, ancak davacının vekalet ücreti ödememek için müvekkilini haksız olarak .... Noterliğinin 24.07.2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile azlettiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak olarak, şimdilik 1.000,00 TL akdi ve kanuni vekalet ücretlerinin haksız azil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davacının kusur ve ihmalinden kaynaklı maddi ve manevi zarara uğradığını, bu nedenle azil işleminin haklı olduğunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesindeki açık hüküm gereği, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmeyeceğini, davacının vekalet ücreti talep etmesinin hukuka, hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nun (6502 sayılı Kanun) 73/A maddesi gereği zorunlu arabuluculuğun dava şartı olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü nedeniyle davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmasının zorunlu olduğu, davacı vekiline arabulucuk son tutanağının ibrazı hususunda tensip zaptı düzenlendiği ve tebliğ edildiği, ancak buna rağmen dosyaya arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; zorunlu arabuluculuk başvurusu yaptıklarını, arabulucunun arabuluculuk görüşmelerini hiç yapmayarak, dosyayı re'sen UYAP üzerinden 08.08.2024 tarihinde "Kapalı" hale getirdiğini, hukuka uygun bir şekilde yaptığı başvurunun arabulucu tarafından res'en kapalı hale getirilmesi, toplantıların yapılmaması, son tutanağın düzenlenmemesi sebebiyle, olmayan son tutanağın Mahkemeye sunulamadığını, son tutanağın sunulamamış olmasında taraflarına atfedilecek kusur bulunmadığını, davanın esasına girilmesi gerekirken usulden reddedilmesi ve aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; hükmedilenden vekalet ücretinin hatalı olduğunu, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız azil iddiasına dayalı vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1. Dairece verilen 08.02.2026 tarihli geri çevirme kararının ardından dosyaya kazandırılan arabuluculuk belgelerinin incelenmesi neticesinde; arabulucu olarak dava dışı Gökçe Uysal'ın atandığı, adı geçenin Ankara Arabuluculuk Merkezine sunduğu 08.08.2024 tarihli dilekçesi ile; "Dava Şartı Zorunlu Arabuluculuk maddi sınırının altında kaldığından (104.000,00 TL altında) dosyanın sistemden çekilmesi ve puan iadesini" talep etmesi nedeniyle dosyanın işlemsiz olarak kapatıldığı görülmüştür. 2. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekil azlin haksız olması nedeniyle davalı adına takip ettiği boşanma dosyalarındaki akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin muaccel hale geldiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, belirsiz alacak davası olarak, şimdilik 1.000,00 TL vekalet ücreti alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacının azlin haksız olduğunun tespiti talebinin yargı organlarının niteliklerine ve sıfatlarına sahip olmayan arabulucu nezdinde çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Bu anlamda, söz konusu talep arabulucunun görev alanı dışında kalmaktadır. 3. Kaldı ki davacı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olup, arabulucunun yapılan başvuruya ilişkin uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından dolayı bu başvuru dosyasının resen kapatılıp son tutanak düzenlenmemesi nedeniyle son anlaşmama tutanağı ibrazının yerine getirilmemesinden davacı sorumlu olmayacağına göre davacının zorunlu arabuluculuk başvurusunu yaptığı kabul edilmelidir. 4. Hal böyle olunca, davacı tarafça arabuluculuğa başvurulduğu, ancak başvurunun işlemsiz olarak kapatıldığı, ardından mevcut davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, tespite ilişkin talebinin ise arabulucunun görev alanı dışında kaldığı değerlendirilerek, uyuşmazlığın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmaya karar verilmiştir. 5. Bozma sebebine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Davalı taraf harçtan muaf olduğundan peşin yatırılan temyiz karar harcının iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/4125, K. 2026/4072, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-4125-e-2026-4072-k-5c02db08f2b6