Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/13163 E. 2023/10281 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/13163
- Karar No
- 2023/10281
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/335 E. 2016/188 K. ŞİKÂYETÇİLER : ..., ..., ..., ..., ... SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, basit tehdit, trafik güvenliğini tehlikeye sokma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Dosya incelenerek gereği düşünüldü: I)Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde: 14.04.2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Yasa'nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000 TL dâhil adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün temyizi mümkün olmadığından, sanığın temyiz isteğinin 1412 sayılı 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE, II)Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, kamu görevlisine hakaret suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde: Sanığın tek eylemle birden fazla kolluk görevlisine karşı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlemesi karşısında, hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamış, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre kararda bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerin istem gibi ONANMASINA, III) Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde: Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1)18.06.2014 tarihinde kabul edilip 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi gereğince “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” hükmü gözetilmeden, sanık hakkında adlî para cezasını ödemediği takdirde ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği şeklinde hüküm kurulması, 2) Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "... kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "... Seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu 6136 sayılı Kanun'un 13/1 ve 5237 sayılı Kanun'un 179/3. maddelerinde tanımlanan suçların seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması, 3) 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesindeki "Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un eklenen geçici 5/1-d maddesi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; Hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d'de yer alan "Kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin, bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “Hükme bağlanmış” ibaresinin aynı bentte yer alan, “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve aynı Kanun'un 251/1. maddesi kapsamına giren, 5237 sayılı Kanun'un 179/3. maddesindeki suç yönünden, aynı Kanun’un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.