Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/17 E. 2026/4709 K. – Taksirle Yaralama
Konu: Taksirle Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/17
- Karar No
- 2026/4709
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Yaralama
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/235 E., 2021/21 K. SUÇ : Taksirle yaralama KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2018 tarihli ve 2016/252 Esas, 2018/772 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 16.04.2020 tarihli ve 2019/1191 Esas, 2020/526 sayılı kararı ile bozulmasını takiben yeniden yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-a.b.d, 62, 52. maddeleri gereğince 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2020/235 esas, 2021/21 karar sayılı kararının, miktar itibariyle kesin olarak verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 16.12.2025 tarihli ve 94660652-105-35-4036-2025-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.12.2025 tarihli ve KYB-2025/151078 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2025 tarihli ve KYB-2025/151078 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, 24.12.2015 tarihinde saat 22:20 sıralarında sanığın idaresindeki 35... plakalı otomobil ile ... istikametinden ... istikametine doğru ... Caddesi üzerinde sol şeritte seyir halindeyken ... köprü girişini 33 metre geçtiği esnada aracının ön kısımlarıyla, solunda bulunan orta refüjden başlayarak karşıdan karşıya geçmekte olan mağdur yaya ...'ya çarpması sonucu gerçekleştiği kabul edilen olayda İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
23.06.2017 tarihli bilirkişi raporu ile 05.04.2018 tarihli ...Kurumu raporuna göre sanığın anılan olayda kusursuz olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.03.2016 tarihli ve 2015/114331 Esas, 2016/8462 Soruşturma, 2016/7043 İddianame numaralı iddianamesiyle, sanık hakkında 24.12.2015 tarihinde işlediği taksirle yaralama suçundan, TCK'nın 89/1-2.b. maddesi gereğince cezalandırılmasına, aynı Kanunun 53. maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2018 tarihli ve 2016/252 Esas, 2018/772 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesi hükmünün katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 16.04.2020 tarihli ve 2019/1191 Esas, 2020/526 sayılı kararı ile uzlaşma hükümlerinin uygulanması gereği ve sanığın tali kusurlu olduğu gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gereğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2020/235 esas, 2021/21 karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-a.b.d, 62, 52. maddeleri gereğince 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Hukuki süreci yukarıdaki şekilde özetlenen dava dosyasına göre, 23.06.2017 tarihli bilirkişi raporu ile 05.04.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre sanığın anılan olayda kusursuz olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi nedenine dayalı olarak kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
6. Kanun yararına bozma, 5271 sayılı CMK'nın 3 09... . maddelerinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde, hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
7. Kanun yararına bozmaya, ancak istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık hâlinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Ciddi boyuta ulaşmayan ve sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi, bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Bu bağlamda delillerin takdir ve tercihinde hataya düşüldüğünden bahisle hükmün kanun yararına bozmaya konu edilmesinin, bu olağanüstü kanun yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacağında kuşku bulunmamaktadır.
8. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde, kanun yararına bozma talebine konu edilemeyecek hâllerden bahsedilmemiştir. Buna karşılık 26.10.1932 tarihli ve 29-12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları dışında kalan, hâkimin kanaat ve takdirine ait fiili sorunlardan dolayı kanun yararına bozmaya gidilemeyeceği vurgulanmıştır. Aynı şekilde 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile erteleme isteği hakkında olumsuz bir değerlendirme içeren ya da yasal gerekçe gösterilmeden bu isteğin reddine ilişkin olan kararlara karşı kanun yoluna başvurmanın olanaklı olmadığı kabul edilmiştir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli ve 2008/5-19 Esas, 2008/31 Karar sayılı kararında, hâkimin takdir yetkisini hatalı kullanmasına bağlı olarak ortaya çıkan ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hukuka aykırılıkların, 23.03.2010 tarihli ve 2010/2-29 Esas, 2010/56 Karar sayılı kararında da, kabul edip etmemenin mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararların kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 25.10.1993 tarihli ve 260/281 sayılı kararında, olaya ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilmişse delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı ifade edilmiştir.
9. Sonuç olarak kanun yararına bozma, olağanüstü, istisnai ve dar kapsamlı bir denetim yolu olup, hukuk güvenliği ve kesin hükmün otoritesinin korunması amacıyla, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümdeki her türlü hukuka aykırılık için değil, ancak uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları ve kanunda sınırlı olarak belirlenen nedenler üzerine gidilebilecek bir kanun yoludur.
10. Bu kapsamda kanun yararına bozma istemi değerlendirildiğinde; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ve kanun yararına bozma talebine konu edilen hüküm bakımından, mahkemece sanığın eylemi sabit görülerek sanık hakkında bu suçtan mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmakla, delil takdiri yapılarak sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde karar verildi.