Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5576 E. 2026/2441 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5576
Karar No
2026/2441
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/909 E., 2025/1198 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/368 E., 2022/101 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalının banka hesabına 25.01.2017 tarihinde 55.000 Euro borç para gönderdiğini, dekontun açıklama kısmına ''... Borç Olarak Verdim'' yazdığını, davalı ile bu borcun 30.01.2020 tarihine kadar ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen borcunu ödememesi üzerine 28.02.2020 tarihli ihtarname ile; tebliğ tarihinden itibaren altı hafta içinde borcun ödenmemesi halinde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, müvekkilinin davalının aynı zamanda avukatlığını yaptığını ve davalının cevabi ihtarname ile borcunu inkar ederek kendisini vekillikten azlettiğini, alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptali ile 55.000 Euro alacağın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilerek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin yurt dışında faaliyet gösteren bazı şirketlerin temsilciliğini yaparak ithalat üzerine ticari faaliyetlerini devam ettirdiğini ve davacıyı 14.01.2015 tarihli vekaletname ile vekil tayin ettiğini, davacının yurt dışında yatırım yapmak istediğini söylemesi üzerine müvekkilinin davacıyı emlak ve inşaat konusunda uzman dava dışı V.İ. ile tanıştırdığını, davacının dava dışı V.İ.yi fazla tanımadığından ödemelerin müvekkilinin hesabından yapılmasını rica ettiğini ve müvekkilinin davacının talebini kabul ettiğini, davacının 25.01.2017 tarihinde müvekkilinin hesabına 55.000 Euro havale yaptığını, aynı gün bu paranın 35.000 Euro'sunu ''...'' açıklaması ile davacının vekili dava dışı V.İ.ye havale ettiğini, binalarla ilgili işlemler devam ettiği için bakiye 20.000 Euro'yu da 17.02.2017 tarihinde yine davacının vekili olan V.İ.ye havale ettiğini, davacının havaledeki ''borç olarak verdim'' açıklamasını aradan üç sene geçtikten sonra, bu parayı talep edince öğrendiğini, bu açıklamanın havale işlemine borç vasfı kazandırmayacağını, davacı tarafından gönderilen paranın eksiksiz olarak davacının vekiline iletildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki borç ilişkisinin davacı tarafça ispat edilemediği, anılan hususun dava değeri dikkate alınarak tanıkla ispatının da mümkün olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli kararıyla; davacının, davalıya gönderdiği 25.01.2017 tarihli havale dekontunda yazılı bulunan "...-Borç Olarak Verdim" ibaresi ile bu havalenin ödünç amacıyla gönderildiğini ispatladığını, borçlu olmadığını ya da borcun sona erdiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalı aynı gün bu paranın 35.000 Euro'sunu ''...'' açıklaması ile bakiye 20.000 Euro'yu da 17.02.2017 tarihinde davacının vekili dava dışı V.İ.ye havale ettiğini savunmuş ise de; davacı tarafından ''...-Borç Olarak Verdim'' açıklaması ile davalıya borç olarak gönderilen 55.000 Euro borcu davacıya ödediğini veya davacıya borçlu olmadığının davalının yasal delillerle ispatlayamadığı, açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasına vaki itirazının 394.900,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince yıllık %1,25 oranında yasal faiz işletilmesine, takibe konu asıl alacak miktarı olan 394.900,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 78.980,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 21.04.2025 tarihli ilamla; havale belgesinde açıkça borç olarak gönderilen 55.000 Euro borcu davalının davacıya ödediğini veya davacıya borçlu olmadığını yasal delillerle ispatlayamadığı, açıkça yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından davalının temyiz itirazlarının reddine karar verildiği belirtilerek, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ülke parası ile" başlıklı 99. maddesi uyarınca, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağını aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Lirası ile ödenmesini isteyebileceğinin kabul edildiği, davacının icra takibinde Euro cinsinden işleyecek faizi ve ödeme tarihindeki TL karşılığı olarak talepte bulunduğu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 58. maddesine uygun olarak icra takibinde yabancı paranın Türk Lirası karşılığının harca esas değer olarak gösterilmesinin zorunlu olduğu, davacının açıkça yabancı para olarak alacağını talep ettiği, takip talebinde TL cinsinden gösterilmesinin takip talebinin zorunlu unsuru olmasından kaynaklandığı ve talebin Euro cinsinden olduğu gözetilerek, hükmün buna göre kurulması gerektiği gerekçesiyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının borç olarak gönderildiğine dair açıklamalı havale belgesi ile davalıya 55.000 Euro borç para verdiğini ispatladığı, davalının borcu davacıya ödediğini veya davacıya borçlu olmadığını yasal delillerle ispatlayamadığı, açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2020/3699 E. sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının 55.000 Euro asıl alacak miktarı üzerinden iptali ile takibin 55.000 Euro asıl alacak üzerinden aynen devamına, takibe konu alacak miktarı olan 394.900,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 78.980,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; dava konusu miktarı borç olarak verdiğini ispat yükünün davacıda olduğu, banka dekontunda yazılı "borç olarak verdim" ibaresinin tek başına ispat vasıtası olmadığını, davacının davasını ispat edemediğini, sadece "borç olarak verdim" ibaresiyle alacaklı olunmayacağını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince; uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5576, K. 2026/2441, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5576-e-2026-2441-k-9d3700908e14