Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/6211 E. 2026/11530 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/6211
Karar No
2026/11530
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3797 E., 2023/1324 K. ŞİKÂYETÇİ: ... SUÇLAR: Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

I- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde Sanığın mala zarar verme suçundan mahkûmiyetine dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.04.2023 tarihli ve 2022/3797 Esas, 2023/1324 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;

Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,

II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık müdafiine gerekçeli kararın 30.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve müdafiinin kararı temyiz etmediği, sanığın 28.11.2023 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği, her ne kadar 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekil vasıtası ile takip edilen işlerde, sanığa yeniden karar tebliği gerekmediği belirtilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararında “Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) 13. maddesi ve CMK'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin son cümlesi ile CMK'nın 35. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeler ve müdafii ile vekil arasındaki farklılıklar da gözetildiğinde; sanığın ve müdafiinin yokluğunda verilen hükmün müdafiiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir.” şeklindeki kabul ve ilkeler göz önüne alındığında, gerekçeli kararın sanığa da tebliğ edilmesi gerektiğinin gözetilmediği, sanığa gerekçeli kararın savunmasının alındığı 10.03.2022 tarihli duruşmada bildirdiği adresine tebliğe çıkartıldığı, adreste tebligat yapılamadığından 20.05.2023 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi gereğince tebligat çıkarıldığı 08.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de; Tebligat Kanunu'nun 35/2. maddesine göre tebliğin usulüne uygun olarak yapılabilmesi için, daha önce aynı adrese Kanun’un gösterdiği usullere uygun bir tebligat yapılmış olması ve muhatabın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin de tespit edilememesi gerektiği, aksi halde aynı Kanun’un 35. maddesine göre tebligat yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda Tebligat Kanunu'nun 28. maddesinde ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 48. maddesinde belirtilen yöntem izlenmek suretiyle ilanen tebligat yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığa daha önce usulüne uygun herhangi bir tebliğ yapılmamış olan anılan adreste Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğu ve geçerli bir tebliğ işleminin sonuçlarını doğurmayacağı; sanığın 28.11.2023 tarihli dilekçesindeki anlatımından temyiz başvurusu ile birlikte eski hâle getirme isteminde bulunduğunun anlaşılması ve eski hale getirme istemi hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olması nedeniyle bu dilekçesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.01.2024 tarihli ve 2022/3797 Esas, 2023/1324 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilerek, sanığın 28.11.2023 tarihli temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, zararının karşılanmış olmasına rağmen fazla ceza tayin edildiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Sanık hakkında ikinci kez tekerrüre esas alınan Pendik 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/484 Esas sayılı kararına esas suçun TCK'nın 165/1. maddesinde düzenlenen suça ilişkin olması ve CMK'nın 253. maddesinde 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası anılan suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, anılan suç nedeniyle uzlaşma yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında ikinci kez mükerrirlik hükümlerinin uygulanması ve 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağına ilişkin düzenleme dikkate alındığında, ikinci defa mükerrir sayılan sanık hakkında cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanması ve koşullu salıverilme hükümlerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Sanık hakkında şikâyetçiye yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak usul ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/6211, K. 2026/11530, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-6211-e-2026-11530-k-de9b1524da3e