Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/30150 E. 2023/1030 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/30150
Karar No
2023/1030
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.07.2020 tarihli, 2019/152 Esas, 2020/227 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi dokuzuncu fıkrası, 63 ncü maddesi uyarınca sanık ...'ın 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'ın 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli, 2020/535 Esas ve 2022/483 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanıklar müdafiileri ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; tanık beyanları hususunda eksik tahkikat yapıldığı, savunma hakkının kısıtlandığı, sanığın bylock kullanıcısı olduğu iddiasının gerçek dışı, mahkemenin tespitinin varsayım üzerine kurulu olduğunu, sanığın bankasya'da yalnızca kredi kartı müşterisi olduğu, bilirkişi raporu alınmadığı, bahse konu kurumda çalıştığı dönemde hiçbir şekilde suç işlemediği, örgütsel bir faaliyette bulunmadığı, hata hükümlerinden faydanılması gerektiği, alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğu, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; hükme dayanak olan delillerin hukuki delil niteliğinde olmadığı, MİT teknik raporunun hem kendi içerisinde hem de diğer verilerle çeliştiği, BTK’nın gönderdiği cgnat kayıtlarının şüphe içerdiği, bylock sunucusuna bağlanan cihazın ımeı numarasının hangi yöntemle tespit edildiği bilgisi yer almadığı, hata hükümlerinden faydanılması gerektiği, yurtta SGKlı olarak çalıştığı için kendisinden habersiz bu derneklere üye yapılmış olabileceği, dosyada bulunan tanık beyanlarının tamamının sanığın hiçbir şekilde örgütsel ve siyasi söylemlerinin olmadığını söylediği, alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğu, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanıklar hakkında terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla TCK'nın 314/2 maddesi ve sair sevk maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında, sanık ... açısından yapılan değerlendirmede; sanığın ByLock programını kullandığı, FETÖ/PDY terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde sırasıyla BTM ve maddiyatçı sıfatını aldığı, sanığın örgütün kadın yapılanması içerisindeki kişiler ile ilgilenip, talimat tarihinde Bank Asyada hesap açma, 17/25 Aralık sürecinde talimat doğrultusunda protestolara katılma şeklindeki eylemleriyle örgüt talimatıyla hareket ettiği hususunda başka dosya sanıklarının etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları ve dosyada bulunan 132633 USER ID'ye ait ByLock rooster kayıtları ve mesajlaşma içerikleri, İP ve HIS kayıtları delil olarak kabul edilip bunlara itibar edilmiş olup dosya kapsamında değerlendirilen diğer bilgi ve belgelerin örgüt üyeliği için yeterli olduğuna mahkemece kanaat getirilmiş, sanığın diğer örgüt üyelerine nazaran örgüt içi faaliyetlerin yoğun olması ve bu durumun sanığın suç kastının yoğunluğunun fazlalığını dikkate alındığında sanığın silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçunu işlediği mahkemece benimsenmiş ve asgari ceza sınırından bir miktar uzaklaşılarak teşdiden ceza uygulanmış ve sanık hakkında neticeten 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık ... açısından yapılan değerlendirmede; sanığın ByLock programını kullandığı, Kilis ilinde öğrenci olarak bulunduğu 2009-2016 yılları arasında örgüte ait öğrenci evlerinde kaldığı, sanığın sonraki yıllarda anılan örgüt tarafından sınıflandırılan ve kendi içerisinde yetkilendirilen Bölge Talebe Mesulü (BTM) ve sonrasında 5 ya da 6 kişilik BTM'den sorumlu Büyük Bölge Talebe Mesulü (BBTM) olarak örgütsel faaliyetlerde bulunduğunun sanık hakkındaki beyanlar ve teşhislerle sabit olduğu, Sanığın, Usulsüz Dinlemelerle ilgili yürütülen soruşturmalar kapsamında şüpheli polislerin gözaltına alınmalarını protesto etmek için örgütsel talimat doğrultusunda Kilis Adliyesi önünde toplanan grubun içerisinde yer aldığının sabit olduğu, MASAK raporundan anlaşıldığı üzere örgüt liderinin Bank Asyaya destek olunması yönündeki talimatına istinaden sanığın 25.02.2014 tarihinde Şekerbanktan 8.000,00 TL kredi çekerek bu parayı aynı ... Bank Asyadaki hesabına yatırdığı, bu haliyle örgütsel talimatlara uyduğunun sabit olduğu, sanığın incelemeye konu 0348 (...) (...) (...) numaralı ankesör hattından ardışıklık ve periyodiklik arz edecek şekilde arandığı, bir dönem askeri öğrencilerden sorumlu sivil şahıs olarak askeri öğrenciler A.N.B., G.Y. ile ankesörlü telefonlar üzerinden iletişim kurarak bu kişilerle toplantılar düzenlediği, askeri öğrencilere FETÖ ile irtibatlarını koparmaları durumunda askeri okuldan atılacakları yönünde tehditlerde bulunduğu, tanık beyanlarına göre sanığın "Selim" kod adını kullandığını, ilk başlarda BTM (Bölge Talebe Mesulü), son yıllarda ise BBTM (Büyük Bölge Talebe Mesulü) olduğunu belirttikleri, sanığın diğer örgüt üyelerine nazaran örgüt içi faaliyetlerin çok daha yoğun olması ve bu durumun sanığın suç kastının yoğunluğunun fazlalığını açıkça ortaya koyması, ByLock kullanıcısı olması, ByLock içeriklerinin yoğunluğu, bunun yanında özellikle sanığın FETÖ/PDY'nin çok gizli olarak faaliyet yürüttüğü askeri yapılanma içinde faaliyet yürütmesi ve bu kapsamdaki yapılanmanın ülkeye verdiği zararın etkisi dikkate alındığında sanık hakkında asgari sınırdan bir miktar uzaklaşılarak teşdiden ceza uygulanmış ve sanık hakkında neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği tespit edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun md. 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(5237 sayılı Kanun md. 30/1). 5237 sayılı Kanun'un “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanması yönündeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetildiğinde; mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanık ...'ın 132633 ID üzerinden, sanık ...'ın 325558 ID üzerinden ByLock kullanıcısı oldukları tespit edilen, tanık beyanlarına göre sanık ...'ın Bölge Talebe Mesulü (BTM) ve sonrasında 5 ya da 6 kişilik BTM'den sorumlu Büyük Bölge Talebe Mesulü (BBTM) olarak örgütsel faaliyetlerde bulunan, kod adı kullanan, sanık ...'ın BTM ve maddiyatçı sıfatını aldığı, örgütün kadın yapılanması içerisindeki kişiler ile ilgilendiği belirtilen, örgütle iltisaklı SGK kayıtları bulunan sanıkların, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduklarına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. d) TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi, gerekçelerin de cezaların şahsiliği ilkesine uygun bulunması, keyfilikten uzak olması, sanıkların yargılama sırasında izlenen kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin oluşa ve tüm dosya kapsamına göre yerinde takdir edildiğini göstermesi gerekir. Açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanıklar hakkında toplanan deliller ve dosya kapsamına göre örgütteki konumları ve kaldıkları süre ile faaliyetlerindeki nitelik, yoğunluk ve çeşitlilik itibariyle temel cezanın tayininde asgari hadden kısmen uzaklaşılması yönündeki mahkeme kabulünde hukuka aykırılık saptanmamıştır. e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2020/535 Esas ve 2022/483 sayılı Kararında sanıklar müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kilis Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/30150, K. 2023/1030, T. 08.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-30150-e-2023-1030-k-a2bd7a957b19