Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3476 E. 2026/705 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3476
Karar No
2026/705
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/189 E., 2025/1029 K. DAVA TARİHİ : 21.06.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/223 E., 2023/452 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının vekilliğini üstlenen müvekkili ile davalı arasında 01.02.2021 tarihinde avukatlık sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin hukuki danışmanlık hizmeti karşılığında aylık KDV dahil 2.000,00 TL ve icra dosyalarında sözleşmede belirtilen şartlarda alacağın %15'i kadar ücrete hak kazanacağını, dava dosyalarındaki ilam vekalet ücretinin avukata ait olacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin davalıdan aldığı talimatlara uygun hareket ettiğini ancak sözleşmenin feshedildiğine dair 17.01.2022 tarihli bir ihbarname gönderildiğini, davalı site yönetiminin 01.02.2022 tarihinden sonra danışmanlık ücreti ödemediğini, davalının vekilliğini üstlendiği dönemde Ankara 8. İcra Müdürlüğü 2021/5812 E. sayılı dosyasına itiraz edildiğini, bu dosyaya ilişkin alacak davasının 27.09.2021 tarihinde başkaca bir avukatla açıldığını, müvekkilin kendisinden muvafakat almadan aynı dosya için başkaca avukata vekaletname verildiğini görünce tüm dosyalardan 06.04.2022 tarihinde istifa ettiğini, başka avukata verilen vekaletname nedeniyle aralarındaki güven ilişkisinin zedelendiğini, tüm dosyalardan haklı olarak istifa eden müvekkilin, vekalet ve ücret alacaklarının ödenmesi için davalıya ihtarname keşide ettiğini, 30.05.2022 tarihinde yapılan arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlanamadığını, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2021/5812, 2021/6142, 2021/6138, 2021/6137, 2021/6141, 2021/6140, 2021/6133, 2021/6136, 2021/6146, 2021/6144 E. dosyaları ile Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2021/2741 E. dosyasındaki alacaklarının sözleşme ve Avukatlık Kanunu 164/4 ve son maddelerine göre bilirkişi tarafından hesaplanarak temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili ile davacının imzaladığı 01.02.2021 tarihli avukatlık sözleşmesinde sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların hakem marifetiyle çözümleneceğinin kararlaştırıldığı halde hakem şartı dikkate alınmaksızın davanın açıldığını, davacının banka hesabına sözleşme süresince avukatlık hizmet bedeli olarak 41.228,80 TL ödeme yapıldığını, vekil sıfatı ile takip ettiği icra takip dosyalarında karşı yan vekâlet ücretlerini aldığını, takip ettiği hiçbir dosyaya başka bir avukatın vekil sıfatı ile müdahil olmadığını, müvekkilin, avukatın yazılı iznini almadan başka avukata dosyaları teşrik etmediğini veya davacının işini vermediğini, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin, davacı konumundaki avukatın müvekkile gönderdiği .... Noterliği'nin 20.04.2022 tarihli istifa beyanı ile sona erdiğini, müvekkilin davacı avukat ile arasındaki güven ilişkisinin sarsılmasına sebebiyet verecek bir fiilin söz konusu olmadığını, davacı avukatın haklı bir sebep olmaksızın işi takipten vazgeçtiğini, vekalet ücreti talep edemeyeceğini, sözleşmenin avukatlık ücreti kısmının 6. maddesi yönünden geçersiz olduğunu, geçersiz olan sözleşmeye dayanarak sözleşmede kararlaştırılan ücretin talep edilemeyeceğini, davacının işinin ve görevinin yapılmasının engellenmediğini, aksine davacı taraf herhangi bir hukuki görüş bildirmeksizin, müvekkilin tereddütlerini gidermeksizin itirazın iptali davasının açılması yönünde, kötü niyetle ve sadece vekalet ücreti kazanma gayesi ile müvekkile baskı yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatın davalının vekili olduğu ve istifanın haklı olduğu kabul edilerek, taraflar arasında akdedilen sözleşmede aylık KDV dahil 2.000,00 TL ücret ve belirtilen şartlarda alacağın %15'i kadar ücrete hak kazanacağının belirlendiği, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, 399.014,19 TL akdi vekalet, 127.978,54 TL karşı vekalet olmak üzere toplam 526.992,73 TL'nin 1.000,00 TL'sinin 29.04.2022 tarihinden, bakiye 525.992,73 TL'sine 05.09.2023 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre taraflar arasındaki anlaşmazlığın öncelikle arabuluculuk girişim ile çözüleceğinin kararlaştırıldığını, yapılan sözleşme ile tüketici aleyhine haksız şart konulmasının mümkün olmadığını, sözleşmede tüketici olan müvekkilin toplu yapı yöneticiliği olduğunu, tüketicinin açık talebi varken sözleşmede öngörülen tahkim şartı yerine getirilmeden davanın görülmesinin mümkün olmadığını, müvekkil tarafından davacıya itirazın iptali davası açılması talimatı verilmemesinin davacıya haklı fesih hakkı vermediğini, icra takibine itiraz ile davacı tarafından açılan icra takibinin durduğunu, itirazla durmuş bir icra takibinin icrai kabiliyeti yokken alacağı tahsil etmiş gibi akdi ve karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede tüm davaların sadece davacı avukat ile takip edileceği, sadece davacı avukat ile çalışılacağı, başkaca bir avukat ile çalışılmayacağı hususunda bir maddenin bulunmadığını, davacının tek avukat olarak belirlenmediğini, müvekkil toplu yapı yönetimi tüketici konumunda olup; tüketici aleyhine yükümlülükler yükleyen "haksız şart" mahiyetindeki hükümlerin geçersiz olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9. maddesinin mahkeme tarafından yanlış yorumlandığını, başka avukat tarafından itirazın iptali davası değil de kısmi alacak davası açıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile en fazla icra dosyasına yatırılan 80.000,00 TL'lik tahsilat üzerinden vekalet ücretinin hesaplanmasının gerektiğini, bu dava tüketici konumunda olan müvekkil aleyhine harca hükmedildiğini, haklı bir gerekçe olmadan iş akdini fesheden avukatın aldığı ücreti dahi iade ile yükümlü olduğundan davacının müvekkile borçlu olduğunu savunarak; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekillikten istifaya dayalı vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Eldeki davada davacı avukat, davalı ise toplu yapı yönetimi olup davacı ödenmeyen avukatlık ücretinin tahsilini istemiştir. Davalı, 6502 sayılı Kanunda tanımlanan tüketici vasfını taşımamaktadır. Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı Kanun kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı, tüketici yasasında tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık,Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakma hususunda genel mahkemeler görevlidir. Bu durumda Mahkemece, davaya Tüketici Mahkemesince değil Asliye Hukuk Mahkemesince bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, Tüketici Mahkemesinin yargılama yaparak esasa ilişkin hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2) Bozma nedenine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3476, K. 2026/705, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3476-e-2026-705-k-3dc968a581d1