Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2000 E. 2026/1041 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2000
- Karar No
- 2026/1041
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2000 KARAR NO : 2026/1041
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2022 (Dava) - 23/05/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/310 Esas - 2023/415 Karar DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 05/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/310 Esas-2023/415 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.12.2020 tarihinde davadışı .... A.Ş.'ye ait ve davadışı ... ..’in sevk ve iradesindeki .... plakalı aracın, müvekkili ....'e ait ve onun idaresindeki.... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, sağ şeritte bulunan sigortalı araç sürücüsünün aniden sola kırarak ve şerit ihlali yaparak müvekkilinin aracının sol kısımlarına çarptığını, kabul anlamına gelmemekle, her ne kadar sigortalı araç sürücüsünün, sol önünde seyir eden davadışı motosiklet sürücüsünün aniden sola kırması sonucu çarpışma anını engellemek için şerit ihlalinde bulunduğu kabul edilmişse de, işbu kazanın meydana gelmesinde müvekkiline atfı kabil bir kusurun ise bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsü ile davadışı motosiklet sürücüsünün zarar veren olarak ayrı ayrı müvekkilinin aracında oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını, 6100 sayılı TBK'nın 61.maddesi gereğince müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağını, şeride tecavüz ve manevraları düzenleyen genel şartlara uymamanın trafikte asli kusurlu davranışlardan sayıldığını, kaza sonrası taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağı ile de işbu durumun sabit olduğunu, davalı.... A.Ş’nin ZMMS poliçesiyle ve ZMMS poliçe limiti tutarını aşan kısımdan da davalı .... A.Ş’nin genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında mevcut İMMS teminatı nedeniyle maddi hasardan sorumlu olduğunu, kaza neticesinde oluşan hasar miktarı dikkate alındığında aracın ekonomik olarak pert sayılma gereği bulunduğunu, tamir masrafı, Almanya’da bulunan bilirkişi bürosu tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile KDV dahil 4.130,04 Euro, rayiç değeri 4.500,00 Euro, hurda değeri ise 1.850,00 Euro olarak tespit edildiğini, buna göre aracın total pert olduğu kabul edilerek, müvekkili nezdinde gerçekleşen gerçek zararın, aracın rayiç değerinden hurda değeri düşülmesi sonucu 2.650,00 Euro olarak belirlendiğini, müvekkilinin aracı yabancı plakalı olup yurt dışında tamir edileceğinden zararın Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesini, zararı gidermek için yabancı para cinsi Euro üzerinden harcama yapılacağı ve bu durumda müvekkilinin zararının tazmininin de Euro üzerinden hesaplanması ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsili gerektiğini, 6098 sayılı TBK md.99’a göre de yabancı para üzerinden doğan borç ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebileceğini, yaptıkları başvurunun davalı sigorta şirketleri tarafından 15 gün içinde cevaplanmadığını, kanuni sürelerde sigorta teminatını özürsüz olarak ödemeyen sigorta şirketinin temerrüde düşeceğini, ihbarların 15.02.2022 tarihinde ..... A.Ş’ye, 16.02.2022 tarihinde ise.... A.Ş’ye teslim edildiğini belirterek, fazlaya dair her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar miktarı olan 2.650,00 Euro maddi tazminatın fiili ödeme günündeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığının davalı .... A.Ş’den ZMMS Sigortası bakımından kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla,.... A.Ş kapsamındaki İMMS Sigortası yönünden ise ZMMS poliçe teminat limitini aşan kısımdan İMMS poliçe teminatı ile sınırlı olmak üzere, ZMMS sigortası bakımından 25.02.2022 tarihinden itibaren, İMMS sigortası bakımından ise 28.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Türk Lirası olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; bahsi geçen.... plakalı aracın, müvekkili şirket tarafından Maksimum Kasko Poliçesi ile sigorta teminatı altına alındığını, müvekkili şirketin sorumlu olduğu bedel belirlenirken, ZMMS teminatını aşan kısım için İMMS teminatından yapılacak ödeme miktarının tespit edilmesi gerektiğini, olay tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk teminat limitinin 36.000,00 TL olduğunu, .... plakalı araç sürücüsünün kusurunun tespitini, Almanya'da bulunan bilirkişi bürosu tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile birtakım tespitler yapılmışsa da huzurdaki davada tamirin ekonomik olup olmayacağının ve ayrıca pert-total işlemi uygulanacaksa piyasa şartlarına göre değerinin belirlenmesi gerektiğini, amacın; uğranılan gerçek zararın giderilmesi olduğunu, malın menfaat değerinin rizikosunun gerçekleştiği andaki değeri dikkate alınarak, konusunda uzman ve ehil bilirkişiler marifetiyle ile tespit edilmesi gerektiğini, gerçek zarar miktarının ispat külfetinin iddia edene ait olduğunu, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, bir tazminat bedeli belirlenmesi halinde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109.maddesinde düzenlenmiş olup, davanın zamanaşımı süreleri geçtikten çok sonra açılmış olması nedeniyle reddinin gerekeceğini, müvekkili şirkete hasar aşamasında başvuru yapılmış olup hasar tazminatına ilişkin olarak 14.04.2022 tarihinde 6.120,00 TL ödeme yapıldığını, anılan ödeme ile müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, hal böyleyken hak iddia edilmesinin kötü niyetli olduğunu, kabul anlamına gelmemekle iddia edilen hasarın uzman sigorta eksperi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan evrakların hiçbirinin araçta meydana gelen hasar tutarını kanıtlar nitelikte olmadığını, müvekkilinin zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, sigortalısının dava konusu kazada kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun doğmayacağını, hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi’nden ve Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, öte yandan kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının da değerlendirilmesini, kaza tespit tutanağında bu hususlara ayrıntılı olarak değinilmediğini, ayrıca sigortalı araç sürücüsünün alkollü içki ve/veya uyuşturucu madde etkisinde olup olmadığı, geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığı hususları kendilerine rücu hakkı doğuracağından mahkeme tarafından araştırılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "....Tüm dosya kapsamına göre; davalı ..... AŞ'nin karşı aracın ZMSS poliçesini düzenlediği, ... AŞ'nin İMMS'sini düzenlediği, davacının aracının hasar görmesi sebebiyle zararının davalılardan tahsilini talep ettiği, meydana gelen kazada ..... plakalı karşı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu, kimliği belirsiz sürücünün idaresindeki plakası belirsiz motosiklet sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, kaza sebebiyle davacı aracında 2.650 Euro bedelli hasar oluştuğu, davalı .... AŞ.'nin davadan sonra 6.120 TL ödeme yaptığı, bu miktarın ödeme tarihi itibariyle 1 Euro=15.82,34 TL olmak üzere 386,77 Euro'ya tekabül ettiği, davacı vekili açmış olduğu davada 6098 sayılı yasanın 61. maddesine göre müteselsil sorumluluğa dayalı olarak oluşan zararını .... plakalı araçtan talep etmiş ise de; dosya kapsamına göre ve Adli Tıp Kurumunun raporuna göre kimliği belirsiz sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu, bunun kim olduğunun belirlenemediği, bu sebeple %75 kusura tekabül eden tazminat kısmının .... plakalı araç sorumluluğundan talep edilmesinin yerinde görülmediği, kusur oranı dikkate alınarak davacının .... plakalı araç için talep edilebileceği zarar miktarının 662,50 Euro olduğu, yargılama aşamasında 386,77 Euro ödendiğinden, bakiye zararın 275,73 Euro olduğu, davalı ..... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de; davacının açmış olduğu davada zararının sabit olduğu ve müteselsil sorumluluğa dayanmış olduğundan ve mahkemece takdiren müteselsil sorumluluk yerinde görülmediğinden, fazlaya ilişkin kısım yönünden takdiren davalı.... aleyhine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiği, ayrıca .... yönünden de müteselsil sorumluğa dayalı olarak zarar miktarı itibariyle dava açılmış olup mahkemece takdiren müteselsil sorumluluk yerinde görülmeyerek .... AŞ.'nin sorumluluğuna gidilmediğinden vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiği anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVALI ... .. AŞ ALEYHİNE AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, davacının oluşan toplam 662,50-Euro zararının 386,77-EUROSU DAVA AŞAMASINDA ÖDENMİŞ OLDUĞUNDAN, ÖDENEN KISIM YÖNÜNDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ödenmeyen BAKİYE 275,73-EURO HASAR BEDELİNİN (DAVALI .... ŞİRKETİ BAKİYE 34.850-TL POLİÇE LİMİTİ İLE SINIRLI SORUMLU OLMAK ÜZERE) fiili ödeme tarihinde TCMB'nin efektif satış kuru karşılığının davalı .... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, DAVALI .... AŞ ALEYHİNE AÇILAN DAVANIN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...İşbu dava müteselsil sorumluluk hükümlerine göre açılmış olup bu sebeple davalıların müvekkilinde oluşan zararın tamamından sorumlu olduğu dikkate alınarak müvekkilinde oluşan zararın tamamının tahsiline karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin kazada tamamen kusursuz olduğu raporlarla da ortaya çıkmış olup dava dilekçelerinde de TBK m.61 uyarınca müteselsil sorumluluk hükümlerine göre davalıların sorumlu olduğunun açıklandığını ve davanın işbu hükümlere dayandırıldığını, davacı tarafın zararının tamamını müteselsil sorumlulardan biri aleyhinde açacağı bir davayla isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebileceğini, bu sebeple, sigortalının kusur oranı dikkate alınmadan müvekkilinde oluşan zararın tamamının tahsiline karar verilmesi gerektiğini (Yargıtay 17. HD 2017/1307 Esas-2007/1738 Karar, Yargıtay 4. HD 2005/537 Esas-2005/14244 karar), kaza tespit tutanağı ve ATK raporuna göre müvekkilinin kusursuz olduğu sabit olup müvekkilinde oluşan zararın tamamının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, yine mahkemece hükmedilen tazminata temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa uyarınca faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken faize hükmedilmemiş olmasının da doğru olmadığını, dava dilekçelerinde talep edilmiş olmasına rağmen sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren avans faizine ya da 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmemiş olmasının doğru olmadığını, alınan raporlara göre müvekkilinde kaza sebebi ile oluşan zararın 2.650,00 Euro olduğu sabit olup hüküm kurulurken bakiye ZMMS teminatını aşan kısım bakımından İMMS teminatı dikkate alınarak ve ZMMS sigortası ..... AŞ'nin dava açıldıktan sonra 6.120,00 TL karşılığı (15,8234) 386,77 Euro kısmi ödemesi dikkate alınarak bakiye ZMMS teminatını aşan kısım bakımından.... ... AŞ yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVALI .... A.Ş VEKİLİ TARAFINDAN, "...Karara esas teşkil eden bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, kusur oranları açısından en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, somut olayın bilirkişi raporunda detaylıca irdelenmediğini, sigortalı araç sürücüsünün bir kusurunun bulunmadığını, ayrıca sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kaza meydana geldiği esnada alkollü içki ve/veya uyuşturucu madde etkisinde olup olmadığı, geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığı hususunun da incelenmesi gerektiğini, zira müvekkili şirketin rücu hakkının doğabileceğini, kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının da değerlendirilmediğini, müvekkili şirkete başvuru yapıldığını ve mağdura 6.120,00 TL ödeme yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ödemenin tenzil edilmesi gerektiğini, anılan ödemeler ile müvekkilinin sigorta poliçesi hükümlerini tamemen yerine getirdiğini, bilirkişi raporunun hatalı tanzim edildiğini, müvekkili şirketin tazminat sebebiyle herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, dolaylı zararlar teminat dışı bırakılmış olup müvekkili şirketin olası araç hasarından da herhangi bir sorumluluğu olmayacağının aşikar olduğunu, rapora esas alınan ekspertiz raporu da hatalı olup belirtilen miktarların fahiş olduğunu, hatalı ekspertiz raporu doğrultusunda alınmış olan raporun kabul edilemez olduğunu, Genel Şartlar A.6'da belirtilen teminat dışı hallerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, müvekkili şirketin araç hasarı ve değer kaybı talebine yönelik herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından yapılan hesabı kabul etmediklerini, aleyhine tazminata hükmedilecek olması ihtimalinde değer kaybı hesaplamasının zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlar ekinde yer alan formüle göre yapılması gerektiğini, Borçlar Kanunu hükümleri esas alınarak yapılmasının kabul edilemez olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan hatalı hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından tespit edilen rayiç değerin fahiş ve dayanaksız olup kabulünün mümkün olmadığını, raporda yer verilen ilanlardan yüksek değerlere yakın takdir edildiğini, bilirkişinin takdiri denetime elverişsiz olup söz konusu raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, tedarik ve işçilik iskontosu uygulanmamasının hatalı olduğunu, en az %30 iskonto olması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV’den sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan herhangi bir fatura da bulunmadığını, bilirkişi raporunda hasarlanan parçalara ilişkin orijinal parça takdir edilmişse de bunun da kabulünün mümkün olmadığını, Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca müvekkili şirketin hasar onarım taleplerini eşdeğer parçalar üzerinden gidereceğini, hasar gören parçanın, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirileceğini, başvuru konusu dosyada hasarlanan parçaların eşdeğer parçalar ile değiştirilmesi mümkün olduğundan dosyada eşdeğer parça fiyatları üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin faizden ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yabancı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat (hasar) istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı ..... A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait Almanya plakalı aracın, davalı taraflara ZMMS ve İMMS ile sigortalı olan .... plakalı aracın çarpması neticesinde hasara uğradığı, davacının Almanya'da aldığı bilirkişi raporuna istinaden davalı taraflara başvuru yaptığı, ancak ödeme olmadığından işbu davayı TBK 61.madde hükümleri gözetilerek ve zararın öncelikle ZMM sigortacısı .... AŞ'den, limiti aşan zararın ise İMMS sigortacısı olan davalı ... AŞ'den ticari avans faizi ile tahsilini talep ederek açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece ATK'dan kusur ve hasara dair rapor alındığı, akabinde sigorta bilirkişiden rapor alındığı, bu raporlar gözetilerek mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda davanın .... AŞ bakımından reddi ve diğer davalı ... .. AŞ bakımından kısmen kabulüne dair yukarıda yazılı şekilde hüküm tesis edildiği görülmüş ise de, mahkemece yapılan değerlendirmeler ve varılan sonuç doğru olmamıştır. Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen motosiklet sürücüsünün de etkisi olduğunun kabul edildiği, ancak bu sürücünün %75 olarak belirlenen kusurunun davalıların sigortalısı olduğu araca yansıtılamayacağı ve somut olayda müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının takdiren yerinde görülmediği gerekçesiyle, davalı tarafa sigortalı olan aracın kazadaki kusur oranının %25 olmasına göre, zararın 662,50-Euro olduğu kabulü ve bundan ödenen 386,77 Euro' da düşüldüğünde bakiye zarar olan 275,73-Euro'nun ..... AŞ'nin poliçe limitlerinde kaldığı belirtilerek, yalnızca 275,73-Euro'nun davalı ..... AŞ'den tahsiline dair davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmişse de, davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça TBK 61.maddede düzenlenen müteselsil sorumluluk hükümlerine dayandığı, kusur oranına göre tazmin talep etmeyip tüm zararı haksız fiili gerçekleştirenlerden biri olan davalı taraflara yönelttiği, kazada davacının hiçbir kusurunun olmadığının da belirlendiği, mahkemenin yasadaki müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanmamasına dair bir takdir hakkı bulunmadığı, kazada zarara uğrayanın zarar sorumlularından biri ya da tamamından zararının giderilmesini talep edebileceği, iç ilişkideki rücu durumunun zarar görene yansıtılmasının mümkün olmadığı, buna rağmen mahkemece hatalı olarak davalı tarafın kusur oranına göre hüküm tesis edildiği anlaşılmakla, mahkeme kararının, açıklanan hususlara dikkat edilerek yeniden bir karar verilmek üzere kaldırılması gerekmiştir. Dava dilekçesinde açıkça faiz talep edildiği halde bu yönde bir hüküm kurulmadığının görüldüğü, yine her bir davalıya poliçe türleri doğrultusunda farklı temerrüt süreleri uygulanacağı dikkate alınarak temerrüt tarihlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, mahkemece bu hususlara dikkat edilmeksizin hüküm tesis edilmiş olması da doğru görülmemiştir. Mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucunda tesis edilecek hükümde, ..... AŞ tarafından yapılan kısmi ödemenin mahsubu sonrası anılan ZMM sigortacısının bakiye teminat limiti ile ve ZMMS poliçe teminatını aşan kısım bakımından ise diğer davalı olan İMMS sigortacısı .... A.Ş'nin sorumlu olacağı ve her iki davalı bakımından bakiye poliçe teminat limitlerinin hükümde açık bir şekilde gösterilmesi gerektiği izahtan varestedir. Davalı .... A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının ise, kararın kaldırılması nedenlerine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/310 Esas - 2023/415 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı .... A.Ş vekilinin İSTİNAF İTİRAZLARININ ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, b-Davalı .... A.Ş tarafından yatırılan 539,70 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/06/2026