Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/2051 E. 2026/4648 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2051
- Karar No
- 2026/4648
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/ 432 E., 2025/ 718 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Kısmen kabul TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. Maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 235.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 4.290,00 TL maddi, 8000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen bozma kararı üzerine, dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince maddi tazminata ilişkin hüküm kurulmamış, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren İşleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olduğuna ve saire ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi gerektiğine ve saire ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda, Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/337 esas, 2018/497 karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının terör örgütüne üye olma 20.09.2017- 07.12.2017 tarihleri arasında 78 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat kararının 23.11.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı-tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, gözaltı-tutukluluk süresinin mahsuba konu yapılmadığı ve tutukluluk süresinin infaz gördüğü, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 gün ve 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 6100 sayılı HMK'da ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından HMK’nın 341/2. fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, kanun yolu başvuru sınırlarının, başvurulacak kanun yoluna göre değil kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerektiği,
Temyize konu karar tarihi itibariyle 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. Maddesinin ''12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
“(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” yürürlükte olduğu, buna göre miktar itibarıyla temyize tabi olduğu anlaşılarak tebliğnamede davalı vekilinin temyiz isteminin miktar bakımından kesin olduğundan bahisle reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1- Dairemizin bozma ilamı öncesi davacı lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin hükmün açıkça onanmadıkça kesinleşmiş sayılamayacağı gözetilmeden, bozma sonrası yapılan yargılama sonunda maddi tazminat konusunda karar verilmemiş olması,
2- Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin faiz istemi olmadığı gözetilmeden, hükmedilen manevi tazminata taleple bağlılık kuralı ihlal edilerek faiz işletilmesi,
3- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a bendi uyarınca İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2026 tarihinde karar verildi.