Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5556 E. 2026/2350 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5556
Karar No
2026/2350
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3791 E., 2025/236 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/500 E., 2025/374 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı bankadan çektiği ihtiyaç kredileri nedeniyle 2021 yılı Aralık-2024 yılı Mart ayı aralığında davalı bankaca müvekkilinin emekli maaşının tamamının bloke edildiğini, müvekkilinin 2024 yılı Mart ayında davalı bankaya blokenin kaldırılması hususunda başvuru yaptığını ve başvurusunun kabul edilerek 2024 yılı Eylül ayına kadar emekli maaşını bloke olmadan çekebildiğini, 2024 yılı Eylül ayında yeniden bloke konulduğunu belirterek, müvekkilinin maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasını, müvekkilinin maaş hesabından tahsil edilen kesintiler için şimdilik toplam 1.000,00 TL'nin kesinti/bloke tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş; 22.05.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 34.383,04 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili banka ile davacı arasındaki kredi ilişkisi kapsamında kredi taksitlerinin ödenmediğini, müvekkili bankanın alacağın tahsili için takip başlattığını, kesintilerin davacı tarafından verilen muvafakatname gereği yasaya uygun yapıldığını, davacının kredi kullanırken emekli maaşını teminat olarak gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı arasında 03.03.2020 tarihli ... numaralı 70.000,00 TL tutarlı, 20.10.2020 tarihli ... numaralı 15.000,00 TL tutarlı ve 18.01.2021 tarihli ... numaralı 1.900,00 TL tutarlı tüketici kredileri bulunduğu, davacı bu sözleşmelerin eki olarak "ek rehin sözleşmesi, taahhütname, virman, takas, mahsup" başlıklı belgeyi onaylayarak davalı bankaya takas ve mahsup yetkisi verdiği, davacı aynı belge ile kullanmış olduğu tüm kredilere ilişkin taksitlerin hesabından kesilmesine muvafakat gösterdiği, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığı, davalı bankanın da bu taahhüde güvenerek başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığı, ayrıca davacının emekli maaşına konulan bir bloke bulunmadığı, sadece kredi taksitleri kadar emekli maaşından kesinti yapıldığı, davacı ile davalı arasında 02.03.2020 tarihli kredi kartı sözleşmesi ve 03.03.2020 tarihli KMH sözleşmesi de bulunduğu, davacı kredi kartı ve KMH borcunu emekli maaşından kesinti yapabileceğine dair bir muvafakat vermediği, davalı bankanın kredi kartı ve KMH alacaklarını davacının emekli maaşından kesmesi mevzuata uygun olmadığı, davalı banka davacının emekli maaşından kredi kartı ve KMH alacağı için toplam 14.071,65 TL kesinti yaptığı, bu kesintinin davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının banka hesapları üzerindeki blokelerin kaldırılması talebinin reddine, davacının banka hesabından yapılan kesintilerin iadesi talebinin kısmen kabulü ile 14.071,65 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece bloke hususunda araştırma yapılmadığını, dava konusu olayın yanlış nitelendirildiğini, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin emekli maaşına uygulanan işlemin kesinti değil haksız bloke işlemi olduğunu, önceden verilen muvafakatin geçersiz olduğunu, sözleşmenin rehin, takas, mahsup, blokeye ilişkin hususlarının haksız şart içerdiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. 1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2. 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesindeki; " 82... . maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanunun 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesinde; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 3. 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 4. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı kararında; tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğuna karar verilmiştir. 5.Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın davacının maaşında kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5556, K. 2026/2350, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5556-e-2026-2350-k-213df09a6191