Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/358 E. 2026/3808 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/358
- Karar No
- 2026/3808
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2558 E., 2025/2419 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şırnak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/842 E., 2025/343 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin sahibi olduğu briket fabrikasında kesik olan elektriğin açılması için davalı şirket görevlilerinin çağrıldığını, görevliler gelmeyince olay tarihinde 28 yaşında olan müvekkilinin arızayı gidermek amacıyla orta gerilim direğine çıkıp kontrol kalemiyle kontrol etmeye çalıştığı sırada elektrik akımına kapılarak yaralandığını, olayda davalı şirketin elektrik tellerini yer altına geçirmediği, elektrik direklerine tırmanmayı engelleyici tedbirler almadığı ve elektrik direklerine uyarı levhaları asmadığı gerekçesiyle kusurlu olduğunu ileri sürerek; şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacılar vekili; elektrik akımına kapılarak yaralanan müvekkili ..... olay nedeniyle eşi ve çocukları ile birlikte manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek; müvekkili ...... için 200.000,00 TL, eşi Hatun için 100.000,00 TL, çocukları için ayrı ayrı 50.000,00 'er TL olmak üzere toplam 450.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; olayın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, elektrik kesilmiş ise bu durumu düzeltme imkan ve yetkisinin müvekkili şirkete ait olduğunu, davacının arızayı giderecek ne tecrübesi ne de teknik imkanının bulunduğunu, davacının direğe tırmanmasının kabul edilemez bir durum olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulüne, 6.759.715,03 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 7.963.701,69 TL bakıcı giderine ilişkin olmak üzere toplam 14.723.416,72 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacılar ..... için 175.000,00 TL, ..... için 80.000,00 TL, ..., ve ..... için ayrı ayrı olmak üzere 30.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğunu, kararın gerekçesinin bulunmadığını, dava konusu olayın Şırnak ilinde yaşandığı halde Mahkemece Şanlıurfa ilinde yaşandığının yazıldığını, olayın elektrik çarpması olduğu halde Mahkeme gerekçesinde saç ekiminden bahsedildiğini, böylece gerekçe kısmının denetime elverişli olmadığını, gerekçede maddi olay ile hukuki değerlendirme arasında uyum bulunmadığını, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların değerlendirilmediğini, dava konusu olayın davacının teknik bilgi sahibi olmaksızın elektrik kesintisini gidermeye çalışması ve elektrik akımına kapılması sonucu meydana geldiğini, olayın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, direkte ikaz levhası ve tırmanma önleyici korkuluk olduğu halde davacının kesik elektriği gidermek için direğe tırmandığını, kusur oranını kabul etmediklerini, direkte gerekli bakım ve onarım işleri yapıldığını, kusur oranının objektif belirlenmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunu doğuracak nedensellik bağının bulunmadığını, hesap raporunda hangi yaşam tablosunun kullanıldığının net anlaşılmadığını, hesap bilirkişinin raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bakıcı giderinin asgari ücretin üzerinde hesaplandığını, davacının maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ıslah yapılmadığını, bu nedenle ıslahla arttırılan miktarın reddi gerektiğini, tazminattan kaçınılmazlık nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, tazminat miktarının yüksek olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davanın elektrik çarpması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrin kusursuz sorumluluk hallerini olağan sebep sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayrıma tabi tutarken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) tarafından hakkaniyet sorumluluğu, özen (sebep) sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu şeklinde ayrıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. Tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği 6098 sayılı Kanunun 71/1. hükmüne göre; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." denmektedir. Burada işletme sahibi veya işletene kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. İşletme sahibi veya işleten, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. İşletme sahibi veya işletenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz. Ancak, aynı zamanda sorumlu kişinin zararın doğumunda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulabilecektir. Somut olayda; davacının olay tarihinde 28 yaşında olup sahibi olduğu briket fabrikasındaki, elektrik arızasını gidermek üzere orta gerilim direğine çıkıp arızayı kontrol kalemiyle kontrol etmeye çalıştığı sırada elektrik akımına uğrayarak yaralandığı hususu sabittir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin elektrik hattını çevreden tam olarak izole etmediği ve en yüksek seviyedeki güvenlik önlemlerini almadığı ve yetkisiz ve bilgisiz birinin direğe tırmanması için uygun ortamın oluşmasına sebebiyet verdiği için asli kusurlu ve kusur oranının %70 olduğu, davacının aklıselim biri olarak elektriğin tehlikelerini ve bilgi sahibi olmadığı yüksek tehlike içeren direğe tırmanarak olaya sebebiyet verdiği için tali kusurlu ve kusur oranının %30 olduğu belirtilmiştir. Dosya içerisindeki fotoğraflardan ve bilirkişilerin keşif esnasında yaptıkları tespitlerden olayın meydana geldiği yerdeki direklerin bir kısmına tırmanma önleyici düzenek ile ve ölüm tehlikesi levhasının olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda; davalı ... şirketinin bakım ve özen borcunu gereği gibi yerine getirip getirmediği, olabilecek tehlikeleri düşünerek Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği uyarınca olayın meydana geldiği direkte gerekli önlemleri alıp almadığı hususunda İlk Derece Mahkemesince; munzam (ek) kusur dikkate alınmak suretiyle yeniden alanında uzman ayrı bir bilirkişi heyeti eşliğinde yapılacak keşif sonucu yukarıdaki açıklama ve ilkeleri karşılar nitelik ve nicelikte alınacak kusur ve raporu doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de; Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararının "manevi tazminat yönünden incelemede" kenar başlıklı bölümünde somut olay ile ilgisi olmayan "saç ekimi" ve "tedavideki kayıtların eksikliği" şeklindeki ibareler ile gerekçe oluşturulması da yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.