Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/10464 E. 2023/2146 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/10464
- Karar No
- 2023/2146
- Karar Tarihi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... Ağır Ceza Mahkemesinin 03.01.2018 tarih ve 2017/440 Esas ve 2018/5 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 7 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2018/527 Esas, 2018/1209 sayılı Kararı ile "Sanık hakkında temel ceza tayin edilirken uygulama maddesinin "TCK'nın 314/2. maddesi gereğince" şeklinde olması gerekirken "...3713 sayılı Kanun'un 7/1 inci maddesi yollamasıyla TCK'nın 314/2 nci maddesi" şeklinde yazıldığı anlaşılmış ise de; Bu husus CMK'nın 280/1-a, 303 üncü maddelerine göre yeniden yargılama yapılmaksızın giderilebilir yanılgı olmakla; hüküm fıkrasının birinci bendindeki "...3713 sayılı TMK'nın 7/1 inci maddesi yollamasıyla..." ibaresinin çıkartılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine, Sanık hakkında kurulan hükümde temel cezanın yıl ve ay olarak belirlenmiş olması karşısında sonuç ceza olarak "5 yıl 22 ay 15 ... hapis" cezası yerine "6 yıl 10 ay 15 ... hapis" cezasına hükmedilerek sanık hakkında fazla ceza tayin edildiği anlaşılmış ise de; bu husus 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303. maddelerine göre yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeden düzeltilebilir bir yanılgı olduğundan; Hükmün 1 inci bendinin 4 üncü fıkrasında belirtilen "6 yıl 10 ay 15 ... hapis" cezası ibaresinin "5 yıl 22 ay 15 ... hapis" cezası olarak değiştirilmek suretiyle hükmün düzeltilmesine, Bu hususlar dışında mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf/temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak değerlendirildiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1.a maddesi gereğince DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK'nın 302/1 inci maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle; delillerin hukuka aykırı elde edildiklerine, savunma hakkının kısıtlandığına ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, suçun unsurların oluşmadığına, haksız teşdit uygulandığına, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, eksik araştırma ve kovuşturma ile hüküm verildiğine, ByLock verilerinin istihbari nitelikte olduğuna ve istihbari nitelikte bilgilerin delil olamayacağını, ByLock verileri hususunda bilirkişi raporu alınması gerektiğine, sanığın ByLock hususunda samimi anlatımlarda bulunduğuna, bu programda örgütsel içerikli hiçbir unsur bulunmadığına, tanık M. Ç.'nin mahkemece dinlenmesi gerektiğine, sanık hakkında TCK'nın 62 nci maddesinin uygulanmamasına yönelik gerekçe bulunmadığına, ByLock verilerinin bilimsel ve gerçek olmadığına, ByLock indirmenin, kurmanın ve kullanmanın TCK anlamında suç olmadığına, dini sohbetlere ilişkin tanık beyanlarının iftiradan ibaret olduğuna, tanık beyanlarının itibar edilemez olduğuna, Bank ..., sendika üyeliği, HTS kayıtları ve kurban merasimine katılmanın suç oluşturmayacağına, yapının 15 Temmuz ile birlikte terör örgütü olduğunun anlaşıldığına, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda "...Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre sanığın ByLock isimli programı örgüt talimatı kapsamında ve örgütsel gizliliği temin maksadıyla kullandığı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 ... ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında da belirtildiği üzere ByLock programını kullanmanın başlı başına örgüt üyeliği açısından delil olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, bunun için ayrıca bu program ile yapılan yazışmaların yahut icra edilen görüşmelerin veya da gönderilen e-maillerin içeriğinin tespitine gerek bulunmadığı, sanığın örgüt içerisinde düzenlenen Kahta ilçe imamının başkanlığında istişare toplantılarına katıldığı, örgüt elebaşı ...'den gelen talimata uyarak Bank ... isimli bankada hesap açtığı ve hesaba yüklü miktarda para yatırdığı, örgüt ile iltisaklı olduğu için kapatılan Aktif-Sen isimli sendikaya üye olduğu, aynı örgüte üye olmak suçundan hakkında adli işlem yapılan çok sayıda kişi ile irtibatlı olduğu, örgüt tarafından düzenlenen kurban merasimine katıldığı, örgütün yayın organı olduğu için kapatılan Zaman gazetesine bulma çalışması yaptığı ve bu kapsamda 29 kişiyi gazeteye abone ettiği, ... Bankası hesabından örgüt ile iltisaklı olan ... Medya'ya 2015 yılı içerisinde değişik tarihlerde para gönderdiği, sanığın bu şekildeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemleriyle örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, örgüt ile organik bağ kurarak örgüt üyesi vasfını kazandığı, bu itibarla cezalandırılması gerektiği. .." şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, "Sanık hakkında temel ceza tayin edilirken uygulama maddesinin "TCK'nın 314/2 nci maddesi gereğince" şeklinde olması gerekirken "...3713 sayılı Kanun'un 7/1 inci maddesi yollamasıyla TCK'nın 314/2 nci maddesi" şeklinde yazıldığı anlaşılmış ise de; Bu husus CMK'nın 280/1-a, 303 üncü maddelerine göre yeniden yargılama yapılmaksızın giderilebilir yanılgı olmakla; hüküm fıkrasının birinci bendindeki "...3713 sayılı TMK'nın 7/1 inci maddesi yollamasıyla..." ibaresinin çıkartılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine, Sanık hakkında kurulan hükümde temel cezanın yıl ve ay olarak belirlenmiş olması karşısında sonuç ceza olarak "5 yıl 22 ay 15 ... hapis" cezası yerine "6 yıl 10 ay 15 ... hapis" cezasına hükmedilerek sanık hakkında fazla ceza tayin edildiği anlaşılmış ise de; bu husus 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303 üncü maddelerine göre yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeden düzeltilebilir bir yanılgı olduğundan; Hükmün 1 inci bendinin 4 üncü fıkrasında belirtilen "6 yıl 10 ay 15 ... hapis" cezası ibaresinin "5 yıl 22 ay 15 ... hapis" cezası olarak değiştirilmek suretiyle hükmün düzeltilmesine, Bu hususlar dışında mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf/temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak değerlendirildiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla; istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1.a maddesi gereğince DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. c)BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli Kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanun'unun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. Ancak örgüt liderinin talimatı üzerine ve örgüte yardım kastıyla yapılan, örgütün amacına hizmet eden ödeme ve sair bankacılık işlemlerinin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak değerlendirilmesi gerekir.. d)Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın sosyolojik ve kültürel durumu örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmaması yerindedir. e)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 472462 ID numarası ile ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt liderinin talimatı üzerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de bankacılık işlemleri yapan, örgütsel toplantılara katılan ve örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de faaliyetlerine devam eden sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. f) İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükümde 6 yıl 10 ay 15 ... olarak doğru hesaplanan nihai cezanın, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine 5 yıl 22 ay 15 ... hapis olarak yanlış hesaplanıp noksan cezaya hükmolunması, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. g) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların eleştiri dışında kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2018/527 Esas, 2018/1209 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca .... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ... ... ... ... ...