Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/4247 E. 2026/5705 K. – Defter, Kayıt

Konu: Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4247
Karar No
2026/5705
Karar Tarihi
Konu
Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1216 E., 2024/1584 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Suruç 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/314 Esas, 2019/646 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2020/439 Esas, 2021/2814 Karar sayılı kararı ile "2013 yılına ait defter ve belgelerin ibrazı hakkındaki 04.07.2018 tarihli yazının 06.08.2018 tarihinde ikametgah adresinde eşi ...'e tebliğine rağmen, defter ve belgeleri ibraz etmeyen sanığın savunmasında iş yerinin üzerine kayıtlı olduğunu ancak tüm iş ve işlemleriyle eşinin ilgilendiği, eşinin 2016 yılı içinde iflas etmesi sonucu iş yerini kapattığını savunması karşısında, tebligat yapıldığı tarihte şirketin faal olmaması nedeniyle iş yerinde inceleme yapılmasının fiilen mümkün olmaması nedeniyle sanık tarafından eşi ...'e iş yerinin iş ve işlemlerini yürütmek üzere vekaletname verilip verilmediği araştırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13.Ceza Dairesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2020/439 Esas, 2021/2814 Karar sayılı bozma kararının, bozma kararı üzerine Suruç 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2022/154 Esas, 2023/625 Karar sayılı kararının hukuki değerden yoksun oldukları belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/4247, K. 2026/5705, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-4247-e-2026-5705-k-58a3a0e7ae79