Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/5029 E. 2026/7790 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/5029
Karar No
2026/7790
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Uyarlama talebinin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Hükümlü hakkında Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2003 tarihli ve 2002/887 Esas, 2003/383 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükmünün Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.01.2004 tarihli ve 2003/6861 Esas, 2004/484 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiği, hükümlü müdafiinin uyarlama istemi üzerine uyarlama yargılaması sonucunda Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2005 tarihli ve 2002/887 Esas, 2003/383 Karar sayılı ek kararı ile uyarlama talebinin reddine karar verildiği, bu karara yönelik itirazın Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.06.2005 tarihli ve 2005/536 sayılı kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmakla; sonradan yürürlüğe giren ve lehe hüküm içerebilecek kanunun 5237 sayılı Kanun olması ve mahkûmiyet hükmünün de 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş olması halinde, uyarlama yargılamasının özel düzenlemeyi içeren 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen usûle göre gerçekleştirileceği ve uyarlama yargılaması sonucunda verilen hükmün de temyiz yoluna tâbi olacağı, bu nedenle 10.06.2005 tarihli ek kararın usûlüne uygun kesinleşmediği ve Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.06.2005 sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Hükümlü hakkında uyarlama yargılaması üzerine kurulan hükmün; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1. 5252 sayılı Kanun’un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2. 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b ve 143. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Kanun'un 493, 522. maddelerinde tanımlanan suçun unsurlarının farklı olması nedeniyle, sanığın şikâyetçinin ikametinde gerçekleştirdiği eylemin, 5237 sayılı Kanun'daki hırsızlık suçunun yanı sıra uzlaşma kapsamında bulunan aynı Kanun’un 116/1-4 maddelerine uyan konut dokunulmazlığının ihlâli ve suç tarihi itibarıyla soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, eyleme uyan ve suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri [(493/1 ve 522. maddeleri (pek fahiş)] ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Kanun’un 116/1-4 maddelerine uyan konut dokunulmazlığının ihlâli ve suç tarihi itibarıyla soruşturulması/kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan ve aynı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, şikâyetçi ... şikâyetinden vazgeçip vazgeçmediği saptanarak vazgeçtiği durumda hükümlünün bu vazgeçmeyi kabul etmesi hâlinde mala zarar verme suçundan mahkûmiyete karar verilemeyeceği, yine 5237 sayılı Kanun’un 116/4. maddesinde düzenlenen geceleyin konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun takibinin şikâyete bağlı olmadığı, ancak 08.05.2001 olan suç tarihi de dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 253/1-b-3 maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunduğu gözetilerek şikâyetçi Salih Akyıldız ile hükümlü arasında 5237 sayılı Kanun’un 116/4. maddesinde düzenlenen geceleyin konut dokunulmazlığının ihlalî suçu bakımından uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre hükümlünün hukukî durumu değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, eylemlere uyan ve suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinin olaya ayrı ayrı uygulanması, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/5029, K. 2026/7790, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-5029-e-2026-7790-k-39613353338f