Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16521 E. 2023/1771 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16521
- Karar No
- 2023/1771
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1291 E., 2019/284 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2018 Tarihli ve 2017/244 Esas ve 2018/64 sayılı Kararı Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 Sayılı Yasanın 223/2-b maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.03.2019 Tarihli ve 2018/1291 Esas, 2019/284 sayılı Kararı Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; Sanıktan ele geçirilen dijital eşyaların, CMK'nın 134 üncü maddesi uyarınca teknik analiz işlemleri tamamlanmadan beraat kararı verildiğine, sanığın dijital eşyalarında başkaca örgütsel delillerin elde edilebileceği göz ardı edilerek eksik inceleme ve araştırmayla dijital eşyaların inceleme sonuçları beklenilmeden beraat kararı verildiğine, kararın usul ve yasaya olması aykırıdır. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince "Sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ideolojisini benimsediği bu doğrultuda bylock kriptografik programı kullandığı ya da örgütün ideolojisi kapsamında herhangi bir eylem ve faaliyette bulunduğuna ilişkin dosya kapsamında yapılan yargılamada bir kanıt bulunmadığından, sanığın işlemediği sabit olan suçtan beraatine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesiyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ideolojisini benimsediği bu doğrultuda bylock programı kullandığı ya da örgütün ideolojisi kapsamında herhangi bir eylem ve faaliyette bulunduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı nazara alındığında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma, sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2018/1291 Esas, 2019/284 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.