Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/21020 E. 2024/8357 K. – Terör Örgütü
Konu: Terör Örgütü Propagandası Yapmak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/21020
- Karar No
- 2024/8357
- Karar Tarihi
- Konu
- Terör Örgütü Propagandası Yapmak
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/498 E., 2020/2077 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2020 tarihli ve 2019/562 Esas, 2020/75 sayılı kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.12.2020 tarihli ve 2020/498 Esas, 2020/2077 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.03.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, 1.Anayasa Mahkemesinin kolluk kuvvetlerinin mahkeme kararı olmadan kişiler hakkında sanal ortamda araştırma yapma ve internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşma yetkisinin iptaline karar verdiğine, 2.Dosyada da mahkeme kararı olmadan kollukça hukuka aykırı olarak açık kaynak araştırma raporu düzenlendiğine, 3.Söz konusu paylaşımları sanığın yapmadığına, 4.Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, 5.Sanık hakkında usul ve kanuna aykırı olarak HAGB, erteleme, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığına, 6.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması haricinde kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemekle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.12.2020 tarihli ve 2020/498 Esas, 2020/2077 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'ın hukuka aykırı yöntemle delil elde edildiğinden suçun sübuta ermediğine dair karşı oyu ve oy çokluğuyla, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Sanık ... hakkında Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi 25.02.2020 tarih, 2019/562 (E) ve 2020/75 (K) Sayılı kararıyla terör örgütü propagandası yapmak suçundan yapılan yargılama sonucunda sanığın 3713 Sayılı Yasanın 7/2. madde 1. Cümlesi, 3713 sayılı yasanın 7/2. Madde 2. cümlesi,TCK.43/1 , ve TCK. 53, maddeleri gereğince 1 YIL 10 AY 15 GÜN hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Kararın istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 29.12.2020 tarih 2020/498 Esas 2020/2077 Karar sayılı ilamıyla esastan reddine karar verildiği, Kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda oy çokluğuyla kararın onanmasına karar verildiği tespit edilmiştir. Karara muhalefet etmemizin hukuki sebepleri; Yasak delil elde edililip kullanılmasına yönelik tespitler; 6 Ocak 2017 tarih, 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 27. maddesiyle; 2559 sayılı Kanunun ek 6. maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Buna göre; “Polis, sanal ortamda işlenen suçlarda, yetkili Cumhuriyet başsavcılığının tespiti amacıyla, internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşmaya, sanal ortamda araştırma yapmaya yetkilidir. Erişim sağlayıcıları, yer sağlayıcıları ve içerik sağlayıcıları talep edilen bu bilgileri kolluğun bu suçlarla mücadele için oluşturduğu birimine bildirir.” 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun ek 6. maddesine eklenen bu fıkra Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 tarih ve 2018/91 Esas, 2020/10 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Dolayısıyla polise siber ortamda tanınan sanal ortamda araştırma yetkisi iptal edilmiştir. Bu tarihlerden sonra ve önce Ceza Muhakemeleri Kanununun genel hükümlerine göre Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda suç araştırması yapılacağı aşikardır ve hazırlık soruşturması nasıl başlayacağı kanunumuzda açıkça düzenlenmiştir. Polise sanal yetki verilen dönem dışında kalan suç tarihinde de soruşturmanın Ceza Muhakemeleri Kanununun genel hükümlerine göre Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda suç araştırması yapılacağı aşikardır ve hazırlık soruşturması nasıl başlayacağı kanunumuzda açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla suç tarihinde 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununa göre soruşturma ve suç delillerinin toplanması zorunludur. Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK. 160/1 m.). Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilir (CMK. 161/1 m.). Yargıtay Ceza Daireleri ve Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarlı bir şekilde soruşturmayı Cumhuriyet Savcısını başlatacağı ve soruşturma işlemlerini Cumhuriyet Savcısını talimatıyla yapılabileceği açıkça kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04/12/2007 tarihinde vermiş olduğu 2007/247-257 sayılı kararında “Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için soruşturmaya başlayacaktır. Cumhuriyet savcısının maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacına yönelik olarak hangi tür olaylarda hangi yolları takip edebileceğine ilişkin mevzuatımızda çok açıklık bulunmamakla birlikte soruşturma yöntemleri uygulamanın getirdiği benzer olaylardaki hareket tarzı yoluyla kazanılan ve mesleki birim olarak isimlendirilebilecek tecrübe, yargısal kararlar ve öğreti maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için Cumhuriyet savcısının yolunu aydınlatmaktadır.” demek suretiyle Cumhuriyet savcısının hukuk içerisinde kalarak Ceza Muhakemeleri Kanunundaki usul işlemlerini ve (hükümleri riayet etmek suretiyle) soruşturmada yürüteceği yöntemi kendisinin belirleyeceğini benimsemiştir; ancak Cumhuriyet savcısının bu serbestliği sınırsız, hukuk düzenine ve evrensel hukuk kurallarına aykırı olamaz. Ayrıca ünlü ceza hukukçusu Rudolf Von Jhering’in değimi ile “şekil keyfiyetin can düşmanı hürriyetin ikiz kardeşidir.” ilkesinde belirtildiği gibi Cumhuriyet savcısı ve kolluk birimleri ceza soruşturmasında Ceza Muhakemeleri Kanununda belirtilen usul kurallarına uymak zorundadır. Usul kurallarına uymadan hukuka aykırı elde edilen deliller soruşturma ve kovuşturmada kullanılamaz (CMK m. 147, 217/2, 206/2-a, 230/1-b, 289/1-i). İncelenen dosya kapsamında kolluk tarafından tanzim edilen 21.01.2019 tarihli açık kaynak araştırma raporunda sanığın facebook sayfasında facebook.com/ profile .phd?id=100008339162270 url adresli facebook profilinde fotoğraflar alınarak ve yine yayınladığı videonun çözümleme tutanağı tutularak sanığın PKK terör örgütü propagandası yapıldığı iddiasıyla fezleke düzenlenip Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, dosya kapsamında CMK 134 maddesi gereğince alınmış bir cumhuriyet savcısı talimatı ve arama kararı bulunmadığı tespit edildiği, Cumhuriyet savcısının soruşturma başlattığına dair Sanık hakkında herhangi bir emir ve talimatının bulunmadığı, sosyal medyasıyla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkemeden usulüne uygun olarak alınmış bir arama kararı bulunmadığı, sanığın yapmış olduğu iddia edilen paylaşımların usulüne uygun arama sonucu ele geçirilmemesi nedeniyle bu işleme dayanarak terör örgütü propagandası yapmak suçlamasından açılan davada usulüne uygun olmayarak elde edilen yasak delillere dayanılarak propaganda suçundan mahkumiyet kararı verilemeyeceği açık olmasına rağmen daha önce Anayasa Mahkemesince iptal edilen PVSK ek 6. maddesinin ilgili hükmü gereğince re'sen yapılan tutanağa dayanılarak herhangi bir arama ve el koyma kararı olmaksızın ve yine bu konuda Cumhuriyet savcısının CMK'nın 160 ve 161. maddeleri gereğince alınmış bir talimat olmadan elde edilen paylaşımların kamu davasına konu edilerek hükme esas alınması mümkün değildir. Zira; Delillerin hukuka ugun yöntemlerle toplanması zorunludur. Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delillerin hükme esas alınamayacağında şüphe yoktur. Buna rağmen yasak delillere dayanılarak hukuka aykırı olarak verilen mahkeme kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda oy çokluğuyla sanık hakkında verilen kararın ONANMASINA karar verildiği tespit edilmiştir. Sayın çoğunlukla aramızdaki hukuki görüş farklılığı "Daha önce polise verilen sosyal medya üzerinde siber takip yetkisini düzenleyen ek 6. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine polisin Cumhuriyet savcısının ancak talimat ve emirleriyle hareket edip suç soruşturmasına devam edebileceği, Cumhuriyet savcısının soruşturmanın başlatılmasına yönelik talimatı alınmadan ve bu konuda Ceza Muhakemeleri Kanununun 134 ve devam maddeleri gereğince gerekli arama kararları yetkili makam ve mahkemeden alınmadan suç delillerinin toplanmasının mümkün olmadığı, Yasal düzenlemeye göre; PVSK ek 6. maddesinde kolluğun suç ile karşılaştığı durumda, yani suçüstü halinde nasıl davranacağı yönünde yasal ve emredici düzenleme mevcuttur. Adli arama yetkisinin kimler tarafından kullanılacağına dair CMK'nın 119. madesinde açık bir düzenleme mevcut olup, suçüstü hali dahi olsa bu yetkinin kolluk tarafından kullanılacağına dair zımni de olsa bir ifade veya bir ibare bulunmamaktadır. Kolluk amiri tarafından ancak Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması durumunda kişinin üstü ve eşyası üzerinde sınırlı olmak kaydıyla yetkinin kullanılabileceği belirtilmiştir. PVSK ek 6 ve CMK 119. maddeleri ile kolluğun suçüstü halindeki yetkisinin "aciliyet" ve "gereklilik" kriterlerinin ötesindeki aramalar PVSK ek 6. maddesine uygun olmayan ve CMK 119. maddesinde belirtilen şekilde bir arama kararına dayanmayan yasaya aykırı yetkisiz bir arama olacaktır. Yine bilgisayar ve bilgisayar kütükleri ve bilgisayar niteliğinde olan cep telefonları üzerinde CMK 134. madde gereğince hakim kararı ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının emriyle arama ve kopyalama işleminin yapılabileceği, bunun dışındaki yöntemlerin hukuka aykırı olduğu açıktır. CMK, PVSK ve ilgili yönetmelikler bir bütün olarak ele alındığında çıkan sonuç, suçüstü hallerinde ancak "aciliyet" ve "gereklilik" kriterleri içerisinde tedbirin hukuka uygun olduğu gereklilik bulunduğu takdirde yapılabileceği, bunun dışında yapılan aramalar ve el koymaların hukuka aykırı olduğunu uygulamamızdaki Ceza Genel Kurulu ve Daire kararlarıyla tespit edilmiştir. Anayasanın 38/6. maddesinde; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.” CMK’nın 217/1. maddesinde; “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.” CMK’nın 217/2. maddesinde; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.“ CMK’nın 206/2. maddesinde; “Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur: a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse” CMK’nın 230/1-b maddesinde; “Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.” CMK’nın 289/1-i maddesinde; “Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.” 1412 sayılı CMUK’un 254/2. fıkrasında; “Soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz.” Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür (CMK m. 160/2) Cumhuriyet savcısının talimatı ve usulüne uygun olarak alınan bir arama emri ve arama kararı olmaksızın (CMK 134 maddesi gereğince bilgisayar veya bilgisayar niteliğinde olan cep telefonu üzerinde gerekli arama işlemleri yapılarak kayıtların kopyasının çıkarılmasına ve bu kayıtların çözülerek ... haline getirilmesine ve kopyalarının alınmasına karar verilmesi) gerekli inceleme yapılarak elde edilen sanığın sosyal medyası üzerinde yapmış olduğu iddia edilen paylaşımların usulüne uygun arama sonucu ele geçirilmemesi nedeniyle bu işleme dayanarak terör örgütü propagandası yapmak suçlamasından açılan davada sanığın beraatine karar verilmesi gerekir. Delillerin hukuka ugun yöntemlerle toplanması zorunludur. Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delillerin hükme esas alınamayacağında şüphe yoktur. Sanığa isnat edilen eylemin suç unsurları yönünden yapılan değerlendirme de sanığın paylaşımlarının "örgütün cebir şiddet ve tehdit içeren yöntemleri mesul gösterecek veya övecek yada bu yöntemlerin başvurmaya teşvik edecek şekilde" olması gerekir. 3713 sayılı yasanın 6008 sayılı yasa ile değişik 8 maddesiyle bu şekilde propaganda suçlarına sınırlandırma getirilmiştir. Propagandanın örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini ya meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması gerekir. Bu durumda her türlü propaganda fiili bu suçun oluşması iç in yeterli olmayacak ancak maddede sayılan alternatif niteliklere sahip olan propaganda fiilleri suç teşkil edecektir. Propagandanın bu niteliklere sahip olup, olmadığı ise her somut olayda hakim tarafından değerlendirilebilecek bir husustur. Bu açıklamalar ışığında sanığın mahkumiyete esas alınan paylaşımlarının içeriğinin terör örgütünün cebir şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek nitelikte olmadığı anlaşılmakla, sanığın atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı neticesinde mahkumiyete hükmedilmesi hukuka aykırıdır. Yukarıda ayrıntılı açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA karar verilmesi gerekirken oy çokluğuyla ONANMASINA karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.