Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/3944 E. 2026/9504 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3944
- Karar No
- 2026/9504
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2231 E., 2023/2985 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, sanığın TCK'nın 32. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, sanığa zararı gidermek için herhangi bir süre verilmediğine, TCK'nın 145. maddesinin uygulanmadığına ve uygulanmama gerekçesinin tam olarak açıklanmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2018/483 Esas, 2020/49 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 22.04.2021 tarihli ve 2020/1662 Esas, 2021/725 Karar sayılı kararı ile; "Sanık ... hakkında düzenlenen ... Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.11.2018 tarih ve 9553 sayılı raporunda; sanığın hafif derecede zeka geriliğine bağlı davranış bozukluğu denilen psikiyatrik hastalığın kısmen etkisinde olduğu, işlediği öne sürülen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını tam algılayamadığı ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olduğu, dolayısıyla işlediği öne sürülen suça yönelik ceza sorumluluğunun azalmış olduğu, hakkında 5237 sayılı T.C.K.'un 32/2. maddesinin tatbikinin uygun olduğunun bildirildiği, Adli Tıp Gözlem İhtisas Dairesi'nin 25.10.2019 tarihli ve Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 08.11.2019 tarihli raporlarında ise sanıkta cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, işlediği suça karşı ceza sorumluluğunun tam olduğunun belirtilmiş olması karşısında, sanığın ceza sorumluluğunun tam olup olmadığına ilişkin bu iki rapor arasında çelişki bulunması karşısında, sanığın suç tarihinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesi gereğince işlediği suçun hukuksal sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak derecede akıl hastalığı bulunup bulunmadığı hususunda raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde Adli Tıp Genel Kurulu’ndan nihai rapor alınarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın ceza ehliyetinin tam olduğunun kabulü ile buna göre hüküm kurulması hukuka aykırı olması... " nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 22.04.2021 tarihli ve 2020/1662 Esas, 2021/725 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2022 tarihli ve 2021/318 Esas, 2022/304 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.