Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/292 E. 2026/3798 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/292
Karar No
2026/3798
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1701 E., 2025/2162 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/576 E., 2025/269 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı Kurumun 29.05.2024 tarihli yazısıyla, müvekkili hastanede görev yapan dava dışı bazı hekimlerin yurt dışında oldukları tarihlerde davalı Kuruma faturalandırılan tedavi işlemleri olduğu gerekçesiyle, taraflar arasında akdedilen 2024 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (9.3.) maddesine aykırılıktan 364.458,00 TL, Sözleşmenin (12.13.) maddesine göre gerçeğe aykırı fatura düzenlendiği gerekçesiyle 746.623,40 TL olmak üzere toplamda 1.111.081,40 TL ceza koşulu ve 6.285,51 TL reçete bedelinin tahsili ile uyarı işlemi uygulanacağının belirtildiğini, yurt dışında olan doktorlarının özellikle yatışlı hastaların tedavisine online olarak katılarak tedavi işlemlerinin gerçekleştirildiğini, gerçeğe aykırı faturalandırılmanın söz konusu olmadığını, dava dışı hastalara sağlık hizmetinin eksiksiz sunulduğunu belirterek; müvekkili hastanenin davalı Kuruma borçlu olmadığının, davalı Kurum işleminin haksız ve yersiz olduğunun tespiti ile mahsup yapılması halinde mahsup edilen tutarın mahsup tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurumun 2024 yılı Sağlık Hizmeti Alımı Sözleşmesi uyarınca işlem uyguladığı, oysaki faturaların davalı Kuruma kesildiği tarihin 2019 olduğu, bu nedenle faturaların kesildiği tarihte geçerli olan 2018 yılı sözleşmesinin uygulanması gerektiği, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı hastanede psikiyatri uzmanı olarak görev yapanın dava konusu işleme konu dava dışı doktorlar G.Ç., H.R.G., E.C., A.E.'nin yokluklarında yapılan işlemlerin, tedavisi devam eden dava dışı hastaların takip işlemleri olup aynı hastanede görevli diğer psikiyatri uzmanlarının gözetim ve denetimiyle işlemlerin gerçekleştirildiği, davacının hizmet bedelini hak ettiği, ancak süresinde dava dışı izinde olan doktorlara ilişkin bildirim yapılmaması nedeni ile cezai işlem uygulamasının doğru olduğu, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı dava dışı Ü.K.'nın izinli olduğu dönemde başka bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı hekimin davacı hastanede bulunmadığından hizmet bedeline ilişkin kesinti ve uygulanan cezai işlemin yerinde olduğu, dava dışı anestezi yoğun bakım uzmanı İ.C.G.'nin yokluğunda girişi işlemlerin uygun olduğu ve yapılan cezai kesintinin doğru olmadığı, dermatoloji uzmanı E.K.'nın ve genel cerrahi uzmanı F.S.G.'nin yokluğunda vaka başı muayene işlemleri girildiği, bu işlemlerin bizzat müdavi hekim işlemi olduğu ve yapılan kesinti cezasının yerinde olduğu, dava dışı dahiliye uzmanı Ş.Ç.'nın yokluğunda adına girilmiş işlemlerin bizzat müdavi hekim tarafından yapılmak zorunda olmayan işlemler olduğu ve bu nedenle uygulanan kesinti cezasının uygun olmadığı, 6.285,51 TL reçete bedelinin reçete yazma işleminin bizzat müdavi hekim yetkisinde ve yükümlülüğünde olduğundan kesintinin yerinde olduğu, 2018 yılı Sözleşmesinin (9.3.) maddesi uyarınca 23 kez izin bildirimi yapılmamasına bağlı olarak 23... .000,00 TL=23.000 TL cezai işlemin yerinde olduğu, 2018 yılı Sözleşmesinin (12.14.) maddesi gereği gerçeğe aykırı düzenlenen fatura nedeniyle toplam 19.519,71 TL x 10 katı= 195.197,10 TL cezai işlemin yerinde olduğu ve uyarı işleminin mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından davalı aleyhine uygulanan uyarı işleminin iptali talebinin reddine, davacının 892.883,90 TL cezai işlem yönünden borçlu olmadığının tespitine, kesinti yapılmış ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının 218.197,10 TL'lik talebinin reddine, davacının 6.285,51 TL'lik reçete bedeline ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, Mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; İlk Derece Mahkemesi tarafından bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu olayda hekimler yurt dışında iken elektronik imzaları kullanılarak fatura düzenlendiğini, müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi uyarınca, davalı Kurum tarafından davacı sağlık hizmeti sunucusuna uygulanan uyarı, ceza koşulu ve reçete bedelinin tahsili işlemlerinin iptali ile tahsilatın yapılması halinde iadesi istemine ilişkindir. 1. Hukukumuzda sözleşme özgürlüğü (serbestisi) ve sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkeleri kabul edilmiştir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca, taraflar sözleşmenin içeriğini diledikleri gibi belirleyebilirler. Serbestçe belirlenen sözleşme hükümlerinin, taraflar arasında edim ve karşı edime ilişkin bir denge unsurunu barındırması gerekir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi beraberinde tamamlayıcısı olan sözleşmeye bağlılık ilkesini getirmektedir. Bu ilke gereğince, hukuki güvenliği sağlamak amacıyla belirlenmiş sözleşme hükümlerine tarafların bağlı kalması beklenir. Eldeki davada İlk Derece Mahkemesince; davalı Kurum işlemine konu hekimler adına davalı Kuruma faturalandırılan hizmetlerin bir kısmı için tedavisi devam eden hastaların takip işlemi olması ve davacı hastanede görevli diğer hekimler tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle davalı Kurum işleminin uygun olmadığı yönünde değerlendirilme yapılarak, bir kısmı için davacı hastanede aynı branşta görevlendirilecek başka hekim olup olmadığına göre değerlendirilme yapılarak, bir kısmı için ise müdavi hekim işlemi olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak karar verilmiş ise de, incelenen dosya kapsamında temyiz edenin sıfatına göre yapılan incelemede, Mahkemece taraflar arasında imzalanan ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca taraflar açısından bağlayıcı olan ve işlem tarihinde geçerli olan 2018 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin ve eki niteliğindeki SUT hükümlerinin dikkate alınmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davaya konu edilen hizmetin davacı sağlık hizmet sunucusu tarafından davalı Kurum sigortalılarına verilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, sözleşme ve eki niteliğindeki SUT hükümleri dikkate alınarak değerlendirilme yapılması ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/292, K. 2026/3798, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-292-e-2026-3798-k-dce1b5cf1c47