Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/3666 E. 2026/7707 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/3666
Karar No
2026/7707
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/206 E., 2025/518 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafiinin sanığın beraat etmesi aksi hâlde uzlaşma nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekçesiyle kararı temyiz ettiği anlaşılmakla esastan inceleme yapılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 21.01.2020 tarihli ve 2017/15-618 Esas, 2020/16 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere zamanaşımı hesabında “Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.” şeklindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/5. maddesinin kanun yararına bozulmasına karar verilen hükümler yönünden uygulama yerinin bulunmadığı, zira kanun yararına bozulan hüküm sonrasında yerel mahkemelerce yapılan yargılamanın yeniden yapılan bir yargılama olmayıp önceki yargılamanın devamı niteliğinde olması nedeniyle “tekrar muhakeme” veya “tekrar yargılama” ibareleri ile kastedilenin yargılamanın yenilenmesi kurumu olduğu, buna göre sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği 26.04.2017 tarihi ile kanun yararına bozma tarihi olan 03.07.2024 tarihi arasında da zamanaşımının durduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğunu, bu eylemin uzlaşma kapsamında kaldığı, 13.05.2025 tarihli uzlaştırma raporuna göre tarafların hiç bir koşula bağlı olmadan uzlaştıklarının anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca uzlaştırma nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından "zamanaşımı dolması nedeniyle kamu davasının düşürülmesine" kısmının çıkartılarak yerine sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca uzlaşma nedeniyle DÜŞMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/3666, K. 2026/7707, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-3666-e-2026-7707-k-1d90214f07c3