Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/18972 E. 2026/10596 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/18972
Karar No
2026/10596
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2646 E., 2022/2462 K. SUÇLAR : Hırsızlık, kamu malına zarar verme HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni hüküm tesisi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "hırsızlık suçu zaten mala zarar verme olgusunu da suçun tipikliğinde barındırdığını ve sanığın samimi beyanında kabloyu aldık demek suretiyle hiçbir şekilde mala zarar verme suçuna sebebiyet vermediği nazara alınmaksızın sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi" katılan kurum vekilinin temyiz isteminin "sanıkların eylemi saat 02.00 civarı gerçekleştirmiş olmaları, CD izleme tutanak içeriği, eylemi birlikte gerçekleştirdiklerinin sabit olması, kablonun kesilmesinden dolayı kamu hizmeti olan telefon ve internet kesintisinin meydana gelmesiyle kamu hizmetinin bir süreliğine engellenmiş olması sebepleriyle Manisa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/220 Esas, 2021/56 Karar sayılı kararı yasaya ve usule daha uygun olup istinaf kararının bozulmasına karar verilmesine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1-Katılan vekilinin, aynı gün İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit işlemlerinin bulunduğunu belirterek mazeretli sayılması talebinde bulunduğu, 03.07.2022 tarihli mazeret dilekçesi ile ilgili olarak herhangi bir karar verilmeden duruşmaya devamla esas hakkındaki mütaalaya karşı beyanı tespit olunmadan yokluğunda hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 234. maddesinde mağdur ve şikâyetçi için öngörülen hakların ihlâli suretiyle hüküm kurulması, 2-Sanık ... hakkında Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2019 tarihli iddianamesiyle 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, sanığın müdafii atanmadan TCK'nın 142/1-a, 142/5, 143. maddelerinden ek savunma hakkı verildiği ve sonrasında Manisa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli ve 2020/220 Esas, 2021/56 Karar sayılı kararıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 142/1-a, 142/5 ve 143. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, sanık ile suçtan zarar gören kurum vekilinin kararı istinaf etmeleri üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi duruşma açarak, sanığın savunmasının müdafisi olmaksızın alındığı anlaşılmakla, 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 142/1-a, 142/5 ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezası olduğu dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması, müdafii huzurunda savunması alınması gerektiği gözetilmeden ve 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir” şeklindeki düzenleme uyarınca, ilk derece mahkemesince sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-a, 142/5, 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edildiği nazara alındığında ve belirtilen maddelere ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması ve müdafii huzurunda savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ve katılan kurum vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/18972, K. 2026/10596, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-18972-e-2026-10596-k-f4d870f71701