Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/7090 E. 2023/2318 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/7090
- Karar No
- 2023/2318
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2018 tarihli, 2017/316 Esas ve 2018/58 sayılı kararı ile sanık hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 5237 sayılı TCK'nın 314/2 nci maddesi gereği 5 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında artırım yapılarak 7 yıl 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCK'nın 62/1 maddesi gereği cezasından taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetlerine karar verilmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 27.06.2018 tarihli, 2018/1121 Esas ve 2018/1397 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ -Sanık müdafiinin temyiz istemi: 1-Soruşturma ve yargılamanın usüle aykırı yapıldığına, 2-Delillerin hukuka aykırı olduğuna, 3-Mevcut delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına, 4-Lehine delillerin değerlendirilmediğine, 5-Suçun unsurlarının bulunmadığına, 6-Teşdit uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, 7-Beraate karar verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Hakimler ve Savcılar Kurulunun 16.07.2016 tarih - 345 sayılı kararı ile görevden uzaklaştırıldığı, sanığın 17.08.2014 tarihi ile 08.04.2015 tarihleri arasında 1219 kez ByLock programından sinyal aldığı, ByLock HTS kaydı incelendiğinde sinyallerin sanığın Serik hakimi olarak görev yaptığı dönemde ikamet ettiği Antalya ilinden sinyal verdiği anlaşılmış, mahkememizce sanığın örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kendine ait hat üzerinden defalarca kullandığı kesin ve inandırıcı deliller ışığında sabit görülmüş, ByLock konusunda başkaca bir incelemeye gerek duyulmamıştır. Yapılan delil değerlendirmesi sonucunda, sanığın kendi kullanımında olan GSM hattı ile örgütün gizli haberleşme aracı ByLock isimli iletişim programını kendi iradesi ile bilerek ve isteyerek kullandığı mahkememizce kabul edilmiş, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğu her türlü kuşkudan uzak, kesin ve somut delillerle tespit edildiğinden sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılma cihetine gidilmiştir. Sanığın eylemlerindeki çeşitlilik ve yoğunluk ile örgüt içerinde bulunduğu süre zarfı, meslekteki konumu dikkate alınarak kastındaki yoğunluk nedeniyle sanık hakkında verilen cezada alt sınırdan uzaklaşılmış ve teşdit uygulanmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olması, suç tarihinin yakalanma tarihi olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "22.07.2016" yerine “15.07.2016” olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olduğu kabul edilmiştir. Sanık hakkında TCK'nın 314/2 maddesi uygulanarak belirlenen 5 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden TMK'nın 5/1 maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılması sonucu “7 yıl 15 ay hapis” yerine hesap hatası yapılarak “8 yıl 3 ay” hapis cezasına hükmedilmesi TCK'nın 62/1 inci maddesi uyarınca indirim uygulanması sonucu bulunan sonuç cezayı değiştirmediğinden düzeltme nedeni yapılmamıştır. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutunun kabulünde, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfının tayininde, cezanın belirlenmesinde, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesinin takdirinde, savunmasının inandırıcı gerekçelerle red edilmesinde ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir, IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilerek, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının yeniden istenmesi ve hükümden sonra geldiği anlaşılan etkin pişmanlık kapsamındaki ifadesinde sanık hakkında bilgi veren başka dosya şüphelisi H. A.'ya ait ifade tutanağı ile birlikte 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup, tartışılması beyanda bulunan şahısların doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz belgelere dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 27.06.2018 tarihli, 2018/1121 Esas ve 2018/1397 sayılı kararı nın 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/2 nci maddesi (a) bendi uyarınca dosyanın Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi. ... ... ... ... ...