Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5351 E. 2026/2470 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5351
- Karar No
- 2026/2470
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1225 E., 2025/1265 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/253 E., 2023/213 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı Banka arasında 06.10.2021 tesis tarihli 9550-133345 sözleşme numaralı, 24.10.2019 tesis tarihli 9550-81562 sözleşme numaralı, 04.02.2019 tesis tarihli 9550-68612 sözleşme numaralı, 16.08.2018 tesis tarihli 9550-62528 sözleşme numaralı kredi sözleşmeleri imzalandığını, bunun yanı sıra müvekkil ile davalı arasında başkaca kredi sözleşmeleri ve kredi kartı sözleşmeleri de akdedildiğini, müvekkilinin zaman içinde davalı ile arasında akdedilen kredi sözleşmelerinin ve kredi kartı sözleşmelerinin ödemelerini yerine getirmekte zorlanmaya başladığını, müvekkilinin ödemelerini zaman zaman düzensiz yaptığı zaman zaman da hiç ödeme yapamadığını, davalı Bankanın hesabına yatan paranın emekli maaşı ödemesi olduğunu bilmesine rağmen kesinti yaptığını, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 93. maddesi hükmü gereğince emekli maaşının haczedilemeyeceği, emekli maaşına el konulamayacağının açık olduğunu ileri sürerek; şimdilik 1000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; ıslahla talebini 38.615,22 TL'ye yükselterek, 39.615,22 TL'nin kesintilerin yapıldığı tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacının müvekkili bankadan 06.02.2018 tarihinde 21.400,00 TL tutarlı bireysel kredi kullandığını, bu krediyi birden fazla kez yapılandırması sebebiyle taksit sayısı ve borç miktarı arttırdığını, davacı 9 kez yapılandırma yaptığını, son olarak 06.10.2021 tarihinde 108.465,00 TL tutarlı yapılandırma yapıldığını, davacının birden fazla kredi kullandığı şeklinde belirttiği kredi kullanımları bu şekilde gerçekleştiğini, davacının mevduat hesabından “takas mahsup/hapis hakkı kullanılarak” (zamanında ödemediği) kredi taksitlerinin tahsil edildiğini, müvekkil bankanın davacının doğrudan maaşından kesinti yapmadığını, davacının maaşına bloke konulmadığını, davacının kredi taksitlerini ödememesi üzerine; dijital olarak onayladığı/imzaladığı muvakafatnameler ve kredi sözleşmeleri hükümlerinden kaynaklı hak dolayısı ile davacının mevduat hesabından “takas mahsup/hapis hakkı kullanılarak” kredi taksitlerinin tahsil edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kredinin alınması sırasında takas ve mahsup yönünde verilen muvafakatın geçerli sayılmadığı, davalının emekli maaşından yapılan kesintilerin mevzuata uygun olmadığı, emekli maaşından yapılan kesintilerin davalıya iadesinin gerektiği gerekçesiyle, davacının davasının kabune davacının davalıdan aldığı emekli maaşından yapılan kesintilerin önlenmesine, davacının emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesi talebinin kabulüne 39.615,22 TL nin, 1.450,16 TL sine 01.11. 2021 tarihinden, 2.962,02 TL sine 01.12.2021 tarihinden, 2.817,00 TL sine 14.01.2022 tarihinde, 1.013,80 TL sine 27.01.2022 tarihinden, 3.927,70 TL sine 01.02.2022 tarihinden, 3.924,70 TL sine 01.03.2022 tarihinden, 3.921,36 TL sine 01.04.2022 tarihinden, 3.988,20 TL sine 01.06.2022 tarihinden, 3.922,89 TL sine 01.07.2022 tarihinden, 1.788,26 TL sine 01.07.2022 tarihinden, 5.002,15 TL sine 01.08.2022 tarihinden, 4.896,98TL sine 01.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının emekli maaşının davalı banka nezdindeki hesabına yattığı, davacının aynı zamanda davalı bankadan kullandığı 108.465,00 TL miktarındaki krediye ilişkin olarak emekli maaşını kapsayacak şekilde banka nezdindeki tüm hesaplarından ve alacaklarından kullandığı kredi borcunun tahsil edilmesine ilişkin bankaya takas mahsup yetkisi vermiş olduğu görülmekle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne dair kararın, usul ve esas bakımından hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; mevcut yasal düzenlemelere göre kredi veren banka vatandaşın emekli maaşından kesinti yapabilmesi için öncelikle ödemelerinde gecikmeye düşen vatandaş aleyhinde açılmış ve kesinleşmiş icra takibinden sonra vatandaşın muvafakat vermesi gerektiğini, somut olayda davalı tarafından müvekkil aleyhinde başlatılmış bir icra takibi bulunmadığını, davalının bu yasal gereklilikleri yerine getirmeden müvekkilin maaşının tamamına ve banka hesaplarına bloke koymasının hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağı sebebiyle emekli maaşına yapılan kesintilerin önlenmesine ve yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. 1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 83/a maddesindeki; " 82... . maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanunun 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun 93/1 maddesinde; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 3. 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 4. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı kararında; tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğuna karar verilmiştir. 5. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının telefon bankacığı sisteminden emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat ettiğinin ve davalı Bankanın bu muvafakate dayanarak yaptığı kesinti ve tahsilatın hukuka aykırılık teşkil etmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.