Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4839 E. 2026/9823 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4839
Karar No
2026/9823
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3533 E., 2024/182 K. SUÇL : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafinin temyiz isteminin '' Sanığın atılı suçu işlemediğine, sanığın atılı suçu işlediğine dair somut kesin delil bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, deliller tartışılmaksızın gerekçesiz karar verildiğine, verilen cezanın ağır olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince karar verilmediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığına '' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2021/658 Esas, 2021/1537 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararı sanık tarafından istinaf edilmiş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli ve 2022/2549 Esas, 2023/629 Karar sayılı kararı ile "CMK'nın 188/1. maddesinde “Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır” şeklindeki düzenleme ile duruşmada mutlaka hazır bulunması gerekenlerin belirlendiği, aynı Kanunun 289/1-e maddesinde Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılmasının “hukuka kesin aykırılık hâlleri” arasında sayıldığı ve yine 19/12/2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik CMK'nın 150. maddesi gereğince alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamada sanığın istemi aranmaksızın bir müdafii görevlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, 28/06/2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 62. maddesi ile değişik TCK'nın 142/2-h ve 43. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, sanığın istemi aranmaksızın bir müdafii görevlendirilmesi ve savunmasının da zorunlu müdafii ile birlikte alınması gerektiği gözetilmeden, zorunlu müdafiinin hazır bulunmadığı duruşmada savunmasının alınması suretiyle CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1-e maddelerine muhalefet edilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; Sanığın gözaltında geçirdiği sürenin karar başlığında gösterilmemesi ve TCK'nın 63. maddesi gereği mahsubuna karar verilmemiş olması, Ankara 1. İnfaz Hakimliğinin 2020/1080 d.iş sayılı kararı ile Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/20 18... /26 esas, 2018/801. karar sayılı ilamı ile 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükümlü sanığın bu cezasının koşullu salıverme tarihinden (04/07/2020) sonra, bihakkın tahliye tarihinden (25/01/2022) önce istinaf talebine konu suçu işlediği anlaşılmakla 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/12. maddesi uyarınca şartlı tahliye kararının geri alınıp alınmayacağının değerlendirilmesi için mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiğinin gözetilmemesi '' gereğince bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli ve 2022/2549 Esas, 2023/629 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.10.2023 tarihli ve 2023/430 Esas, 2023/618 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/4839, K. 2026/9823, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-4839-e-2026-9823-k-3b4a79c1d9f1