Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/4417 E. 2026/4923 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4417
Karar No
2026/4923
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/998 Değişik iş SUÇ : Sahte belge düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme KARAR : İddianamenin iadesine kararına karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 30.07.2024 tarihli ve 2024/110926 Soruşturma, 2024/53935 Esas sayılı iddianamesinin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.08.2024 tarihli ve 2024/1118 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2024 tarihli ve 2024/998 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 03.09.2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve ...-...-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve KYB-2025/10033 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve KYB-2025/10033 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/07/2024 tarihli ve 2024/110926 soruşturma, 2024/53935 esas, 2024/41581 sayılı iddianamenin iadesine dair İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/08/2024 tarihli ve 2024/1118 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/09/2024 tarihli ve 2024/998 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/08/2024 tarihli kararı ile, şüphelinin soruşturma aşamasında alınan beyanında iddianameye konu şirket ile hiçbir ilgisinin olmadığını ve kendi adına olan şirketi ... isimli şahsın kurmuş olabileceğini beyan etmesi karşısında şüphelinin savunmalarına yönelik herhangi bir araştırmanın yapılmadığı, öncelikle şüphelinin imza yazı örnekleri alınarak şirket kuruluş evrakındaki imza yazıların şüphelinin el ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ve şüphelinin ifadesinde bahsettiği tanıkların beyanlarının alınması, ardından şüphelinin hukuki durumunun mevcut delillere göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;

Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklinde,

Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmı ile de ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde belirtildiği üzere;

Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında, defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma dosyası kapsamında, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 04/01/2024 tarihli vergi tekniği raporu ile aynı tarihli vergi suçu raporunun, 07/02/2024 tarihli mütalaa formunun bulunması karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu gibi, iade sebeplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade nedenleri arasında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;

a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,

b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, ...“ İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." Şeklinde düzenlenmiştir.

3. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.08.2024 tarihli ve 2024/1118 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile kanun yararına bozma isteminde belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesi gereğince iddianamenin iadesine karar verilmiştir.

4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli ... hakkında 2020 takvim yılında sahte belge düzenleme ve 2023 takvim yılında defteri kayıt ve belgeleri gizleme suçları yönünden vergi tekniği raporu ve vergi suçu raporu düzenlendiği, dosya içerisinde dava şartı olan olan mütalaanın yer aldığı, şüpheli ...'in kolluk ifadesinde; patronu olan B. E.'nin şirketi on günlüğüne üzerine geçirdiğini, şirketin asıl sahibinin M. I. Olduğunu, şirketin işleyişi ile kendisinin hiçbir ilgisi olmadığını beyan etmiş ise de; 04.01.2024 tarihli ve 2024-(2010-4-237)/3 sayılı vergi tekniği raporu ve eklerinin incelenmesinde; şirkette çalıştığı belirlenen kişilerden bir kısmının ifadelerinde şirketin sahibi olarak ...'i bildiklerini belirtilmeleri karşısında; dosya içeriğine göre kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin 5271 sayılı Kanun‘un 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.09.2024 tarihli ve 2024/998 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/4417, K. 2026/4923, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-4417-e-2026-4923-k-537fa50a2d06