Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/4189 E. 2026/5901 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2026/4189
Karar No
2026/5901
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1772 E., 2021/2448 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizleri üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı, tutuklama, arama, el koyma, uzun tutukluluk ve dava dilekçesinde belirtilen diğer hak ihlalleri nedeniyle 300.000,00 TL maddi tazminat ve 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddine ve davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; dava dilekçesinde ileri sürülen hukuka aykırılıkların müvekkili aleyhinde açılmış bulunan ceza yargılamasından bağımsız olduğuna, tazminat koşulları gerçekleştiği halde davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, CMK'nın 141 ve devamı maddelerine dayanan tazminat davasının reddi kararının kaldırılması ve davacı müvekkilin maddi ve manevi zararlarının tespiti ile dava dilekçesinde belirtilen şekliyle tazminine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; dava tümüyle reddedildiğinden davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğuna ve kararın bu yönden bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/502 Esas, 2018/40 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10.02.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 21.02.2017 tarihinde tutuklandığı, yapılan yargılama sonunda sanık hakkında mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın henüz kesinleşmediği, tutuklama tarihi itibariyle 5271 sayılı kanuna tabi olduğu, CMK'nın 141 vd. maddelerine göre maddi ve manevi tazminat taleplerinin, gözaltı veya tutuklulukta geçen dava dosyasının kesinleşmesinden sonra istenebildiği, somut dosyada davacının yargılandığı Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/502 - 2018/40 E-K sayılı dosyasının henüz kesinleşmediği, davacının söz konusu dosya kapsamında tutuklanıp tutukluluk halinin devamına karar verildiği, dosyanın istinaf aşamasında olduğu, henüz kesinleşmediği, aynı suç kapsamında davacının Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/507 esas sayılı dosyasında da yargılandığı, dosyanın derdest olduğu, tutukluluk halinin devamına karar verildiği, her iki dosyanın da kesinleşmediği, bu bakımdan tazminat talebinin yasal koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR Gerekçeli karar başlığında, ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat" olan dava adının ''Koruma tedbirleri nedeniyle 500.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminat talebi'' olarak yazılması mahalinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Tazminat talebinin dayanağı olan Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/502 Esas sayılı dosyası ile Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/507 Esas sayılı dosyası birleştirilerek, Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/507 Esas, 2020/86 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 09.06.2021 tarihli ve 2020/7163 Esas, 2021/3873 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği UYAP'tan yapılan kontrol sonucu anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin temyiz isteminin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 24.01.2022 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından 27.01.2022 tarihinde yapıldığı ve bu itibarla katılma yoluyla temyiz olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlik sınırı itibariyle reddine karar verilmesini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekili ve davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

5271 sayılı Kanunun tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmıştır. Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir. Tazminat talebinin dayanağı olan ceza soruşturmasında davacının haksız gözaltı, tutuklama, uzun tutukluk, arama, el koyma ve dava dilekçesinde belirtilen hak ihlalleri nedenlerine dayanarak CMK'nın 141 ve devamı maddelerine dayanarak tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacının belirtilen kanun maddelerine dayanarak tazminat talebi ile ilgili olarak asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, zira bu hususa ilişkin tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığından davacının talepleri hakkında ilgili delillerin toplanarak ve davacının belirtilen iddialarına yönelik yargılama dosyasının Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde dosya arasına alınarak, gerekçeli kararda CMK'nın 141/1. maddesinde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin her bir talep yönünden gerekçelendirme yapılmadan eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,

Kabule göre de; 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece reddedilen tazminat miktarına göre karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 6.810,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 1.320,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/4189, K. 2026/5901, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2026-4189-e-2026-5901-k-489aaffba120