Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1551 E. 2026/3681 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1551
- Karar No
- 2026/3681
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/556 E., 2025/3148 K. DAVA TARİHİ : 30.12.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 49. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/951 E., 2024/815 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.03.2008-05.05.2020 tarihleri arasında davalıya ait yurt dışı şantiyelerde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu çalışmaların tamamının ... ülkesinde geçmesi nedeniyle uyuşmazlıkta ... hukuku uygulanması gerektiği belirtilerek bilirkişi raporu doğrultusunda sosyal yardım alacaklarının reddine diğer talepler yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının çalıştığı projenin ... Havalimanı İnşaatı işi olduğu ve işverenin ... İnşaat ... olarak gösterilmiş ise de bu Şirketin davalı Şirket ile arasında organik bağ bulunduğu hususunun kesinleşen yargı kararları ile sabit olduğu davanın ... İş Kanunu'nun 144. maddesi uyarınca 1 yıl içerisinde açıldığı davalı tarafından sunulan payroll ve diğer ödeme belgelerinin davacının imzasını içermediği dolayısı ile davalının mahsuba ilişkin istinaf nedenlerinin de yerinde olmadığı, ispat yükü üzerinde bulunan davalı işverence dava dosyasına davacının devamsızlığına ilişkin herhangi bir tutanak veya davacıya gönderilmiş herhangi bir bildirim ya da ihtarname sunulmadığı gibi tanık beyanları ve emsal yargı kararları gözetildiğinde davacının kıdem ile ihbar tazminatlarına hak kazandığı ve ... İş Kanunu'nun 51... . maddeleri uyarınca bahsi geçen alacaklara hükmedilmesinin de yerinde olduğu, davacının davasını tamamen ıslah ettiği ve yazılı şekilde yabancı para cinsinden hüküm kurulmasında bir hata bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Husumet itirazlarının bulunduğunu, 2. Dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, 3. Kıdem ve ihbar tazminatlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, 4. Uygulanan indirimin yeterli olmadığını, 5. Faizin hatalı belirlendiğini, 6. Hafta tatili ücretinin hatalı hesaplandığını, 7. Alacakların döviz cinsinden hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, zamanaşımı, ücret, hafta tatili ücretinin hesaplanması, alacakların döviz cinsinden hüküm altına alınması, fesih, indirim oranı ve faiz hususlarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6098 sayılı Türk Boçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99. maddesi şöyledir: "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." Sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmaması ve borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine 6098 sayılı Kanun'un 99/3 hükmü gereği alacaklı, bu alacağını aynen yani USD cinsinden kararlaştırılan borcun USD olarak ödenmesini isteyebilir. Bu durumda alacaklar yabancı para üzerinden hesaplanır ve hüküm yabancı para üzerinden kurulur. Fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini de isteyebilir ve bu ifade alacağın sözleşmede kararlaştırılan yabancı para üzerinden talep edildiğini gösterir. Dava dilekçesinde alacağın Türk lirası cinsinden ödenmesi talep edilmiş ise bu talep yabancı paranın vade tarihindeki kur karşılığı Türk lirası olarak tahsilinin istendiği anlamına gelir. Kanundaki bu düzenleme ile borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya seçimlik bir hak tanınmış olup yenilik doğurucu nitelikteki talep hakkını kullanan alacaklı artık bu tercihinden dönemez. Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde seçim hakkını kullanarak alacaklarını Türk lirası olarak talep etmiştir. Her ne kadar tam ıslah dilekçesi ile alacaklarını ... Dinarı (KWD) olarak ödenmesini talep etmiş ise de yenilik doğuran hakların bir defa kullanılmakla tükendiği dikkate alındığında, ıslahla dahi söz konusu tercihten dönülmesi mümkün değildir. Bu husus gözetilmeksizin dava konusu alacakların KWD olarak hüküm altına alınması hatalıdır. 3. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça ücret bordroları ile makbuzlar sunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dekontlarla bordroların uyumlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafından sunulan payroll ve diğer ödeme belgeleri davacının imzasını içermediği gerekçesiyle dikkate alınmamış ise de, sunulan dekontlardan ücretlerin bankaya yatırıldığı anlaşılmaktadır. İşçinin fiilî çalışma günlerinin tespitinin ancak imzalı puantaj kaydı gibi bir belge ile mümkün olabileceği gözetilerek imzasız olarak sunulan "Payroll" başlıklı belgede bulunan çalışma günlerinin işveren lehine değerlendirme yapılarak hesaplamada dikkate alınması mümkün değil ise de davacının ücretinin yatırıldığı banka bilgileri taraflardan sorularak hesap kayıtları getirildikten sonra ödeme belgelerinin değerlendirilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. 4. ... İş Kanunu'nun hafta tatilini düzenleyen 67. maddesi şöyledir: " İşçi, her 6 iş gününün sonunda aralıksız 24 saat olarak belirlenen ücretli hafta tatilini hak eder. İşle ilgili koşulların gerektirdiği zorunlu durumlarda işveren hafta tatilinde işçiyi çalıştırabilir. İşçiye asıl ücretine ilave olarak en az % 50 oranında fazla ücret ödenir ve tatil günü başka bir gün ile telafi edilir. Önceki fıkra hükmü işçinin günlük ücret ve izin hakkının hesaplanmasında ihlal edilemez. Bu hakkın hesaplanması, aldığı maaşı ücretli tatil günü olmasına rağmen hafta tatili günleri dışındaki fiili çalışma günlerinin sayısına bölünerek yapılacaktır." Yukarıda ilgili hükümlerine yer verilen ... İş Kanunu ile mülga 1964 tarihli ... İş Kanunu'ndan farklı olarak hafta tatilinin ücretli olduğu, hafta tatilinin ücretli olmasının işçinin günlük ücret belirlemesini etkilemeyeceği, günlük ücretin hafta tatili günleri dışındaki fiilî çalışma günlerinin sayısına bölünerek bulunacağı, yine önceki Kanun'dan farklı olarak hafta tatili gününde çalışılması hâlinde 1 gün telafi izni verileceği düzenlenmiştir. Belirtilen düzenlemelere göre uyuşmazlıkların çözümünde öncelikle işçilerin aylık sabit ücretle mi yoksa günlük ücretle mi çalıştıkları hususunun belirlenmesi önem arz etmektedir. ... İş Kanunu'nun 56/1-(a) hükmüne göre aylık ücretle çalışan işçi; çalışmasa da hak kazandığı 1 günlük ücretini aylık ücreti içinde almış olduğundan hafta tatilinde çalıştığında, sadece günlük ücretinin %50'si (0,5) oranında ücrete ve kullandırılmadığında telafi izni karşılığı 1 günlük ücrete hak kazanacaktır. Günlük ücretle çalışan işçiye ise sadece yaptığı çalışmanın ücreti ödenmekte olup bu işçi hafta tatili gününde çalıştığında; çalışma karşılığı 1 günlük ücrete+günlük ücretinin %50'si (0,5) ücrete ve kullandırılmadığında telafi izni karşılığı 1 günlük ücrete hak kazanacaktır. Davalı, davacıya çalıştığı hafta tatili günleri için telafi izni kullandırdığını savunmadığı gibi dosya kapsamında davacıya telafi izni kullandırıldığına ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Bu belirlemelere göre davacı işçiye çalışmasa da hak kazandığı hafta tatili ücreti, aylık ücreti içinde ödenmiş olduğundan davacının tanık beyanlarına göre hafta tatillerinde çalıştığının tespiti ile hafta tatili ücreti alacağının günlük ücretinin 1,5 katı üzerinden hesaplanması gerekirken 1,5 kat hafta tatili ücretinin yanında 1,5 kat da telafi ücreti olmak üzere 3 kat üzerinden hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 5. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca, işçi muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece bu husus gözetilmeksizin kıdem tazminatı dışındaki alacaklar yönünden de iş sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 6. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir. Kabule göre de Mahkemece bu husus gözetilmeksizin hüküm altına alınan alacakların tamamına bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi yürütülmesi hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.