Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/2907 E. 2026/5256 K. – Taksirle Yaralam

Konu: Taksirle Yaralama

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2907
Karar No
2026/5256
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Yaralama

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/642 E., 2026/111 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 89/4 ve 62/1. maddeleri uyarınca neticeten hükmolunan 8 ay 10 gün hapis cezalarının 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereği hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik sanık ... müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararındaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1. maddesi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; Bölge Adliye Mahkemesince delillerin takdirinde hataya düşülerek sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanıkların yolda yapılan çalışma nedeniyle kum yığınlarını önlemsizce yola dökmeleri ile meydana gelen kaza arasında illiyet bağı bulunduğuna, kusuru bulunan sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi ve re'sen gözetilecek sebeplerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1. Dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ... Genel Müdürlüğü ile ... Mühendislik Şirketi- ... Limited Şirketi İş Ortaklığı arasında içme suyu inşaat yapım işi kapsamında 05.06.2017 tarihinde sözleşme imzalandığı, sanık ...'nun ... Mühendislik Şirketi yetkilisi, sanık ...'ın ... Limited Şirketi yetkilisi, sanık ...'in ise ... Mühendislik Şirketi namına sahada çalışan işçi ve aynı zamanda saha görevlisi olduğu, 06.08.2017 tarihinde çalışmalara başlandığı, çalışma yapılan alanda 50-100 m aralıklarla bir kısmı yolda bir kısmı ise yol kenarında bulunan tarlalarda olmak üzere kumların yığıldığı,

07.08.2017 tarihinde, saat 19.00 sıralarında, katılan sürücü M. G.'nin, sevk ve idaresindeki otomobil ile açık havada, gündüz vakti, azami hız limitinin 90 km/s olarak belirlendiği, yerleşim yeri dışında, iki yönlü, 8 metre yol platform genişliğinde, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı virajlı, düşey güzergâhı eğimli, görüşe engel bir durumun bulunmadığı, yol çalışması nedeniyle kısmen yol üzerinde, kısmen yol kenarında kum yığınlarının bulunduğu ve çalışma yapıldığına dair işaret veya uyarı levhalarının bulunmadığı köy yolunda seyri sırasında, soruşturma evresinde alınan beyanına göre gözüne güneş gelmesi nedeniyle seyir şeridinin 3.90 metrelik kısmında olan kum yığınını farketmeyerek kum yığınına çarpmasına müteakip takla attığı, meydana gelen kaza neticesinde katılan sürücünün, katılan ...'nin ve araçta bulunan bir katılanın yaralandığı,

Kaza tespit tutanağında, yolda çalışma yapıldığına dair uyarı levhaları koymayan ve yolun yapım ve bakımından sorumlu olan Belediyenin kusurlu olduğunun belirtildiği, kovuşturma evresinde keşfe binaen hazırlanan 09.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda, kovuşturma evresinde alınan savunmasına göre şantiye şefi olduğunu beyan eden sanık ...'in çalışma yapılan yolda gerekli trafik işaret ve levhalarını bulundurmaması nedeniyle asli kusurlu, sürücü M. G. nin ise üst düzeyde tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 17.02.202 tarihli raporunda sürücü M. G. nin asli kusurlu, yol yapımından sorumlu kişi, kurum ve kuruluşun tali kusurlu olduğunun belirtildiği,

İlk Derece Mahkemesince, sanıkların yol çalışması yapılan alanda gerek çalışma yapıldığına dair levhaları koymamak gerek yapılan işleri üstlenen şirketlerin yetkilileri olmaları sebebiyle meydana gelen kazada sorumluluklarının bulunduğu ve Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda tali kusurlu oldukları kabul edilerek, üç kişinin yaralanmasından dolayı sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/4. maddesindeki taksirle yaralama suçundan 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

2. Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, sürücü M. G. nin seyir güzergâhında kaza noktasına gelmeden evvel en az dört kum yığınının bulunduğu, sürücünün yoldaki mevcut durumun farkında olduğu, sürücünün kaza noktasına gelirken gözüne birden güneş gelmesiyle kazanın meydana geldiğini belirttiği, yol kenarında kum yığınlarının bulunduğu, ileride yatay güzergâhta virajlı, düşey güzergâhta eğimli ve üç yönlü kavşak mahalline yaklaşırken hızını mevcut yol/görüş şartlarına göre ayarlamaksızın seyrettiği, aracın kum yığınına çarpma şekli ve devamında takla atarak aldığı hasar gözetildiğinde mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyrettiğinin anlaşılmış olmasına göre sürücü M. G. nin tam kusurlu olduğu, sanıkların iş sahasında gerekli önlemleri almamış olmaları ile meydana gelen kaza arasında illiyet bağının bulunmadığı, sanık ...'in ilgili şirkette işçi olup şantiye şefi olma vasfına haiz olmadığı gözetildiğinde sanığa bu yönüyle de kusur izafe edilemeyeceği kabul edilerek, sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince gereğince beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 02.10.2024 tarihli ve 2022/8-393 Esas, 2024/283 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; ilk derece mahkemelerince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına gidilmeden, bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın beraat kararı verilmek suretiyle istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine karar verilebileceği anlaşılmakla, Tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre;

07.08.2017 tarihinde, gündüz vakti, katılan sürücünün sevk ve idaresindeki otomobil ile yerleşim yeri dışında, iki şeritli köy yolunda seyir halindeyken, mahalde yapımı devam eden içme suyu inşaat çalışması nedeniyle 4 metrelik seyir şeridinin 3.90 metresini kaplar şekilde yola serili olan kum yığınına çarpması neticesinde üç kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayda, fiilen sahada yol yapımından sorumlu şirketin ve sahada yol güvenliğinden sorumlu teknik ve ehil kişinin görevlendirilip görevlendirilmediğinin tespit edilebilmesi amacıyla ... Genel Müdürlüğü ile ... Mühendislik Şirketi- ... Limited Şirketi İş Ortaklığı arasında içme suyu inşaat yapım işi kapsamında 05.06.2017 tarihinde imzalanan sözleşme sonrasında, işin yapımına ilişkin görevlendirilen teknik personel listesinin ilgili idareye bildirilip bildirilmediği, bildirilmiş ise teknik personel listesinin temini ve sanık ...'ın sahada görevli şirketin ... Mühendislik Şirketi olduğuna yönelik iddiası doğrultusunda, ... Mühendislik Şirketi ile ... Limited Şirketi arasında sözleşmeye konu işin yapımı konusunda görev ve sorumluluk dağılımına ilişkin sözleşme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise sözleşmenin dosya kapsamına dahil edilmesi, sonrasında sorumluların tespiti ile dosyanın konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile kusur durumuna ilişkin görüş alınması, alınan raporda sanıklar haricinde başka yetkililere kusur atfedilmesi halinde ilgili şahıs veya şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunularak, haklarında iddianame tanzim edilmesi halinde dosyaların birleştirilerek yargılamaya devam edilmesi, haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi halinde ise soruşturma evrakının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına alınarak sanıkların hukuki durumlarının tespit ve tayini gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/2907, K. 2026/5256, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2026-2907-e-2026-5256-k-35382b0128ac