Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16144 E. 2023/917 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16144
- Karar No
- 2023/917
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/372 E., 2019/431 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz itirazlarının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2019 tarihli ve 2018/415 Esas, 2019/53 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası göndermesiyle 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları, 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının infazının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre yapılmasına, cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. B. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2019/372 Esas, 2019/431 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; kararın hukuka, yasaya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğuna, tanığın tahmine dayalı, varsayımsal beyanda bulunduğuna, aynı suçtan ceza aldığından ifadesini sağlıklı olarak veremediğine ve gerçeğe aykırı tanık beyanına itibar edilmesinin yanlış olduğuna, tanığın beyanında geçen A. Z. isimli şahıs dinlenmeden, tanık beyanları kabul edilerek mahkumiyet verilmesinin eksik inceleme olduğuna, ByLock'un herkesin erişimine açık haberleşme programı olduğuna, ByLock'un hukuka aykırı delil olduğuna ve hükme esas alınmasının sözleşme ile korunan değeri ihlal ettiğine, Yargıtayın ByLock programını delil olarak kabul etmesine ilişkin kriterlere uygunluğun aranmadığına, sanığın ByLock kullanmadığına, sanığın otelde konaklamasının örgütsel faaliyet olarak değerlendirilmesinin yanlış ve eksik olduğuna, otelde örgütsel faaliyetin olduğuna dair inandırıcı, net ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğine, Bank Asyanın kapatıldığı döneme kadar devletin gözetim, denetim ve idaresi altında faaliyetlerini sürdürdüğüne, Bank Asyaya para yatırmaya yönelik verildiği söylenen talimat ile ilgili mahkeme dosyasında somut, net, kesin kanıt bulunmadan sanığın suçlanmasının hukuki ve kanuni olmadığına, sanık hakkında araştırma yapılmadan, sadece Bank ... hesap hareketinin olması gözetilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın banka hesabını sadece talimat verilen dönemde değil, TMSF'ye devredildikten sonra da kullanmaya devam ettiğine, bu durumun lehe değerlendirilmesi gerektiğine, Yargıtay kararlarına göre içeriği tespit edilemeyen HTS kayıtları ile mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, sanığın örgütsel bir tavır olabilecek görüşme yapmadığına, kanunilik, ölçülülük ve öngörülebilirlik ilkesinin ihlal edildiğine, suçun maddi ve manevi unsurlarına aykırılık bulunduğuna, sanığın en başından beri terör örgütünün varlığını bildiğini söylemenin açık delillere dayanması gerektiğine, aksi halde TCK'nın 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, manevi unsurun eksikliğinden beraat verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın sohbet hocalığı, küçük bölge imamlığı ve öğrenci evlerinden sorumlu olmak gibi değişik görevler ifa etmek, örgüt üyelerinin kendi aralarında gizli haberleşmeyi sağlamak için kullandıkları ByLock isimli uygulamayı kullanmak, örgüt üyeleri ile otellerde konaklamak, yine hakkında benzer suçtan işlem yapılan kişilerle iletişimde bulunmak, örgütle iltisaklı kuruluşlarda çalışmak, örgütün mali kalesi olarak bilinen bankada altınlarını yatırmak suretiyle işlem yapmak ve bu şekilde bankaya destek olmak şeklinde sabit olan bu eylemlerin örgüt üyeliği için gerekli olan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğa sahip olduğu, çünkü sanığın uzun süre örgüt içinde kaldığı, hiyerarşik yapıya dahil olduğu, verilen talimatları sorgulamaksızın yerine getirdiği, tam bir bağlılık göstererek örgütün iradesini kendi iradesinin önüne koyduğu, bu şekilde sanığa atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu kanaatine varılmış ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamındaki mevcut diğer delillerin yanında tanık L. N. Ö.'nün soruşturma ve kovuşturma aşamalarında alınan beyanlarında sanığın da kendisi gibi küçük bölge ablası olduğunu, sohbet hocalığı yaptığını, sohbet verdiği kişilerden himmet adı altında yardım topladığını beyan etmesi karşısında sanığın mahkumiyetine karar verilen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile temel ceza belirlenir iken, Anayasa'nın 138/1 inci maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, aynı Kanun'un 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, sanığın kastının yoğunluğu, sanığın güttüğü amaç ve saik, eylem yoğunluğunun fazla olması, örgüt içerisindeki konumu ve ağırlığı ile suçun işleniş şekline göre sanık hakkında adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan makul suretle ayrılmak yerine alt sınırdan ayrılmaksızın eksik ceza tayin edilmiş ise de, bu konuda aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından eleştiri yapılması ile yetinilmiş, belirtilen eleştiri dışında İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY'nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı" kabul edilmiştir. B. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF'ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş'de (Bank ...) gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir. C. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sohbet hocalığı, küçük bölge imamlığı, öğrenci evlerinden sorumlu olma şeklinde değişik görevler ifa eden, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt üyeleriyle aynı otelde konaklayan, hakkında benzer suçtan işlem yapılan kişilerle iletişimde bulunan, örgütle iltisaklı kurumlarda çalışan, Bank ... isimli bankaya örgüt liderinin talimatı üzerine altınlarını yatıran sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. D. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK'nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi dışında sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek kararda başkaca hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2019/372 Esas, 2019/431 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hükmün 7 nci fıkrasının çıkarılarak yerine "örgüt mensubu olan sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının, TCK'nın 58/9 uncu maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," yazılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2023 tarihinde karar verildi.