Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/842 E. 2026/3845 K. – Taksirle Yaralama
Konu: Taksirle Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/842
- Karar No
- 2026/3845
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Yaralama
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/601 E., 2025/1372 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.10.2025 tarihli ve 2025/601 Esas, 2025/1372 Karar sayılı kararının; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde gereği düşünüldü: İmranlı Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nın 89/4, 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.03.2023 tarihli kararı ile bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine İmranlı Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2025 tarihli kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nın 89/4, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28.10.2025 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İmranlı Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli, 2018/54 Esas, 2021/118 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.03.2023 tarihli, 2022/1552 Esas, 2023/454 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 89/4. maddesinde doğrudan ya da seçimlik olarak adli para cezası öngörülmemiş olmasına rağmen sanık hakkında doğrudan adli para cezası tayin edilmesi, kabule göre de; sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması, sanık hakkında gün adli para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığının alt sınır olan 20 TL'den daha fazla bir miktar olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve "304 gün x 20 TL = 4.500,00 TL" ibaresine yer verilmek suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması, takdir edilen vekalet ücretinin katılanlara eşit olarak verilmesi gerektiği hususuna yer verilmemiş olması, sanık müdafiinin katılan tarafın zararının giderildiği yönündeki beyanları dikkate alınarak zararın giderilip giderilmediğinin araştırılması ve zararın giderildiğinin belirlenmesi halinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.03.2023 tarihli, 2022/1552 Esas, 2023/454 Karar sayılı bozma kararı, bozma üzerine verilen İmranlı Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2025 tarihli, 2023/40 Esas, 2025/7 Karar sayılı kararı ve kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28.10.2025 tarihli, 2025/601 Esas, 2025/1372 Karar sayılı istinaf başvurularının esastan reddine dair kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen kararın 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.