Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/6872 E. 2026/11641 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/6872
- Karar No
- 2026/11641
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1056 E., 2022/920 K. SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Kararın sanığa tebliğ edildiğine dair dava dosyasında herhangi bir tebliğ belgesine rastlanılmadığından, sanığın öğrenme üzerine verdiği temyiz dilekçesi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/1080 Esas, 2021/125 Karar sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde istinabe yasağına aykırılık nedeniyle mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen bozma kararının yasal dayanağı bulunmadığı böylece sanık hakkında katılanlar ..., ..., ... ve şikâyetçi ...'ya yönelik hırsızlık suçlarından, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'ya yönelik konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından, katılanlar ..., ..., ... ve ...'ya yönelik mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin de temyizi kabil olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin; ''Belirtilen hiçbir suça iştirak etmediğine, misafir olarak bulunduğu evde yapılan arama sırasında ...'in kendisine hediye etmiş bulunduğu bazı eşyaların bulunduğuna, hakkında atılı suçları işlediğine dair somut bir delil bulunmadığına, atılı suçlardan beraatine karar verilmesini talep ettiğine'' sanık müdafiinin temyiz isteminin; ''Diğer suçlar yönünden kesin olmakla birlikte katılan ...'a yönelik hırsızlık suçu yönünden temyiz yolu açık olan karara karşı temyiz yoluna başvurma gereği hasıl olduğuna, dosya kapsamındaki delillerin, suçların maddi ve manevi unsurları tam olarak değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuş olduğuna, bu durumun da usul ve yasaya dolayısı ile hukuka aykırılık teşkil ettiğine, sanığın savunmasında da beyan ettiği üzere diğer sanıkların evlerinde oturduğu sırada evde arama yapılması ve çalınan eşyaların bulunması üzerine sırf evde bulunması sebebiyle sanığın suçlu konumuna düştüğüne, hırsızlık suçunun sanık tarafından işlendiğine dair başkaca herhangi bir somut delil bulunmadığına, beraatine karar verilmesini talep ettiklerine '' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Lüleburgaz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli , 2017/569 Esas ve 2019/589 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/1080 Esas, 2021/125 Karar sayılı kararı ile “Ceza Yargılamasında temel kural duruşmanın yüze karşı yapılması olup bu kuralın istisnaları 5271 sayılı CMK’nun 194, 1 95... . maddelerinde açıkça gösterilmiştir. Yasada belirtilen istisnalar dışında sanık veya sanıkların duruşmaya getirtilmeleri zorunludur. Sanık ... ... savunmasının verilen yakalama kararı gereğince Çerkezköy Asliye Ceza Mahkemesince alındığı,CMK 196/2. maddesinde yer alan “sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında sanığın istinabe suretiyle sorguya çekilemeyeceğinin gözetilmemesinden'' bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırlığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/1080 Esas, 2021/125 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Lüleburgaz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2022 tarihli ve 2021/414 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozmanın, kararı temyiz etmeyen sanığa sirayetine, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.