Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/6419 E. 2024/12043 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6419
- Karar No
- 2024/12043
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2207 E., 2019/1328 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen düzeltilerek esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2018 tarihli ve 2018/57 Esas, 2018/173 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesi, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü ve yedinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve erteleme kapsamında 2 yıl denetim süresi belirlenmesine, hak yoksunluklarına ve cezanın mahsubuna karar verilmiştir. 2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2018/2207 Esas ve 2019/1328 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 3713 sayılı Kanun'un beşinci maddesinin birinci fıkrasının uygulama fıkrası olarak gösterilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanması yönünden, 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesi ve aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.01.2022 tarihli ve hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz istemi özet olarak; 1.Emsal içtihatlara ve kanuna aykırı karar verildiğine, 2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşması için özel kastın bulunması gerektiğine, 3.Sanığın örgütle tek bağlantısının 2008-2011 yılları arasında yapıya ait evlerde kalmasından kaynaklandığına, savunmalarında bu hususta samimi anlatımlarda bulunduğuna, 4.Sanığın etkin pişmanlık anlatımlarında bulunduğu kabul edilse dahi, sanık savunmaları ve tanık ...’in beyanları itibarıyla özellikle ilgili dönem itibarıyla sanığa atfedilen eylemlerin suçta ve cezada kanunilik gereği suç teşkil etmediğine, 5.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 6.Tanığın yüz yüzelik ilkesi gereği huzurda dinlenmesi gerektiğine, huzurda dinlenmeyen ve sanığın soru sorma hakkı engellenerek savunma hakkı sekteye uğratılan sanık ile ilgili tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğine; 7.Gizli tanık ...’dan ele geçirilen dijital materyallerde sanığa ilişkin fişleme bilgilerinin bulunmamasının da sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğine, 8.Dosya kapsamında sanığın mahkumiyetini gerektirir delil bulunmadığına, 9.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltme sebepleri dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Çekişmeli yargılamanın gereği olarak, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa, sanık yoksa müdafiine verilmesi gerekirken, hükmün açıklandığı 25.10.2018 tarihli oturumda sanık müdafiinin mütalaaya karşı savunması alındıktan sonra hazır bulunan sanığa son sözü sorulmadan yargılamaya son verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve aynı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi hükümlerine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması, 2. Kabule ve uygulamaya göre de, Ayrıntılı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı Kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, örgüte üye olma, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme veya örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçlarında etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık veya cezadan indirim yapılması gereken haller olarak kabul edilmiştir. Şahsi cezasızlık nedeni olarak; sanığın amaç suçun işlenişine iştirak etmeksizin, hakkında bir soruşturma başlamadan önce örgütten gönüllü olarak ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi (TCK'nın 221/2 maddesi), hakkında soruşturma başladıktan sonra, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili samimi ve faydalı bilgi vermesi (TCK'nın 221/4 maddesinin ilk cümlesi), yakalandıktan sonra pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının önemli ölçüde yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi (TCK'nın 221/3 maddesi) hallerinde sanık hakkında cezaya hükmolunmayacaktır. Amaç suça elverişli vahim nitelikte sayılan eylemler gerçekleştirilmeden yakalanan, örgüt kuran, yöneten, örgüte üye olan, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek isteyerek yardım edenlerin örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde ise cezadan indirim yapılacaktır (TCK'nın 221/4 maddesinin ikinci cümlesi). Kanun vazının, etkin pişmanlığı şahsi cezasızlık sebebi olarak kabul ettiği durumlarda, örgütten ayrılma veya güvenlik güçlerine teslim olma bakımından "gönüllülük" esasını benimsediği görülmektedir. Gönüllülük, Türk Dil Kurumu sözlüğünde; "bir iş yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken üstlenen" olarak tanımlanmıştır. Örgütten ayrılma bağlamında gönüllülük, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde kalması imkanını ortadan kaldıran veya zorlaştıran bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle gönüllü olarak örgütten ayrılmasıdır (Ersan Şen - H. Sefa Eryıldız, Suç Örgütü 2018 baskı syf. 346). Güvenlik güçlerine teslim olma bakımından gönüllülük kavramına gelince; Pişmanlık ve gönüllülük failin psikolojik dünyasıyla alakalı ve son derece soyut kavramlar olması nedeniyle sanığın "gerçek ve samimi" bir pişmanlık duyup duymadığı veya gönüllü olup olmadığının tespiti fevkalade zordur. Suç sonrasındaki tutum ve davranışların belli ölçüde cezadan kurtulma düşüncesine dayanması son derece insani bir durumdur (Baba, Türk Ceza Hukukunda Etkin Pişmanlık 2013 baskı syf 98). Bu nedenle aslında saptanmaya çalışılacak olan, failin salt cezadan kurtulma saikiyle değil fiilin yarattığı haksızlığı gidererek legaliteye dönme düşüncesiyle hareket edip etmediği hususudur ki bu da ancak kişinin dış dünyaya yansıyan davranışlarıyla belirlenebilir. Yakalamanın yasal koşulları oluştuğunda hakkında usulüne uygun olarak düzenlenmiş yakalama müzekkeresine istinaden yakalanan ya da kanunda öngörülen şartlar gerçekleştiği için yakalama müzekkeresi olmaksızın yakalanan faillerin etkin pişmanlıkta bulunmaları halinde, diğer şartlar da gerçekleşirse cezada indirim uygulanması gerekecektir. Bu durumda bir gönüllü teslimden bahsetme imkanı olmadığı açıktır. Suç işleyen ya da suç şüphesi ile takip edilen/soruşturulan kişilerin belli ölçüde yakalanma korkusu taşıyacağının doğal bir durum olduğu da gözetildiğinde, kural olarak gıyabında düzenlenmiş yakalama emri bulunsa da kendiliğinden/gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde gönüllü olarak teslim olduğunun kabulü gerekecektir. Ancak örgütsel faaliyetlere devam ederken hakkında soruşturma açıldığını ve yakalama müzekkeresi düzenlendiğini bilmesine rağmen bu soruşturmayı sonuçsuz kılmak için kaçan failin makul olmayan bir zaman sonra gelip teslim olmasının gönüllü teslim olarak kabul edilmesine de yasal olanak bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Hakkında örgüt üyeliğinden soruşturma başlatıldıktan sonra 04.12.2017 tarihinde kendiliğinden/gönüllü olarak TEM Şube Müdürlüğüne teslim olan, savunmalarında etkin pişmanlık hükümleri kapsamında kendisinin ve başka şahısların örgütle irtibatına dair konumuna uygun faydalı bilgiler veren ve örgütle ilişkisi ile ilgili olarak fiili durumunu samimi olarak ortaya koyan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci fıkrasının dördüncü fıkrasının birinci cümlesi delaletiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi tatbik edilerek mahkumiyet kararı verilmesi ve bu bilgiler doğrultusunda suç tarihinin de temadinin kesildiği iddianame tarihi olan "25.12.2017" tarihi olduğunun gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2018/2207 Esas, 2019/1328 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.