Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/19856 E. 2026/5998 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/19856
Karar No
2026/5998
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/171 E., 2025/726 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/111 E., 2022/798 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının emekli maaşı almakta olduğunu .. .. .. Bankası Şubesinde bulunan iban numaralı hesabının tamamına bloke konulduğunu, bloke sonucunda davacı maaş almakta olduğu hesaptan vermiş olduğu talimatların dönmesi sonucu haberdar olduğunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinde yer alan fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, "aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakatı bulunmaması halinde, icra müdürü tarafında reddedilir. "şeklinde olduğunu, davacının emekli maaşı ile geçinmekte olup, uzun bir süre çalışması ve prim ödemesi sonucu bu hakkı elde ettiğini emekli maaşının haczi insan haklarına aykırı olduğunu, davacının başkaca bir geliri ve çalışma olanağı olmadığından, geçimini kıt kanaat sağladığını ve haczin kaldırılmaması halinde acze düşeceğinin başvurunun zorunlu olduğunu, dava sonuçlanana kadar tedbiren blokenin kaldırılmasını ve emekli maaşının haczine ilişkin kurum işleminin "aşkın haciz" nedeniyle iptalini sağlanmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yaşlılık aylığı üzerindeki haczin kaldırılması talebine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 16. bendine göre, "Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun'un 51, 1 02... . maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır." 6183 sayılı Kanun'un 54. maddesi hükmü uyarınca süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi yetkisi çerçevesinde yaşlılık aylığına haciz konarak kesinti yapılması da düzenlemede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. 6183 sayılı Kanun'un "Kısmen Haczedilebilen Gelirler" başlıklı 71. maddesi, "Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz." düzenlemesini içermektedir. Bu yönde davanın esas itibariyle yaşlılık aylığına konan haczin bir kısmının kaldırılmasına ilişkin bulunduğu gözetildiğinde, yaşlılık aylığının özellik ve hukuksal niteliğinin de dikkate alınması zorunludur. Sosyal Güvenlik; anayasal, sosyal temel bir hak olarak Anayasamızda yer almıştır. Durumları ne olursa olsun kişilere, karşılaştıkları sosyal riskler sonucu sosyal güvence temin etmeyi kabul eden sosyal güvenlik ilkesinin altyapısını sosyal sigortalar oluşturur. Sosyal güvenlik temel bir ilke, sosyal sigortalar ise bu ilkeyi gerçekleştirmeye yarayan araçlardan en önemlisidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre uzun vadeli sigorta kolları arasında yer alan yaşlılık sigortası kolu, sosyal sigortaların kuşkusuz en önemli kollarından birisidir. Bu sigorta kolu ile ilerde çalışma gücünü kaybeden veya azaltan durumlarla karşılaşan kişilere yaşamlarını idame ettirmek için sosyal güvence sağlanması amaçlanır. Sözü edilen sigorta kolu, bir yönüyle kişinin yaşam hakkı olup, bu hakka duyulan saygının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda sürekli kullanılması zorunlu bir hak olarak karşımıza çıkar. Kişinin yaşamı boyunca, giderek geride kalanlara da intikal ettiğinden yaşam sonrası dahi devam etme özelliği vardır. Bu haktan, vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Anayasa, belli koşulların yerine getirilmesi halinde bu hakkı sağlama yükümünü doğrudan devlete vermiştir. Bu yönüyle tamamen kamusal ve zorunlu bir hak olarak karşımıza çıkar. Bu nedenledir ki çalışma gücünü kaybeden veya azaltan durumlarda kişilere yaşamlarını idame ettirmek için sosyal güvence sağlanmasına yönelik yaşlılık aylığının tümden haczi Anayasal Sosyal Devlet ilkesi ile bağdaşmadığı içindir ki 6183 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile bu aylığın tümden değil ancak miktarına göre kısmen haczinin mümkün olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu maddede kıstas alınan asgari ücret, çalışana, bir ay karşılığı olarak ödenen ve gereksinimlerini günün rayiç bedelleri üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret olarak tanımlanabilir. En az düzeyde yaşam standardını karşılaması nedeniyledir ki, asgari ücretin altında kalan yaşlılık aylığı miktarından yapılabilecek oranda mümkün olduğunca sınırlandırılmıştır. Kuşkusuz burada bahsedilen asgari ücret net gelirdir. Ancak sigortalının, çalışma karşılığı veya başka gelirlerinin olması halinde en az yaşam standardının ve yaşlılık aylığından yapılacak kesinti oranının, yaşlılık aylığı ve gelir toplamına göre belirlenmesi gerekeceği yönündeki yaklaşımında hakkaniyete uygun olacağı gözden uzak tutulmamalıdır. 3.Bu yasal çerçevede eldeki davada, davacı hakkında dava dışı şirkette müdür olduğundan bahisle düzenlenen ödeme emirlerine konu edilen borçları hakkında takibe geçildiği, ödeme emirlerinin kesinleşmesi üzerine Kurum tarafından davacının emekli aylığı almakta olduğu ... Bankası Şubesindeki hesabına 11.01.2022 tarihi itibari ile e-haciz uygulanmasına karar verilmiş olduğu, bu işlem nedeniyle davacının aylık aldığı hesabına bloke konulmuş olduğu anlaşılmakta olup Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de Mahkemece, davacının yaşlılık aylığından yapılan haciz ve kesintiler ile davacının bu dönemlerde aldığı net ücretler kıyaslanılarak belirlenen dönem ve miktarlara göre hesap yapılmalı, yukarıda değinilen 6183 sayılı Kanun'un 71. maddesi kapsamında emeklilik aylıklarının kısmen haczolunabileceği, haczolunacak miktarın aylığın üçte birinden çok, dörtte birinden az olamayacağı hususu gözönünde bulundurularak haciz yapılabilecek oran ve miktarlar gerekirse uyuşmazlık konusu döneme ilişkin bilirkişiden hesap raporu alınarak belirlenmeli ve yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/19856, K. 2026/5998, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-19856-e-2026-5998-k-a78b2453e1cf