Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/2423 E. 2026/10528 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2423
Karar No
2026/10528
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1623 E., 2025/2502 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve mala zarar verme suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'nın temyiz isteminin, suçu işlemediğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, sanık ...'nın temyiz isteminin, çelişkili beyanlara dayanarak hüküm kurulduğuna ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanık ...'nın temyiz isteminin ise, suçu işlediğine dair delil bulunmamasına rağmen ceza verildiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Fatsa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2020/352 Esas, 2021/194 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 14.10.2022 tarihli ve 2021/2714 Esas, 2022/4099 Karar sayılı kararı ile “...1-29.10.2018 tarihinde şüpheli şahısların hurda bakır kablo sattıklarının ihbarı üzerine tanık...'ya ait hurdacı dükkanının kamera kayıtlarının alınması, tanık Levent'in iki şahsın bakır kablo alıp almadığını sorduklarını beyan etmesi ve bu şahıslardan birinin sanık ... olduğunu teşhis etmesi karşısında; sanıkların teşhise elverişli ön, yan ve arka cephe ile boydan çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek kamera görüntülerindeki şahıslar olup olmadıklarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması; ayrıca sanıkların suç tarihinde Fatsa ilçesine hiç gitmediklerini savunmaları karşısında, kullandıkları GSM numaralarının baz istasyonu bilgilerinin BTK'dan getirtilmesi suretiyle olay tarihi ve saatinde orada bulunup bulunmadıkları hususunun tespit edilmesi sonrasında, sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile sanıkların beraatine karar verilmesi, 2-01.11.2018 tarihli tutanak içeriğinden, sanıkların 28.10.2018 tarihinde meydana gelen araçtan hırsızlık suçunun şüphelilerine benzediklerinin ve suç mahallerinin yakın olduğunun tespit edilmesi karşısında; sanıklar hakkında bu eylem kapsamında açılmış bir davanın bulunup bulunmadığı araştırılarak, dava açılmış ise incelenerek gerekli evrakların dosya arasına alınması gerektiği, 3-Dosya kapsamındaki olay yeri inceleme raporu ile olay yeri krokisinden, mağdurun depo olarak kullanıldığını beyan ettiği etrafı çevrili yerin ön tarafında ... markete ait binanın bulunduğu görülmekle, müstakilen depo olarak kullanılan yerlere girmenin tek başına işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturmayacağı gözetilerek, suça konu yerin iş ile ilgili veya ticari faaliyet yürütülen işyeri binasının eklentisi niteliğinde olup olmadığı tereddüde yer vermeyecek şekilde kesin olarak tespit edilmesinin gerekmesi, 4-15.10.2018-30.10.2018 tarihleri arası olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 01.11.2018 olarak gösterilmesi,...” nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 14.10.2022 tarihli ve 2021/2714 Esas, 2022/4099 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Fatsa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2024 tarihli ve 2022/898 Esas, 2024/170 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/2423, K. 2026/10528, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-2423-e-2026-10528-k-0c4a9c939504